E-Bülten

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,58 TL
1 € = 4,01 TL
13831672 Ziyaretçi

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No:1) devamı..

Tebliğin İlk Bölümü için TIKLAYIN..

V– PİŞMANLIKLA YA DA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER

 

6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile Kanunun yayımlandığı tarihten 2 Mayıs 2011 tarihine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden beyanname verilmesi ile 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunulması ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücrete tabi mükelleflerin gelir vergisi mükellefiyetlerine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

 

A- PİŞMANLIKLA BEYAN

 

6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmektedir.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

 

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/A) örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

 

6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde pişmanlık hükümlerine göre verilecek beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.

 

Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri gerekmekte olup bu mükellefler tarafından yapılacak başvuruların ilgili vergi dairesine kağıt ortamında yapılması uygun görülmüştür.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

 

Madde hükmünden, pişmanlık talebiyle verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.

 

Örnek 1- (T) Ltd. Şti. tarafından 24 Kasım 2009 tarihine kadar verilmesi gereken Ekim 2009 dönemine ait katma değer vergisi beyannamesi 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle 8 Mart 2011 tarihinde pişmanlıkla vergi dairesine verilmiştir. Pişmanlıkla verilen beyannameye istinaden ödenmesi gereken katma değer vergisi 1.200,-TL damga vergisi ise 19,90 TL’dir.

 

Bu durumunda; katma değer vergisinin tamamı ile pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi halinde, pişmanlık zammı ve vergi aslına bağlı olmayan cezanın tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Buna göre;

 

Pişmanlık Zammı Hesaplanan Süre

Alacak Tutarı

Pişmanlık Zammı Oranı

Pişmanlık Zammı Tutarı

Tahsili Gereken Alacak Aslı

Toplam

TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

26/11/2009-24/2/2011

1.200

% 27,05

324,60

1.200

% 12,90

154,80

 

 

Ödenecek Tutar

Katma Değer Vergisi

:

1.200,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Pişmanlık Zammı Yerine)

:

       154,80 TL

Damga Vergisi

:

      19,90 TL

TOPLAM

:

       1.374,70 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Pişmanlık Zammı

:

324,60 TL

Özel Usulsüzlük Cezası

:

1.000,00 TL

TOPLAM

:

1.324,60 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 1.374,70 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 1.324,60 TL tutarın tahsilinden vazgeçilecektir.

 

                3- Ödeme Süresi ve Şekli

 

                Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.


                4- Diğer Hususlar

 

Mükelleflerce Kanun kapsamında pişmanlıkla beyan edilen vergilerin Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi halinde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemler tesis edilecektir.

 

Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, borçluların Kanun kapsamında taksitlendirilen tutarların tamamının ödenmemesi halinde ödedikleri tutarlar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı hüküm altına alınmış olmakla birlikte, Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen pişmanlıkla beyan hükümleri 213 sayılı Kanunun “Pişmanlık ve ıslah” başlıklı 371 inci maddesi hükümleri esas alınarak düzenlendiğinden 6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında yapılan kısmi ödemelerde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve kısmen pişmanlık ihlali söz konusu olamayacağından mükellefler ödedikleri tutar kadar bu madde hükmünden yararlanamayacaktır. Bu takdirde yapılan ödemeler ödeme tarihleri esas alınarak bu kapsamda beyan edilen alacaklara mahsup edilecektir. Bu Tebliğin (II/B-2-c) bölümünde belirtilen alacaklar için de bu açıklamaya göre işlem yapılacaktır.

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden şartların ihlali halinde, kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri, Kanunun 20 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince taksit ödeme süresince işlemeyeceğinden, pişmanlık hükümlerinin ihlali üzerine kesilecek cezalarda zamanaşımı süresi bu hüküm dikkate alınarak tayin edilecektir.

 

Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre pişmanlıkla beyanname verilmesinin bu beyannameler hakkında vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği tabiidir.

 

B- KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLAR

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gecikme faizi ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

 

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/B) örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

 

6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde kendiliğinden verilecek beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.

 

Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri gerekmekte olup bu mükellefler tarafından yapılacak başvuruların ilgili vergi dairesine kağıt ortamında yapılması uygun görülmüştür.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

 

Madde hükmünden, 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır. Bu hükme göre yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu şekilde verilen beyannameler üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödeme yapmasını müteakip terkin edilecektir.

 

3- Ödeme Süresi ve Şekli

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.

 

4- Diğer Hususlar

 

a) 6111 sayılı Kanuna göre kendiliğinden beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında vergi incelemesi ve yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.

 

b) 6111 sayılı Kanun vergiler açısından, 31/12/2010 tarihinden önceki dönemleri, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannameleri kapsamaktadır.

 

Buna göre, 2010 takvim yılı 1, 2 ve 3 üncü geçici vergi dönemleri ile daha önceki dönemler Kanunun kapsamına girmekte, 2010 takvim yılı 4 üncü geçici vergi dönemi girmemektedir.

 

Kanun kapsamına giren bu dönemlere ilişkin beyannamelerin kanuni sürelerinde verilmemiş olması veya eksik beyanda bulunulmuş olması halinde de mükelleflerin Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır. Bu takdirde, ödenecek taksit tutarları içerisinde geçici vergi asıllarının yer alıp almayacağı yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni süresinde verilmesi şartına bağlı olarak, Kanun kapsamında beyannamelerin verildiği tarih esas alınarak belirlenecektir.

 

C- EMLAK VERGİSİ BİLDİRİMİ

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

 

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi bildirimlerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili belediyelere vermeleri gerekmektedir.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

 

Madde hükmünden, 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.

 

Bu hükme göre yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payına ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu şekilde verilen beyannameler üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemelerini yapmasını müteakip terkin edilecektir.

 

3- Ödeme Süresi ve Şekli

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ilgili belediyelere ödenecektir.


D- DİĞER ÜCRET GELİRİ ELDE EDENLERİN BEYANI

 

                Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 193 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücret mükelleflerinin; 2011 yılı Mart ayı sonuna kadar vergi dairelerine başvurarak, 2011 takvim yılına ilişkin gelir vergilerini tarh ettirmeleri ve karnelerine işlettirmeleri kaydıyla (2011 yılı Şubat ayı içerisinde vergilerini tarh ettiren diğer ücret mükellefleri dahil) önceki dönemlere ilişkin olarak herhangi bir vergi ve ceza aranmayacağı hükme bağlanmıştır. İşverenlerin diğer ücretlilere ait kimlik bilgileri ve vergi karnesi ile yapacakları başvurular da bu kapsamda değerlendirilecektir.

 

Diğer taraftan, diğer ücret geliri elde edenlerden daha önce mükellefiyet kaydını yaptırmamış olanların işe başlama tarihi olarak bu Kanuna göre yaptıkları müracaat tarihi esas alınacaktır. Daha önceki yıllarda başka vergi dairelerine karnelerini ibraz ederek vergilerini tarh ettiren mükellefler, başvurularında bu vergi dairelerini de belirteceklerdir.

 

VI– MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

 

6111 sayılı Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerinde yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer vergisinde matrah ve vergi artırımı uygulamasına ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

 

A- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER

 

Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri 2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yılları için 6111 sayılı Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.

 

Aynı şekilde,

 

- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,

- Serbest meslek ödemelerinden,

- Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait ödemelerden,

- Kira ödemelerinden,

- Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,

- Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden

 

gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar da bu ödemelerine ilişkin olarak bu yıllarla ilgili vergi artırımında bulunabileceklerdir.

 

Adi ortaklıklar ve kollektif şirketlerde ortaklar, komandit şirketlerde komandite ortaklar ile adi komandit şirketlerde komanditer ortaklar da anılan yıllar için matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.

 

Sözü edilen yıllara ilişkin vergi matrahlarının takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmiş ve/veya haklarında vergi incelemesine başlanılmış olan mükellefler de matrah ve vergi artırımından faydalanabileceklerdir.

 

Beyanname vermekle birlikte zarar, indirim ve istisnalar nedeniyle matrah ve vergi beyan etmeyen ya da ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri de matrah ve vergi artırımı yapabileceklerdir.

 

Kurumlar vergisi mükellefleri, anılan yıllarla ilgili olarak vermiş oldukları beyannamelerinde kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre veya aynı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre tevkifata tabi kazanç ve iratlarının bulunması halinde, bu tevkifat matrahlarını da artıracaklardır. 

 

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine göre kurumlar vergisinden muaf bulunan ve bu nedenle kurumlar vergisi beyannamesi ile muhtasar beyanname vermemiş olan kooperatifler de 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Öte yandan, 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunmayan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi mükelleflerinin, Kanunun 5 inci maddesine göre, kapsama giren dönemlere ilişkin olarak pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunmaları da mümkün bulunmaktadır. Ancak idarenin, pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunan mükellefler hakkında, pişmanlık hükümlerine göre beyanda bulundukları dönemler için vergi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak tarhiyat hakkı saklıdır.

 

B- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VE ŞEKLİ

 

1- Başvurunun Süresi

 

6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerinde başvuru süresi, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonu olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

 

Buna göre, matrah ve vergi artırımında bulunmak isteyen gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri, Kanunda ve bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslar dahilinde, 2 Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden artırımda bulunabileceklerdir.

 

Mükellefler, en geç 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine başvurmadıkları takdirde, 6111 sayılı Kanunla getirilen matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanamayacaklardır.


2- Başvurunun Şekli

 

6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri uyarınca verilmesi gereken bildirimlerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.

 

Artırıma ilişkin yılda elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayan ancak bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibariyle bu kapsamda olan mükellefler de matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerini elektronik ortamda göndermek zorundadırlar.

 

Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin başvurular; gelir, kurumlar veya katma değer vergileri mükellefiyeti yönünden bağlı olunan ya da muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.

 

Bu Tebliğin yayımlanmasından önce mükellefiyeti sona erenler ile hakkında mükellefiyet tesis edilmemiş olanların, 6111 sayılı Kanun kapsamında verilecek söz konusu bildirimleri elektronik ortamda gönderme zorunlulukları bulunmamaktadır.

 

Matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin ölüm, gaiplik, tasfiye veya devir ya da tam bölünme gibi durumlarda birden fazla kişi tarafından birlikte verilmesinin gerekli olduğu hallerde, söz konusu bildirimlerin kağıt ortamında verilmesi gerekmektedir.

 

Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımına yönelik başvurularını, bağlı bulundukları vergi dairelerine kağıt ortamında yapmaları ve artırım üzerine hesaplanan vergileri anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini de başvuruları sırasında belirtmeleri icap etmektedir.

 

Diğer taraftan, mükelleflerce matrah ve vergi artırımına ilişkin olarak yapılacak başvuruların, esas itibarıyla, mükellef veya mükellefi temsile yetkili kişilerce yapılması gerekmektedir.

 

6111 sayılı Kanun kapsamındaki 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında gelir, kurumlar veya katma değer vergileri ile muhtasar beyanname yönünden değişik vergi dairelerinin mükellefi olanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin, en son mükellefiyetleri bulunan vergi dairelerine verilmesi gerekmekte olup, bu bildirimlere dayanılarak tarh edilecek vergiler hakkında söz konusu vergi daireleri tarha yetkili kılınmıştır.

 

Öte yandan, vergi artırımı kapsamına giren dönemler için muhtasar beyanname yönünden merkez veya şubeleri için ayrı ayrı mükellefiyetleri bulunan ve vergi artırımından yararlanmak isteyen mükelleflerin, merkez ve her bir şube için ayrı ayrı vergi artırımında bulunmaları gerekmektedir.


C- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE ARTIRIM

 

1- Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı

 

a) Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı

 

2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamelerinde vergiye tabi gelir (matrah) beyan eden gelir vergisi mükelleflerinin bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;

 

2006 yılı için ................................................... %30,

2007 yılı için ................................................... %25,

2008 yılı için ................................................... %20,

2009 yılı için ................................................... %15

 

oranlarından az olmamak üzere artırılması gerekmektedir. (Ek:7) Dilerlerse mükellefler, ilgili yıllar için, bu oranların üzerinde artırımda bulunabileceklerdir. Gelir vergisi mükellefleri için artırıma esas olacak matrah, üzerinden gelir vergisi hesaplanan matrah olacaktır.

 

Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak artırılan matrahların tutarı;

 

aa) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı için;

 

2006 yılı için ..................................................   9.550 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 10.320 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 11.220 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 12.230 TL’den,

 

ab) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri için;

 

2006 yılı için .................................................. 6.370 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 6.880 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 7.480 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 8.150 TL’den,

 

ac) Ticari kazancı sadece basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri için;

                                                                                                                                       

2006 yılı için ..................................................    955 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 1.032 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 1.122 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 1.223 TL’den,


ad) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri için;

 

2006 yılı için .................................................. 1.910 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 2.064 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 2.244 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 2.446 TL’den,

 

ae) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir vergisi mükellefleri için;

 

2006 yılı için .................................................. 6.370 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 6.880 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 7.480 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 8.150 TL’den

               

az olmayacaktır.

 

af) Özellik arzeden durumlar

 

Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, beyannamelerinde diğer gelir unsurlarının bulunması halinde söz konusu mükellefler, durumlarına göre, Tebliğin bu bölümünün (aa) veya (ab) alt bölümünde yer alan asgari matrahları dikkate almak suretiyle matrah artırımında bulunacaklardır.

 

Beyannamelerinde, ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dahil) beyan eden gelir vergisi mükellefleri için, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlar esas alınacaktır.

 

Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında beyannamelerinde vergiye tabi başka gelir unsurları beyan eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat beyan eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.

 

Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.

 

Ayrıca, ilgili yıllar için 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca matrah artırımında bulunan gelir vergisi mükellefleri, mesken olarak kiraya verilen binalardan elde edilen kira gelirlerine ilişkin olmak üzere o yıl için belirlenen istisna tutarlarını matrah artırımı yaparken dikkate almayacaklardır.

 

Verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde birden fazla gelir unsuru bulunan mükellefler, matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde yer alan toplam matrah üzerinden yapacaklar, gelir unsurlarının bir kısmı itibarıyla artırımda bulunmayacaklardır.

 

Matrah artırımı talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak gelir vergisi mükelleflerinin ölümü veya gaipliği halinde, bu mükelleflerin varisleri, muris adına matrah artırımında bulunabilirler. Bu takdirde, tüm mirasçıların birlikte matrah artırımında bulunması gerekeceği tabiidir. Ancak şahsi ticari işletmenin faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi halinde,  bu faaliyeti devam ettiren mirasçı veya mirasçıların matrah artırımında bulunması yeterli olacaktır.

 

ag) Konuya ilişkin örnekler

 

Örnek 1- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (A)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 40.000 TL, 2007 yılı için 50.000 TL, 2008 yılı için 70.000 TL ve 2009 yılı için ise 90.000 TL’dir.

 

Mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı bu Tebliğin (VI/C-3) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

Gelir Vergisinin Hesabı

 

Yıllar

İlgili Yıllar Vergi Matrahı (TL)

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı (TL)

(1x2)

(3)

Asgari Matrah (TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

(6)

Ödenecek

Gelir

Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)

2006

40.000

% 30

12.000

9.550

12.000

% 20

2.400

2007

50.000

% 25

12.500

10.320

12.500

% 20

2.500

2008

70.000

% 20

14.000

11.220

14.000

% 20

2.800

2009

90.000

% 15

13.500

12.230

13.500

% 20

2.700

Toplam

10.400

 

Mükellefin ilgili yıllarda beyan ettiği matrahlara uygulanan artırım oranları sonucu asgari matrahlardan yüksek tutarda matrah artırımı yaptığı görülmektedir.

 

Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 10.400 TL olacaktır.   

 

Ödeme

 

Peşin ödeme durumunda; 10.400 TL defaten ödenecektir.

 

Ödemenin taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı varsayıldığında;

 

- 6 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:   [(10.400 x 1,05)/6=]  1.820 TL,

 

- 9 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:   [(10.400 x 1,07)/9=]  1.236,44 TL,

 

- 12 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,10)/12=]   953,33 TL,

 

- 18 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,15)/18=]   664,44 TL

 

olacaktır.

 

Mükellefin tercihte bulunduğu taksit tutarlarını süresinde ödememesi, matrah artırımı hükümlerinden yararlanmasına engel teşkil etmemekle birlikte, süresinde ödenmeyen taksitler 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranında gecikme zammı tatbik edilmek suretiyle takip ve tahsil edilecektir.

 

Örnek 2- Serbest meslek erbabı (C)'nin 2008 yılı gelir vergisi beyannamesinde beyan ettiği gelir vergisi matrahı 85.000 TL’dir. Mükellefin bu matraha ilişkin beyan ettiği gelirleri aşağıdaki gibidir.

 

Serbest meslek kazancı

20.000,- TL

Birinci işverenden alınan ücret

24.000.- TL

İkinci işverenden alınan ücret

23.000.- TL

Kira geliri

18.000.- TL

 

Mükellef, 2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin matrah artırımına ilişkin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

2008 yılı Gelir Vergisi Matrahı                                   85.000 TL

2008 yılı için Artırım Oranı                                         %20

Artırılan Matrah Tutarı (85.000 x %20=)                  17.000 TL

Kanunla Belirlenen Asgari Matrah                          11.220 TL

 

Yıl

İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)

 

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı (TL) (1x2)

(3)

Asgari Matrah

(TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den  Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5x6)

(7)

2008

85.000

% 20

17.000

11.220

17.000

% 15

2.550

 

Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 17.000 TL’dir. Mükellefin beyanı, Kanuna göre serbest meslek mükelleflerinin 2008 yılı için belirlenmiş asgari matrah tutarından (11.220 TL) fazla olduğundan, mükellefin beyanı esas alınacaktır.

 

Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergilerin süresinde ödendiği ve mükellefin bu vergi türleri için Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanmadığı varsayılarak vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.

 

Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 2.550 TL olacaktır. 

 

Ödeme

 

Peşin ödeme durumunda; 2.550 TL defaten ödenecektir.

 

Ödemenin taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı varsayıldığında;

 

- 6 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:   [(2.550 x 1,05)/6=]           446,25 TL

 

- 9 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:   [(2.550 x 1,07)/9=]           303,17 TL

 

- 12 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,10)/12=]         233,75 TL

 

- 18 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,15)/18=]         162,92 TL

 

olacaktır.

 

Örnek 3- Serbest meslek erbabı (A)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 18.500 TL, 2007 yılı için 24.000 TL, 2008 yılı için 60.000 TL ve 2009 yılı için ise 50.000 TL’dir.

 

Mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.

 

 

Yıllar

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Asgari Matrah Tutarı

(TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5 x 6)

 

 

(7)

 

2006

 

18.500

 

%30

 

5.550

 

9.550

 

9.550

 

%20

 

1.910

 

2007

 

24.000

 

%25

 

6.000

 

10.320

 

10.320

 

%20

 

2.064

 

2008

 

60.000

 

%20

 

12.000

 

11.220

 

12.000

 

%20

 

2.400

 

2009

 

50.000

 

%15

 

7.500

 

12.230

 

12.230

 

%20

 

2.446

Toplam

8.820

 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 8.820 TL olacaktır.     

 

Ödeme

 

Ödemenin peşin yapıldığı varsayıldığında, 8.820 TL defaten ödenecektir.

 

Örnek 4- Sadece basit usulde vergilendirilen (A)’nın ticari kazancına ilişkin olarak 2006 yılı için beyan ettiği gelir vergisi matrahı 5.000 TL’dir.

 

Mükellef, 2006 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

 

 

Yıl

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Asgari Matrah Tutarı

(TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5 x 6)

 

 

(7)

 

2006

 

5.000

 

%30

 

1.500

 

955

 

1.500

 

%20

 

300

 

Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 300 TL olacaktır.

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(300 x 1,15)/18=] 19,17 TL olacaktır.

 

Örnek 5- Ticari kazancı basit usulde vergilendirilen (A)’nın 2008 yılı için beyan ettiği gelir vergisi matrahı 4.800 TL’dir. Mükellefin matrahının 2.000 TL’si basit usulde ticari kazanç, 2.800 TL’si konut kira gelirinden oluşmaktadır.

 

Mükellef, 2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

2008 yılı Gelir Vergisi Matrahı                               4.800 TL

2008 yılı İçin Artırım Oranı                                     %20

Artırılan Matrah Tutarı (4.800 x %20=)                960 TL

Kanunla Belirlenen Asgari Matrah                      7.480 TL


 

 

 

 

Yıl

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Asgari Matrah Tutarı (TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5 x 6)

 

 

(7)

 

2008

 

4.800

 

%20

 

960

 

7.480

 

7.480

 

%20

 

1.496

 

Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 960 TL’dir. Ancak, 6111 sayılı Kanuna göre basit usul mükelleflerinin beyana tabi gelirinin yanında beyan edilen başka bir gelirinin de bulunması nedeniyle artırımda bulunacakları asgari matrahın tespitinde, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrah tutarları esas alınacaktır. Buna göre asgari matrah tutarı, 7.480 TL’den aşağı olamayacağından hesaplamada bu tutar dikkate alınacaktır.

 

Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 1.496 TL olacaktır.

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(1.496x1,15)/18=] 95,58 TL olacaktır.

 

Örnek 6- Üç ayrı işverenden elde ettiği ücret gelirinden dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi vermiş olan mükellef (G)’nin 2009 yılındaki vergi matrahı 65.000 TL’dir. Ücret gelirinin tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunmaktadır.

 

Birinci işverenden alınan ücret

26.000,- TL

İkinci işverenden alınan ücret

24.000,- TL

Üçüncü işverenden alınan ücret

15.000,- TL

 

Mükellef, 2009 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde  bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

 

 

 

Yıl

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Asgari Matrah Tutarı

(TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5 x 6)

 

 

(7)

2009

65.000

%15

9.750

8.150

9.750

%15

1.462,50

 


Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergiler zamanında ödenmiş ve bu vergi türleri için 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanılmadığından vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.

 

Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi       1.462,50 TL olacaktır.

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(1.462,50x1,15)/18=] 93,44 TL olacaktır.

 

b) Mükellefiyet Kayıtları Olup da Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olanların Matrah Artırımı

 

2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak,

 

-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde zarar beyan eden mükellefler,

-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen mükellefler,

-Mükellefiyet kayıtları olup da beyanname vermemiş olan mükellefler,

-İlgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar

 

bu bölümdeki açıklamaları esas alarak matrah artırımından yararlanabileceklerdir (Ek:7).

 

ba) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı;

 

2006 yılı için ..................................................   9.550 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 10.320 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 11.220 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 12.230 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması halinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır.


bb) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için .................................................. 6.370 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 6.880 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 7.480 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 8.150 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükelleflerinin, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması halinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır.

 

bc) Ticari kazancı sadece basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için ..................................................    955 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 1.032 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 1.122 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 1.223 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

bd) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için .................................................. 1.910 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 2.064 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 2.244 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 2.446 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

be) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için .................................................. 6.370 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 6.880 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 7.480 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 8.150 TL’den

 

az olmamak üzere, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlar üzerinden matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dahil) elde  eden gelir vergisi mükellefleri, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen ve yukarıda yer alan asgari matrahları esas alacaklardır.

 

bf) Özellik arzeden durumlar

 

Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında vergiye tabi başka gelir unsurları elde eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat elde eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.

 

Diğer taraftan, ticaret şirketleri, 213 sayılı Kanun uyarınca birinci sınıf tüccar olarak değerlendirildiklerinden, kollektif şirketlerde ortaklar ile komandit şirketlerde komandite ortaklar, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler hakkında yapılan açıklamalar çerçevesinde matrah artırımında bulunabileceklerdir. Adi komandit şirketlerin, menkul sermaye iradı elde eden komanditer ortakları da bu iratlarla ilgili olarak matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Adi ortaklıklarda ortaklar, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda olduklarından bunlar, yukarıda açıklanan esaslardan durumlarına uyan şekilde matrah artırımında bulunabileceklerdir.

 

bg) Konuya ilişkin örnekler

 

Örnek 7- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (K)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 18.500 TL ve 2007 yılı için 44.000 TL’dir. Mükellef diğer yıllar için beyanname vermemiştir.

 

Bu mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Mükellefin, 6111 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.

 

 

 

Yıllar

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı (TL)

(1x2)

 

 

(3)

Asgari Matrah

Tutarı (TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah

Tutarı (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Kanuna Göre Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)

(5 x 6)

 

(7)

2006

18.500

%30

5.550

9.550

9.550

%20

1.910

2007

44.000

%25

11.000

10.320

11.000

%20

2.200

2008

-

%20

-

11.220

11.220

%20

2.244

2009

-

%15

-

12.230

12.230

%20

2.446

Toplam

8.800

 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 8.800 TL olacaktır.     

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapılacağı varsayıldığında, taksit tutarı: [(8.800x1,15)/18=] 562,22 TL olacaktır.

 

Örnek 8- Gerçek kişi (B), 2009 yılında kira geliri elde etmiş olduğu halde, bu gelirini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakmış ve mükellefiyet tesis ettirmemiştir.

 

Mükellef, 2009 yılı için gelir vergisi matrahını, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine, sadece gayrimenkul sermaye iradı elde ettiğini belirterek başvurmuştur.

 

Bu mükellefin ilgili yıl için belirlenen asgari matrahtan az olmamak üzere matrah beyan etmesi gerekmektedir.

 

Buna göre, mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

Yıl

Beyan Edilen Matrah Tutarı

(TL)

 

(1)

Asgari Matrah

Tutarı (TL)

 

(2)

Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL)

(1 veya 2’den Fazla Olanı)

(3)

Vergi Oranı

 

 

(4)

Kanuna Göre Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(3 x 4)

(5)

2009

YOK

2.446

2.446

%20

489,20

 

Mükellefin ödeyeceği vergi tutarı 489,20 TL olacaktır.

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(489,20x1,15)/18=] 31,25 TL olacaktır.

 

2- Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı

 

a) Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı

 

2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde vergiye tabi kurum kazancı (matrah) beyan eden kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;

 

2006 yılı için ................................................... %30,

2007 yılı için ................................................... %25,

2008 yılı için ................................................... %20,

2009 yılı için ................................................... %15

 

oranlarından az olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:8). Dilerlerse mükellefler ilgili yıllar için bu oranların üzerinde artırımda bulunabileceklerdir. Kurumlar vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanun çerçevesinde artırıma esas olacak matrah, doğrudan üzerinden kurumlar vergisi hesaplanan kurumlar vergisi matrahı olacaktır.

 

Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak kurumlar vergisi mükelleflerince artırılan matrahların tutarı;

 

2006 yılı için .................................................19.110 TL’den,

2007 yılı için .................................................20.650 TL’den,

2008 yılı için .................................................22.440 TL’den,

2009 yılı için .................................................24.460 TL’den

 

az olmayacaktır.

 

Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.

 

b) Mükellefiyet Kayıtları Olup da Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olan Kurumların Matrah Artırımı

 

2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyeti bulunduğu halde, bu mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa olsun yerine getirmeyerek ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş ve kazanç elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve kazançlarını vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan mükellefler ile bu yıllara ilişkin olarak verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen ya da zarar beyan eden kurumlar vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için .................................................19.110 TL’den,

2007 yılı için .................................................20.650 TL’den,

2008 yılı için .................................................22.440 TL’den,

2009 yılı için .................................................24.460 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir (Ek: 8).

 

Tasfiye halinde bulunan kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin yıllar için matrah artırımında bulunmaları, tasfiye bitiş beyannamesinin verilmesi üzerine 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılacak olan incelemelere engel teşkil etmemektedir. Ancak, matrah artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye karı üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilebilecektir.

 

5520 sayılı Kanun uyarınca yapılan devirlerde, devrolan kurumun tüm hak ve yükümlülükleri devir alan kuruma intikal ettiğinden, devir suretiyle infisah eden ve ticaret sicilinden silinerek mükellefiyet kayıtları kapatılan kurumlar adına devir alan kurumlar tarafından matrah ve vergi artırımında bulunulması ve Kanunun öngördüğü imkanlardan yararlanılması mümkündür.

 

Aynı şekilde anılan Kanun uyarınca gerçekleştirilen tam bölünme işlemlerinde de bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar birlikte, bölünen kurum adına matrah ve vergi artırımında bulunulabilecektir.

 

Diğer taraftan, 5904 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesine eklenen dokuzuncu fıkraya göre, ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren kurumlar vergisi mükellefleri hakkında 5904 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 3/7/2009 tarihinden itibaren kesilecek vergi cezaları dahil kurumlar vergisi, katma değer vergisi vb. her türlü vergi tarhiyatı,

 

-Tasfiye öncesi dönemler için, müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi biri adına,

 

-Tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa müteselsilen sorumlu olmak üzere bunlardan herhangi biri adına

 

yapılmaktadır.

 

Artırım talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmiş olmaları halinde, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan bir şirket adına 6111 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunmak üzere bildirim veya beyanda bulunulması mümkün değildir.

 

Ancak, söz konusu kurumların kanuni temsilcilerinin veya tasfiye memurlarının, anılan Kanun kapsamında kendileri tarafından (tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmiş olan kurumların kanuni temsilcisi veya tasfiye memuru olduklarına dair bilgileri de ihtiva eden) bildirim veya beyanlar ile artırımdan yararlanmaları mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede, tasfiye öncesi dönemler için, kanuni temsilciler hep birlikte; tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa tüm tasfiye memurları birlikte matrah ve vergi artırımında bulunabilecektir.

 

3- Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı ve Matrah Beyanında Uygulanacak Vergi Oranları

 

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince bu Tebliğin (VI-C/1) ve (VI-C/2) bölümlerinde belirtilen şekilde artırılan veya beyan edilen matrahlara % 20 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır.

 

6111 sayılı Kanun hükümlerine göre artırılan veya beyan edilen matrahlar üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için ayrıca herhangi bir vergi ya da fon hesaplanmayacak ve ödenmeyecektir.

 

Artırılan bu matrahlar üzerinden geçici vergi de hesaplanmayacaktır.

 

Öte yandan, matrah artırımında bulunmak istedikleri yıllara ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini kanuni süresinde vermiş ve bu beyannameler üzerinden anılan beyannamelere ilişkin damga vergisi de dahil olmak üzere tahakkuk eden vergilerin tamamını süresinde ödemiş bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu vergi türlerine ilişkin olarak herhangi bir dönem için 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olmaları şartıyla, Kanunun 6 ncı madde hükmüne göre artırdıkları matrahlara % 20 yerine % 15 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır. % 15 oranının belirlenmesinde, maddede öngörülen şartların her yıl için ayrı ayrı dikkate alınması gerekmektedir.

 

Örneğin, 2006 yılına ilişkin olarak matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi mükellefinin bu döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini süresinde verip, beyanname üzerinden tahakkuk eden kurumlar vergisini süresinde ödemesi halinde, bu vergi türü için diğer dönemler de dahil olmak üzere 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olması şartıyla, bu mükellef, matrah artırım tutarı üzerinden %15 oranında vergilendirilecektir. Söz konusu mükellefin anılan döneme ilişkin olarak daha sonra pişmanlık hükümlerine göre veya kendiliğinden düzeltme beyannamesi vermesi de artırılan matraha %15 oranının uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.

 

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin süresinde vermiş oldukları yıllık beyannamelerde, zarar beyan edilmiş olması veya ilgili kanunlarda yer alan istisna uygulaması, indirim ve mahsuplar nedeniyle ödenecek vergi çıkmamış olması durumunda da bu mükelleflerce artırılan matrahlara da % 15 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.

 

Bu şekilde indirimli oranda vergi ödeme hakkı bulunan mükelleflerin başvurularında, bu hususu, başvuruda kullanılan bildirimin ilgili sütununda belirtmeleri gerekmektedir.

 

4- 193 sayılı Kanunun Geçici 61 inci Maddesi ve Geçici 67 nci Maddesinin Sekizinci Fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci Maddesinin Üçüncü Fıkrasına Göre Vergi Tevkifatına Tabi Kazanç ve İratları Bulunan Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı

 

a) Yatırım İndirimi İstisnası Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı

 

193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesinde, 24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki yatırımlarla ilgili yatırım harcamalarına (teşvik belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen iktisadî kıymetler için yapılan harcamalar hariç), yatırım indirimi uygulamasına ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun bu tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlerinin uygulanacağı, bu şekilde yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar ile anılan tarihten önce gerçekleşen yatırımlar üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz olması nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım indiriminden yararlanan kazançlar üzerinden dağıtılsın, dağıtılmasın %19,8 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.

 

Bu Tebliğin (VI-C/2) bölümüne göre matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı zamanda 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesi kapsamında vergi tevkifatına tabi kazançlarının bulunması halinde, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazançlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek: 9).

 

Bir başka ifade ile 2006, 2007 ve 2008 yıllarında vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamelerinde kurumlar vergisine tabi matrah beyan eden, matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden mükelleflerin, bu dönemlere ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi kazançları ile ilgili olarak vergi artırımı veya matrah beyanında bulunabilmeleri için, bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen şekilde kurumlar vergisi matrahlarını da artırmaları zorunludur.

 

Buna göre, yukarıda belirtilen her iki duruma uygun artırımda bulunmayan mükelleflerin 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün değildir.

 

Diğer taraftan, yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar üzerinden anılan hüküm uyarınca yapılan vergi tevkifatı, ilgili yılın kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği vergilendirme dönemine ait muhtasar beyannameyle bu vergilendirme dönemini izleyen ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar beyan edilmektedir. 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarına göre yapılacak vergi artırımı ve matrah beyanı yıl bazında yapılmakla birlikte, söz konusu yıla ilişkin olarak anılan hüküm uyarınca vergi artırımı veya matrah beyan edilmesi halinde, bu yıla ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesinden indirilen yatırım indirim istisnasına tabi kazançlar için vergi tevkifatı yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

Örneğin, hesap dönemi takvim yılı olan bir kurumlar vergisi mükellefinin kurumlar vergisi matrah artırımı ile birlikte, 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarına göre 2006 yılı için vergi artırımı ve matrah beyanında bulunması durumunda, bu yıla ilişkin olarak Nisan 2007 vergilendirme dönemine ait muhtasar beyanname ile beyan edilen yatırım indirim istisnasına tabi kazançlar için vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olması söz konusu olmayacaktır.

 

Öte yandan, 6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tevkifata tabi kazanç ve iratların, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde istisna uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden araştırılabileceği tabidir.

 

aa) Yatırım indirimi istisnasına tabi kazançları bulunan ve bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri

 

Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, yatırım indirimi istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması halinde, bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen vergilerini;

 

2006 yılı için ..........................................................................%30,

2007 yılı için ..........................................................................%25,

2008 yılı için ..........................................................................%20

 

oranlarından az olmamak üzere artırarak ödemeleri kaydıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Yukarıda açıklandığı üzere, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi kazançların daha önce beyan edilmiş olması kaydıyla bu kazanç ve iratların matrahı artırılmamakta, vergileri artırılmaktadır.

 

ab) Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde yatırım indirimi istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç bulunan ve bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler

 

Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde, yatırım indirimi istisnasına tabi kazancı bulunduğu halde, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlara ilişkin tevkifat matrahlarını;

 

2006 yılı için .................................................  9.555 TL’den,

2007 yılı için .................................................10.325 TL’den,

2008 yılı için .................................................11.220 TL’den

 

az olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden % 15 oranında vergi hesaplamaları ve ödemeleri gerekmektedir.

 

b) Yatırım Fon ve Ortaklıklarında Kurum Bünyesinde Yapılan Vergi Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı

 

5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile kurumlar vergisinden istisna edilen;

 

- Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,

 

- Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,

 

- Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,

 

- Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,

 

- Konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının kazançları

 

dağıtılsın dağıtılmasın, 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile vergi tevkifatına tabi tutulmuş bulunmaktadır.


193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile yatırım ortaklıklarının kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy işletmeciliğinden doğan kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın vergi tevkifatına tâbi tutulmaktadır.

 

2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları için tevkifat oranı ilgili dönemde %0 olarak uygulanmış olup, menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıkları için 1/10/2006 tarihine kadar tevkifat oranı %10, 1/10/2006 tarihinden itibaren ise %0 olarak uygulanmıştır.

 

Öte yandan, portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları için tevkifat oranı 2006 ve 2007 yılları için %15 oranında uygulanmış bulunmaktadır.

 

Bu nedenle, anılan fon ve ortaklıkların, kurum bünyesinde yapılması gereken söz konusu vergi tevkifatına ilişkin olarak, vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek: 9).

 

Anılan fon ve ortaklıkların ilgili yıllarda münhasıran portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunmuş olmaları halinde, portföy işletmeciliği kazançlarının tamamı 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre kurumlar vergisinden istisna edilmiş olduğundan beyannamede kurumlar vergisi matrahı oluşmamaktadır. Bu itibarla anılan fon ve ortaklıklar, kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmaksızın, vergi tevkifatına tabi portföy işletmeciliği kazançları üzerinden kurum bünyesinde yapılacak vergi tevkifatı için matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.

 

Diğer taraftan, anılan fon veya ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançlarının dışında istisna kapsamında olmayan kazanç ve iratlarının bulunması halinde, bu kazançları bakımından vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen şekilde matrah ve vergi artırımı yapmaları zorunludur.

 

Öte yandan, 6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tevkifata tabi kazanç ve iratların, kurumlar vergisi beyannamesinde istisna uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden idarece araştırılabileceği tabiidir.

 

ba) 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri

 

Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması halinde, bu mükellefler, anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen vergilerini;

 

-Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için %30 oranından,

 

-Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için %30, 2007 yılı için % 25 oranından

 

az olmamak üzere artırarak ödemeleri suretiyle 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

bb) Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler

 

Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutulması gereken kazançları bulunduğu halde, bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazançlara ilişkin tevkifat matrahlarını;

 

-Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için 9.555 TL’den,

 

-Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için 9.555 TL’den, 2007 yılı için 10.325 TL’den

 

az olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden % 15 oranında vergi ödemeleri gerekmektedir.

 

c) Dağıtılan Kar Paylarından Yapılan Vergi Tevkifatının Durumu

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci ve 30 uncu maddesinin üçüncü ve altıncı fıkralarında kar dağıtımına bağlı vergi tevkifatı ile dar mükelleflerce ana merkeze aktarılan tutarlar üzerinden yapılacak vergi tevkifatı hükümleri yer almaktadır.

 

6111 sayılı Kanunda, anılan hükümler yönünden matrah ve vergi artırımına ilişkin bir hükme yer verilmediğinden, 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarının dağıtımı sırasında yapılmakta olan vergi tevkifatı, tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre matrah ve vergi artırımına konu edilemeyecektir.


d) Konuya İlişkin Örnekler

 

Örnek 9- (K) Anonim Şirketinin 2008 yılına ilişkin olarak vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesinde beyan ettiği kazanç 800.000 TL’dir. Kurum aynı yılda, 400.000 TL yatırım indirimi uygulamış olduğundan kurumlar vergisi matrahı olarak 400.000 TL beyan etmiştir.

 

193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre de tevkif ettiği vergi tutarı olan (400.000 x %19,8=) 79.200 TL vergi kesintisini, muhtasar beyanname ile beyan ederek zamanında ödemiştir.

 

Bu şirketin 2008 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi yönünden başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunmak istemesi halinde, artırım dolayısıyla ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

Kurumlar Vergisinin Hesabı

 

 

 

Yıl

Beyan Edilen Matrah Tutarı

(TL)

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Artırılan Matraha

Uygulanacak Vergi Oranı

 

(4)

6111 sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)

(3x4)

(5)

 

2008

 

400.000

 

%20

 

80.000

 

% 20

 

16.000

 

Gelir (Stopaj) Vergisinin Hesabı

 

 

Yıl

Daha Önce Beyan Edilen Gelir (Stopaj) Vergisi (TL)

(1)

Artırım Oranı

 

 

(2)

6111 sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)

(1x2)

(3)

 

2008

 

79.200

 

% 20

 

15.840

 

Bu mükellef, kurumlar vergisi matrahı ile tevkif edilen kurumlar vergisini birlikte artırmak zorundadır. Aksi takdirde bu mükellefin 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanması söz konusu olamayacaktır.

 

Mükellefin matrah artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam vergi        31.840 TL’dir.

 

Taksit tutarı ise (18 taksit imkanından yararlandığı varsayıldığında) [(31.840x1,15)/ 18=] 2.034,22 TL olacaktır.


 

 

Örnek 10- (M) A.Ş.’nin 2006 yılı için beyan ettiği kurum kazancı             15.000 TL’dir. Aynı yılda 15.000 TL yatırım indirimi istisnası indirim konusu yapıldığından matrah beyan edilmemiş, 15.000 TL istisna uygulaması nedeniyle tevkif edilip muhtasar beyanname ile beyanı gereken (15.000 x %19,8=) 2.970 TL kurumlar vergisi tevkifatı da muhtasar beyanname ile beyan edilmemiştir.

 

Bu kurumun başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunması halinde ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

 

Kurumlar Vergisinin Hesabı

 

 

 

 

Yıl

Beyan Edilen Matrah (TL)

(1)

Artırılan Matrah

Tutarı

(TL)

 

(2)

Artırıma Uygulanacak Vergi Oranı

 

(3)

Ödenecek Vergi

(TL)

(2x3)

 

(4)

2006

Yok

19.110*

% 20

3.822

 

 

Gelir (stopaj) Vergisinin Hesabı

 

 

 

Yıl

Artırılan Gelir (Stopaj) Vergisi Matrahı

(TL)

(1)

Artırıma Uygulanacak Vergi Oranı

(2)

Ödenecek Vergi

(TL)

(1x2)

(3)

2006

9.555**

% 15

1.433,25

 

Mükellefin matrah artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam vergi (3.822+1.433,25=) 5.255,25 TL’dir.

 

Taksit tutarı ise (18 taksit imkanından yararlandığı varsayıldığında) [(5.255,25x1,15)/18 =] 335,75 TL olacaktır.

 


5- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanına İlişkin Diğer Hususlar

 

a) Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması

 

6111 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunulması durumunda, matrah ve vergi artırımında bulunulan yıllar için gelir veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

b) Daha Önce Tevkif Yoluyla Ödenmiş Vergilerin Durumu

 

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, artırılan bu matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamını ödemeleri gerekmektedir.

 

Mükelleflerin matrah veya vergi artırımında bulundukları yıllara ilişkin olarak daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergileri, matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsup etmeleri mümkün değildir.

 

c) Geçmiş Yıl Zararları

 

6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında, “Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararların %50’si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hükme göre mükellefler, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının yarısını, 2010 ve müteakip yıl karlarından mahsup edemeyeceklerdir.

 

Söz konusu zararların ilgili yılların mali bilançolarına göre doğmuş olması veya indirim ve istisna uygulamalarından kaynaklanmış olması, durumu değiştirmemektedir. Dolayısıyla söz konusu fıkra hükmü uyarınca matrah artırımında bulunan mükelleflerin artırımda bulundukları yıla ilişkin zararlarının, gerek mali yıl bilançolarına göre doğmuş olsun, gerekse indirim ve istisnadan kaynaklanmış bulunsun, devreden tutarının sadece %50'si, 2010 yılı ve müteakip dönemlerde Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup edilebilecektir.

 

Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulan yıllara ait olmakla birlikte 2009 ve önceki yılların karlarından mahsup edilmiş geçmiş yıl zararlarına yönelik herhangi bir işlem yapılmayacaktır.

 

Örnek 11- Kurumlar vergisi mükellefi (A) A.Ş., 2006 yılında 10.000 TL, 2007 yılında 12.000 TL zarar, 2008 yılında 21.000 TL kar, 2009 yılında ise 15.000 TL zarar beyan etmiştir. Mükellef, 2008 yılında beyan ettiği kar tutarından 2006 ve 2007 yıllarından devreden geçmiş yıl zararlarını mahsup etmiştir.

 

Söz konusu mükellefin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için matrah artırımından yararlandığı durumda 2010 ve müteakip yıllarda mahsup edebileceği geçmiş yıl zarar tutarı 2007 yılından devreden (1.000 / 2 =) 500 TL, 2009 yılından devreden (15.000 / 2 =) 7.500 TL olmak üzere toplam 8.000 TL olacaktır.

 

d) Gelecek Yıllarda Matrahtan İndirim Konusu Yapılacak İstisna ve İndirim Tutarları ile Geçmiş Yıl Zararlarının Artırılan Matrahlardan İndirilememesi

 

Kurumlar vergisinden istisna edilen bazı kazançlar, ilgili yıl faaliyet sonucu zararla sonuçlanmış olsa dahi, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde indirim olarak uygulanmakta ve söz konusu istisna kazançlar, müteakip yıl kazançlarından indirilmek üzere zarar olarak müteakip yıllara devredilmektedir.

 

6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin onuncu fıkrası gereğince matrah artırımında bulunan mükelleflerin, devreden söz konusu zararları, bu Kanuna göre artırdıkları matrahlardan indirmeleri söz konusu değildir.

 

Aynı şekilde mükellefler, yapmış oldukları yatırım harcamaları nedeniyle indirime hak kazandıkları, ancak ilgili yıllarda kazanç yetersizliği dolayısıyla yararlanamadıkları yatırım indirimi istisnası tutarları ile geçmiş yıl zararlarını da 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre artırdıkları veya beyan ettikleri matrahlardan indiremeyeceklerdir. Ancak önceki yıllarda indirilemeyen yatırım indirimi tutarının, 193 sayılı Kanunun ilgili hükümleri ile 276 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği çerçevesinde mükelleflerce daha sonraki yıllarda beyan edilen  kazançlardan indirilebileceği tabiidir.

 

Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulan cari yılda zarar beyan edilmiş olması halinde, 6111 sayılı Kanuna göre artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamının ödenmesi gerekeceğinden, söz konusu cari yıl zararının da artırılan matrahlar üzerinden mahsubu veya indirimi söz konusu olmayacaktır. Bahse konu zararlar hakkında, mükelleflerin bu Tebliğin (VI-C/5-c) bölümündeki açıklamaları dikkate almaları gerekmektedir.

 

e) Tevkif Yoluyla Ödenmiş Bulunan Vergilerin İadesinin Talep Edilmesi

 

Matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, artırımda bulundukları yıllarla ilgili olarak yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, iadesine ilişkin taleplerinin bulunması halinde bu talepleri, 252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğindeki esaslar çerçevesinde sonuçlandırılacaktır. Bu nedenle bu mükellefler hakkında tevkif yoluyla ödenen vergilerin iadesi ile ilgili talepleri ile sınırlı kalmak üzere inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.

 

f) Kıst Dönemde Faaliyette Bulunan Mükelleflerde Asgari Matrah Beyanı

 

6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne ve bu Tebliğde yapılan açıklamalara göre matrah ve vergi artırımında veya beyanında bulunacak mükelleflerin, matrah ve vergi artırımında bulundukları yıllarda işe başlama ve işi bırakma gibi nedenlerle, kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları halinde, ilgili yıllar için belirlenen ve yukarıda açıklanan asgari matrahlar, faaliyette bulunulan ay sayısı dikkate alınarak hesaplanacaktır. Bu hesaplamada ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınacaktır.

 

Örneğin, 15 Nisan 2006 tarihinde işe başlayan ve bilanço esasına göre defter tutan bir gelir vergisi mükellefinin 2006 yılı için matrah ve vergi artırımda bulunmak istemesi halinde, bu yıl için dikkate alacağı asgari matrah;

 

[(9.550/12) x 9=] 7.162,50 TL’den az olamayacaktır.

 

Diğer taraftan, kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri halinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde kıst dönem hesaplaması yapılacaktır.

 

 

g) Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşi Yapan Mükelleflerin Durumu

 

Yıllara sari inşaat ve onarım işi yapan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, bu faaliyetleri dolayısıyla 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Yıllara sari inşaat ve onarım işi bulunan mükellefler, her bir inşaat itibarıyla işin bittiği yıl esas alınmak suretiyle 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.

 

Öte yandan, önceki yıllarda başlayan, ancak 2010 yılında bitmiş veya halen devam etmekte olan, yıllara sari inşaat ve onarım işleri için gelir vergisi mükellefleri Mart 2011, kurumlar vergisi mükellefleri Nisan 2011 ve müteakip yıllarda beyanda bulunması gerektiğinden 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanma imkanı bulunmamaktadır.

 

Diğer taraftan, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde beyan ettikleri yıllara sari inşaat ve onarma işine ait istihkaklarından kesilen vergilerin beyannamede mahsubu sonucu vergi iade haklarının doğması ve bu mükelleflerin de anılan yıllarla ilgili olarak matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, iadesi gereken bu vergilerin, mükelleflerin matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsubu mümkün değildir.

 

h) Özel Hesap Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu

 

213 sayılı Kanunun 174 üncü maddesi çerçevesinde, kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, ilgili özel hesap dönemlerinin kapandığı yıl itibarıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Örnek 12- Öteden beri 1 Haziran - 31 Mayıs özel hesap dönemini kullanan gelir vergisi mükellefi (A), söz konusu özel hesap dönemine ait gelirlerini özel hesap döneminin kapandığı takvim yılını izleyen yılın Mart ayının 1 ila 25’i arasında beyan etmektedir. Bu mükellef;


 

- 1/6/2005 – 31/5/2006 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2006 takvim yılı için,

- 1/6/2006 – 31/5/2007 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2007 takvim yılı için,

- 1/6/2007 – 31/5/2008 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2008 takvim yılı için,

- 1/6/2008 – 31/5/2009 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2009 takvim yılı için

 

belirlenen matrah artırım oranlarını veya asgari matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.

 

Örnek 13- Takvim  yılı  esasına  göre  hesap  dönemine  tabi  olan  (B)  Ltd.  Şti.’ne, 1 Temmuz 2007 tarihinden itibaren özel hesap dönemi tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu mükellef;

 

- 1/1/2006 – 31/12/2006 hesap dönemine ilişkin olarak 2006 takvim yılı için,

- 1/1/2007 – 30/6/2007 kıst hesap dönemine ilişkin olarak 2007 takvim yılı için,

- 1/7/2007 – 30/6/2008 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2008 takvim yılı için,

- 1/7/2008 – 30/6/2009 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2009 takvim yılı için

 

belirlenen artırım oranlarını veya asgari matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.

 

1/1/2007 – 30/6/2007 kıst hesap dönemine ilişkin olarak beyan edilen matrahların toplamı üzerinden ilgili yıl için belirlenmiş oranda matrah artırımı yapılması gerekecek olup asgari matrahlar üzerinden matrah artırımı yapılmasının gerekmesi halinde ise asgari matrahlar kıst hesaplamaya tabi tutulmayacaktır. 

 

 

D- KATMA DEĞER VERGİSİNDE ARTIRIM

 

6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak maddede belirtildiği şekilde belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar beyan eden mükellefler nezdinde, söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi (KDV) incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

 

Buna göre, KDV mükellefleri, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için maddede belirtilen şekilde vergi artırımında bulunmayı kabul etmeleri halinde, artırımda bulundukları dönemler için haklarında, 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasında hükme bağlanan durumlar hariç, KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

KDV artırım uygulaması aşağıda belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda yürütülecektir.


            1- Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerinin Tamamını Vermiş Olan Mükellefler

 

a) Artırıma Esas Tutar ve Uygulanacak Artırım Oranları

 

aa) KDV mükellefleri, ilgili yıllar içindeki her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri 1 No.lu KDV beyannamelerinin “Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan tutarların yıllık toplamı üzerinden;

 

2006 yılı için …………….%3,
2007 yılı için …………….%2,5,
2008 yılı için.…………….%2,
2009 yılı için.…………….%1,5

 

oranında hesaplanacak KDV’yi, Kanunda öngörüldüğü şekilde ödemeyi kabul etmeleri halinde vergi artırımı hükümlerinden faydalanabileceklerdir.

 

ab) İhtirazı kayıtla verilen beyannamelerde yer alan hesaplanan KDV tutarları, yukarıda belirtilen yıllık hesaplanan KDV toplamına dahil edilecektir.

 

Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.

 

Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri uyarınca tecil-terkin uygulaması kapsamında teslimleri bulunan mükelleflerde, tecil edilen vergiler, ilgili dönem beyannamesinde yer alan “Hesaplanan KDV Toplamı” satırındaki tutardan düşülecek ve yıllık toplama dahil edilmeyecektir.

 

Bu şekilde hesaplama yapılabilmesi için, 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında teslim edilen malların süresi içinde ihracının gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Aynı Kanunun geçici 17 nci maddesi kapsamında teslimleri bulunanlarda ise bu şart aranmayacaktır.

 

“Tecil edilen vergiler” ifadesinden kasıt, 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İhraç Kayıtlı Teslimler” bölümünde yer alan “Tecil Edilebilir KDV” satırındaki tutardır.

 

Örnek 14- 14/5/2006 tarihinde mükellefiyetini tesis ettirerek faaliyetine başlayan (A) Ltd. Şti., 2006 ve 2007 takvim yıllarına ilişkin olarak KDV artırım imkanından yararlanmak için yasal süresi içinde vergi dairesine başvurmuştur. (A) Ltd. Şti., söz konusu dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiştir. Mükellefin bazı dönemlerinde (Şubat, Nisan, Mayıs, Ekim/2007) 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslimleri de bulunmakta olup, söz konusu malların ihracatı süresi içinde gerçekleşmiştir.


(A)’nın, 2006 ve 2007 yılı “Hesaplanan KDV” beyanları her bir dönem itibariyle aşağıdaki gibidir.

 

YIL

2006

2007

Dönem

 

Hesaplanan KDV (TL)

(a)

Tecil Edilebilir KDV (TL)

(b)

 

Fark (TL)

(a-b)

 

Hesaplanan KDV (TL)

(a)

Tecil Edilebilir KDV (TL)

(b)

 

Fark (TL)

(a-b)

OCAK

-

-

-

7.000

-

7.000

ŞUBAT

-

-

-

6.250

1.250

5.000

MART

-

-

-

8.000

-

8.000

NİSAN

-

-

-

5.500

1.500

4.000

MAYIS

4.000

-

4.000

5.750

1.000

4.750

HAZİRAN

3.500

-

3.500

4.500

-

4.500

TEMMUZ

2.000

-

2.000

5.000

-

5.000

AĞUSTOS

2.500

-

2.500

10.000

-

10.000

EYLÜL

1.300

-

1.300

12.000

-

12.000

EKİM

5.000

-

5.000

15.000

3.000

12.000

KASIM

3.750

-

3.750

13.500

-

13.500

ARALIK

6.000

-

6.000

11.000

-

11.000

TOPLAM

28.050

-

28.050

103.500

6.750

96.750

 

Bu verilere göre, mükellefin toplam KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

2006 Yılı KDV Artırım Tutarı

28.050 x %3            

=

841,5 TL

2007 Yılı KDV Artırım Tutarı

96.750 x %2,5        

=

2.418,75 TL

Taksit Tutarı

[(841,5 + 2.418,75) x 1,15]  / 18

=

208,29 TL

 

b) Kısmi Tevkifat Uygulaması Kapsamında İşlemi Bulunanlarda Bu İşlemlerine İlişkin Olarak, Yıllık Hesaplanan KDV Tutarının Hesabında Dikkate Alınacak Tutar

 

3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca bazı işlemler "kısmi vergi tevkifatı” kapsamına alınmıştır. Bu uygulamada, işlem bedeli üzerinden hesaplanan verginin, Maliye Bakanlığınca belirlenen kısmı sorumlu sıfatıyla alıcı tarafından, kalan kısmı ise satıcı tarafından beyan edilmektedir.

 

Bu tür işlemleri bulunan satıcıların yapacakları KDV artırımları ile ilgili “Yıllık Hesaplanan KDV" tutarının belirlenmesinde, alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilen KDV dikkate alınmadan, kendileri tarafından beyan edilen kısım hesaplamaya dahil edilecektir.


c) Sorumlu Sıfatıyla Beyan Edilen KDV

 

2 No.lu KDV beyannameleri için 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükmünden yararlanılması mümkün değildir.

 

Bu çerçevede, 2 No.lu KDV Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilen vergiler, yukarıda belirtildiği üzere satıcılar tarafından yıllık toplama dahil edilmeyeceği gibi, alıcılar tarafından da yıllık toplama dahil edilmeyecektir.

 

d) Artırımın Takvim Yılı Bazında Yapılacağı

 

Mükelleflerin, artırıma esas alınan ilgili yılların vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları gerekmektedir.

 

Ancak, mükelleflerin yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.

 

e) Beyannamelerin Tamamı Verilmekle Birlikte, Vergiye Tabi İşlemlerin Bulunmaması Halinde Artırım Tutarı

 

Mükelleflerce verilen KDV beyannamelerinde, vergiye tabi işlem bulunmaması nedeniyle hiç “Hesaplanan KDV” beyan edilmemesi durumunda, bu Tebliğin (VI/D-3-a) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır.

 

f) Özel Hesap Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu

 

213 sayılı Kanunun 174 üncü maddesine göre Maliye Bakanlığınca gelir veya kurumlar vergisi bakımından özel hesap dönemi tayin edilen mükellefler bu Tebliğin (VI/D-1) bölümü kapsamındaki hesaplamayı ilgili takvim yılı bazında yapacaklardır.

 

g) Kullanılacak Bildirim

 

Vergi artırımında bulunulan yılda vermeleri gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiş olan mükellefler (bu Tebliğin VI/D–3 bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:10) yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.

 

2- Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerini Vermemiş Olan Mükellefler

 

a) En Az Üç Döneme Ait KDV Beyannamesi Vermiş Olanlar

 

Verilmiş olan 1 No.lu KDV beyannamelerinin “Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan tutarlar toplanacak ve beyanname verilen dönem sayısına bölünerek ortalaması bulunacaktır.

 

Bulunan bu ortalama tutar, 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek vergi artırımına esas olacak “Yıllık Hesaplanan KDV” tutarına ulaşılacaktır.

 

Bulunan bu vergi tutarı üzerinden bu Tebliğin (VI/D-1-aa) bölümünde belirtilen oranlarda KDV ödenmesinin kabul edilmesi halinde, mükellefler KDV artırımı hükümlerinden faydalanabileceklerdir. 

 

Bu kapsamdaki mükelleflerin, KDV artırım imkânından yararlanmaları için ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır.

 

Örnek 15- Mükellef 2007 yılı içinde sadece 5 vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV beyannamesi vermiştir. Mükellefin vermiş olduğu KDV beyannamelerindeki “Hesaplanan KDV” tutarları toplamı 22.000 TL’dir.

 

Buna göre, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (9 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

Her Bir Dönem İçin Dikkate Alınacak Hesaplanan KDV

22.000 / 5

=

4.400 TL

2007 Yılı KDV Artırımına Esas Tutar

4.400 x 12

=

52.800 TL

2007 Yılı KDV Artırım Tutarı

52.800 x %2,5

=

1.320 TL

Taksit Tutarı

(1.320 x 1,07) / 9

=

156,93 TL

 

Artırımda bulundukları takvim yılı içinde 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermemekle birlikte, en az üç döneme ait KDV beyannamesi vermiş olan mükellefler (bu Tebliğin VI/D–3 bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:11) yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.

 

b) Hiç Beyanname Vermemiş veya En Fazla İki Dönemde Beyanname Vermiş Olanlar

 

Artırımın ilgili olduğu yıl içindeki dönemlere ait 1 No.lu KDV beyannamelerinin hiç verilmemiş ya da söz konusu takvim yılının sadece bir veya iki vergilendirme dönemi için beyanname verilmiş olması halinde, KDV artırımı hükümlerinden yararlanabilmek için, mükelleflerin ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları zorunludur.

 

Bu durumda olan adi ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda ortakların tamamının gelir/kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları gerekmektedir.

 

Mükellefler, artırdıkları gelir veya kurumlar vergisi matrah tutarı üzerinden %18 oranında hesaplanacak KDV’yi ödemeyi kabul etmeleri halinde, KDV artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Örnek 16- Mükellef (X) A.Ş., 2007 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak söz konusu yıla ilişkin olarak sadece 2 vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV beyannamesi vermiştir.

 

Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 40.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur.

 

Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (12 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

2007 Yılı KDV Artırım Tutarı

40.000 x %18

=

7.200 TL

Taksit Tutarı

(7.200 x 1,10)  / 12

=

660TL

 

Öte yandan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi uyarınca kurumlar vergisinden muaf bulunan kooperatifler, KDV artırımında bulunmak istemeleri halinde, kurumlar vergisi matrah artırımına ilişkin asgari tutar dikkate alınmak suretiyle, KDV artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir. Bu durumda, söz konusu kooperatiflerin ayrıca kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmuş olmaları şartı aranmayacaktır. Ancak, kurumlar vergisi yönünden de ilgili yıl için matrah artırımında bulunulmuş olması halinde, KDV artırım tutarı, matrah artırım tutarı esas alınarak belirlenecektir.

 

Artırımda bulundukları takvim yılı içindeki dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV beyannamelerinin hiçbirini vermemiş veya en fazla iki dönemde beyanname vermiş olan mükellefler KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:12) yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.

 

3- 1 No.lu KDV Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan veya Hesaplanan KDV Beyanları Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere İlişkin Olanlar

 

a) İlgili takvim yılı içindeki işlemlerinin tamamı;

 

- İstisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşan veya diğer nedenlerle hesaplanan KDV beyanı bulunmayan mükellefler ile

 

- Tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşan mükellefler

 

ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş olmaları şartıyla KDV artırımından faydalanabileceklerdir.

Buna göre, ilgili yıl içinde en az üç dönemde 1 No.lu KDV beyannamesi veren ve hiçbir dönemde hesaplanan vergisi çıkmayan veya sadece tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimleri nedeniyle hesaplanan vergi beyanı bulunan mükelleflerin artırım taleplerinde, bu Tebliğin bu bölümüne göre işlem yapılacaktır.

 

Bu mükelleflerin, KDV artırımı talepleri nedeniyle ödeyecekleri vergi, gelir veya kurumlar vergisi bakımından artırılan matrahlara %18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.


Örnek 17- (Y) A.Ş., 2008 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak söz konusu yıldaki işlemleri KDV'den müstesna olan ve tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden oluşmaktadır. 2008 yılı KDV beyannamelerinin üçünde “Hesaplanan KDV” beyanı bulunmakta ancak, bu beyanlar tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden kaynaklanmaktadır.

 

Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 45.000 TL kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur.

 

Mükellefin 2008 yılı beyan durumu her bir dönem itibariyle aşağıdaki gibidir.

 

DÖNEM

HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI

OCAK

HKDV yok

ŞUBAT

HKDV yok

MART

HKDV yok

NİSAN

5.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)

MAYIS

4.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)

HAZİRAN

HKDV yok

TEMMUZ

HKDV yok

AĞUSTOS

HKDV yok

EYLÜL

8.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)

EKİM

HKDV yok

KASIM

HKDV yok

ARALIK

HKDV yok

TOPLAM

17.000 TL

 

Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

2008 Yılı KDV Artırım Tutarı

45.000 x %18

=

8.100 TL

Taksit Tutarı

(8.100 x 1,05)  / 6

=

1.417,5 TL

 

b) 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (2/c) bendinde, “…Şu kadar ki, ilgili takvim yılı içinde yukarıdaki işlemlerin yanı sıra vergiye tabi işlemlerin de mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükelleflerin bu madde hükmüne göre ödemeleri gereken katma değer vergisi tutarı, yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanacak % 18 oranındaki katma değer vergisi tutarından aşağı olamaz…” hükmüne yer verilmiştir.

 

Buna göre, mükelleflerin KDV artırımından yararlanmak istedikleri yıl içindeki bazı dönemlere ait beyannamelerinde, tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimler dışındaki işlemleri dolayısıyla "Hesaplanan KDV" yer alması durumunda, vergi artırımı nedeniyle ödemeleri gereken verginin tespiti için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulundukları tutarın %18 i ile karşılaştırma yapılması gerekmektedir. Artırım talebi nedeniyle ödenmesi gereken vergi, önce mükellefin beyanname verme durumuna göre bu Tebliğin (VI/D-1) veya (VI/D-2) bölümlerine, daha sonra bu bölüme göre hesaplanacaktır. Bu tutarlardan büyük olanı, artırım nedeniyle ödenmesi gereken vergi olarak kabul edilecektir.

 

Bu çerçevede, yıl içindeki beyannamelerinin tamamını vermekle birlikte, beyannamelerin sadece bir veya birkaçında hesaplanan vergisi bulunup diğer dönemlerde bulunmayan mükelleflerin artırım talebinde bulunmaları halinde, hesaplanan vergi bulunan beyannamelerindeki hesaplanan vergiler toplanacak ve bu toplama, ilgili yıl için öngörülen artırım oranı uygulanarak artırım tutarı hesaplanacaktır. Ancak bu tutar, mükellefin gelir/kurumlar vergisi matrah artırımına %18 oranı uygulanmak suretiyle bulunan tutardan küçük olursa büyük olan tutar dikkate alınacaktır.

 

Bu kapsama giren mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmaları zorunludur.

 

Örnek 18- Gelir vergisi mükellefi (A), 2008 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Söz konusu yılda, KDV'den istisna işlemlerin yanı sıra bazı dönemlerde (Şubat, Nisan, Mayıs ve Eylül/2008 dönemlerinde) vergiye tabi (KDV beyanını gerektiren) işlemler de bulunmaktadır.

 

Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 15.000 TL gelir vergisi matrah artırımında bulunmuştur.

 

Mükellefin 2008 yılı beyan durumu her bir dönem itibariyle aşağıdaki gibidir.

 

DÖNEM

HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI

OCAK

HKDV yok

ŞUBAT

16.500 TL

MART

HKDV yok

NİSAN

15.000 TL

MAYIS

24.000 TL

HAZİRAN

HKDV yok

TEMMUZ

HKDV yok

AĞUSTOS

HKDV yok

EYLÜL

18.000 TL

EKİM

HKDV yok

KASIM

HKDV yok

ARALIK

HKDV yok

TOPLAM

73.500 TL


Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

2008 Yılı KDV Artırım Tutarı:

                              

1) 73.500 x  %2    =   1.470 TL

KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan yani 2.700 TL olacaktır.

2) 15.000 x %18  =   2.700 TL

 

Taksit Tutarı ise [(2.700 x 1,15) / 18 =]  172,5 TL olacaktır.

 

Örnek 19- 2008 takvim yılına ilişkin olarak sadece 3 dönemde vergili işlemleri bulunan ve yılın 9 döneminde beyanname verip, 3 döneminde vermemiş olan gelir vergisi mükellefi (B)’nin KDV beyan durumu aşağıdaki gibidir.

 

Mükellef 2008 yılı ile ilgili olarak 15.000 TL gelir vergisi matrah artırımında bulunmuştur.

 

DÖNEM

HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI

OCAK

HKDV yok

ŞUBAT

Beyanname yok

MART

HKDV yok

NİSAN

15.000 TL

MAYIS

24.000 TL

HAZİRAN

Beyanname yok

TEMMUZ

HKDV yok

AĞUSTOS

HKDV yok

EYLÜL

18.000 TL

EKİM

HKDV yok

KASIM

Beyanname yok

ARALIK

HKDV yok

TOPLAM

57.000 TL

 

Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

2008 Yılı KDV Artırım Tutarı:

 

1) 57.000  /  9      =   6.333 TL

KDV artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan yani 2.700 TL olacaktır.

       6.333 x 12    = 76.000 TL

    76.000 x %2    =   1.520 TL

2) 15.000 x %18  =   2.700 TL

 

Taksit Tutarı ise [(2.700 x 1,15)  / 18 =]  172,50 TL olacaktır.

 

c) Tebliğin bu bölümü kapsamında olan mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:13) yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.

 

4- Vergilendirme Dönemleri Üç Aylık Olan KDV Mükelleflerinin Durumu

 

a) Bir, İki veya Üç Dönem İçin Beyanname Verilmiş Olması

 

Üç aylık beyan dönemine tabi mükelleflerin; 1, 2 veya 3 dönem için 1 No.lu KDV beyannamesi vermiş olmaları halinde, “Yıllık Hesaplanan KDV” toplamı, bu Tebliğin (VI/D-2-a) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde hesaplanacaktır.

 

Buna göre;

 

-1 dönem beyanname verilmişse, bu beyannamenin “Hesaplanan KDV Toplamı” satırındaki tutarın 4 katı alınarak,

 

-2 dönem için beyanname verilmişse, verilen beyannamelerdeki “Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan tutarların toplamının 2 katı alınmak suretiyle,

 

-3 dönem için beyanname verilmişse, 3 dönem için verilen bu beyannamelerin “Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan tutarların toplamına, bu tutarın 1/3'ü ilave edilerek

 

yıllık hesaplanan KDV tutarı bulunacaktır.

 

Bulunan tutar üzerinden, bu Tebliğin (VI/D-1-aa) bölümünde belirtilen oranda KDV hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir.

 

b) Üç Aylık Vergilendirme Dönemlerinin Hiçbirinde Beyanname Verilmemiş Olması

 

Bu mükelleflerin KDV artırımından yararlanabilmeleri için, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını artırmaları şarttır.

 

Bunların KDV artırımı dolayısıyla ödemesi gereken vergi, artırılan gelir veya kurumlar vergisi matrahına %18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

 

c) Kullanılacak Bildirim

 

KDV vergilendirme dönemleri üç aylık dönemler olan mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde yer alan KDV artırımında kullanılabilecek bildirimlerden durumlarına uygun olanını kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.


5- Yıl İçinde İşe Başlayan veya Bırakan KDV Mükellefleri

 

Vergi artırımında bulunacak mükelleflerin, vergi artırımında bulundukları yıllarda (işe başlama veya işi bırakma gibi nedenlerle) kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları halinde, bu Tebliğin (VI/D-1, 2, 3 ve 4) bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, kıst dönem itibarıyla hesaplama ve artırım yapılacaktır.

 

Bu kapsamda, kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye girmeleri halinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde ilgili yıl için kıst dönem hesaplaması yapılacaktır.

 

KDV artırımında kullanılacak bildirimler bu Tebliğin ilgili bölümlerine göre belirlenecektir. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.

 

6- Artırımda Bulunanlar Nezdinde İnceleme ve Tarhiyat Yapılması

 

6111 sayılı Kanuna göre vergi artırımından yararlanmak isteyen mükellefler nezdinde, artırımda bulundukları yıl veya yılların kapsadığı dönemler itibarıyla KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

Ancak;

 

-Artırımda bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırımda bulunulan dönemler için “Sonraki Dönemlere Devreden KDV” yönünden vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerde artırımda bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemeyecek, elde edilen bulgular artırımda bulunulmayan dönemlerdeki tarhiyatlar için kullanılabilecektir.

 

-Artırımda bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran işlemlerden ya da ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine ilişkin olarak vergi incelemesi yapılabilecektir. İnceleme sonunda artırımda bulunulan dönemler için terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere tarhiyat yapılabilecektir.

 

Buna göre, KDV artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden indirilebilir KDV ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere, 6111 sayılı Kanunun (9/4) maddesinde düzenlenen 1 aylık inceleme süresi şartı aranmaksızın, inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.

 

7- Ödenen KDV’nin Gelir veya Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilememesi, İade Konusu Yapılamaması

 

6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin yedinci fıkrasına göre, vergi artırımı sonucu ödenen KDV, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamaz.

 

Ayrıca bu tutarlar, KDV beyannamelerine indirim olarak ithal edilemeyeceği gibi, 1 No.lu KDV beyannamelerine göre ortaya çıkan “Ödenmesi Gereken KDV” tutarlarından da indirilemez. Ödenen bu tutarların herhangi bir şekilde iade edilmesi de mümkün değildir.

 

8- KDV Artırımı Başvurusunda Bulunabilecekler

 

KDV artırım başvuruları, mükelleflerin kendileri veya mükellefi temsile yetkili olanlar tarafından yapılacaktır.

 

Diğer taraftan, devir, tam bölünme ve tasfiye işlemleri ile ölüm veya gaiplik hallerinde, bu Tebliğin (VI/C) bölümünde yapılan açıklamalar geçerli olacaktır.

 

E- GELİR (STOPAJ) ve KURUMLAR (STOPAJ) VERGİSİNDE ARTIRIM

 

Vergi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılmış bulunmaktadır. Bunlar, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerdir.

 

6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde;

 

- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,

 

- Serbest meslek ödemelerinden,

 

- Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait hakediş ödemelerinden,

 

- Kira ödemelerinden,

 

- Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,

 

- Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden

 

gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanların, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları ile ilgili olarak artırımda bulunabilecekleri hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

 

Bu kapsamda artırımda bulunacak olanların,  193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (3), (5), (11) ve (13) numaralı bentleri ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan gelir veya kurumlar vergisi tevkifatına ilişkin muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine, 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar müracaat etmek suretiyle artırım hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.


1- Ücret Ödemeleri

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden, Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine göre sorumlularca gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

 

Hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bu sorumlulukları ile ilgili olarak vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, 6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereğince aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı yapmaları  gerekmektedir (Ek: 14).

 

Spor kulüpleri ile Türkiye Jokey Kulübü de ücret hükümlerine göre vergilendirilen ödemeleri için vergi artırımından yararlanabilecektir.

 

a) Artırıma İlişkin Yıla Ait Vergilendirme Dönemlerinin Tamamında Muhtasar Beyanname Verilmiş Olması

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen ücret ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;

 

2006 yılı için ............................................%5,

2007 yılı için ........................................... %4,

2008 yılı için ............................................%3,

2009 yılı için ............................................%2

 

oranında hesaplanan gelir vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak ücret ödemeleri yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

b) Artırıma İlişkin Yıl İçinde En Az Bir Dönemde Muhtasar Beyanname Verilmiş Olması

 

Vergi artırımı isteminde bulunulan yılın vergilendirme dönemlerinin en az bir döneminde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde, bu beyannamede yer alan ücret ödemelerinin gayrisafi tutarı, 12 ile çarpılmak suretiyle (1) yıla tamamlanarak vergi artırımına esas alınacak olan yıllık ücretler üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj) vergisinin matrahı bulunacak ve bu matraha bu Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.

 

Öte yandan, birden fazla dönemde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde, verilen beyannamelerde yer alan ücretin gayri safi tutarlarının toplamı, verilen beyanname dönemi sayısına bölünmek suretiyle ortalaması bulunacak ve bulunan bu ortalama tutar 12 ile çarpılmak suretiyle vergi artırımına esas alınacak gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunarak bu matraha bu Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.


            c) Artırıma İlişkin Yılda Hiç Muhtasar Beyanname Verilmemiş Olması

 

Mükellefler (sorumlular) gelir (stopaj) vergisi artırımı isteminde bulundukları yılın vergilendirme dönemlerinin hiç birisinde ücret ödemelerine ilişkin muhtasar beyanname vermemiş iseler, bu yılla ilgili olarak aşağıda yapılan açıklamalar çerçevesinde hesaplanan gelir vergisinin ödenmesi halinde, 6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesindeki vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın her bir vergilendirme dönemi için;

 

ca) 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce ilgili yıl için verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve vergi artırımında bulunulan yılın son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücret tutarı, bu işçi sayısı ile çarpılmak suretiyle bir vergilendirme dönemine ait gelir (stopaj) vergisi matrahı hesaplanacaktır. Bu tutar 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek 6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre vergi artırımına esas olacak yıllık ücretler üzerinden hesaplanan gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunacaktır. Bulunan bu tutar üzerinden ilgili yıl için bu Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde belirlenen oranda gelir vergisi ödenmesi suretiyle, vergi artırımı hükümlerinden yararlanılacaktır.

 

cb) Vergi artırımı yapılmak istenilen yılda aylık prim ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş olması halinde, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar vergi artırımı yapılan yılı izleyen vergilendirme dönemlerinde verilen ilk aylık prim ve hizmet belgesindeki işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve bu işçi sayısı esas alınarak bu Tebliğin (VI/E-1-c-ca) bölümünde açıklandığı şekilde bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken gelir vergisi tutarı hesaplanacaktır.

 

cc) 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarının tamamında 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar aylık prim ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş olması halinde, en az iki işçi esas alınmak suretiyle bu Tebliğin (VI/E-1-c-ca) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken gelir vergisi hesaplanacaktır.

 

Bu bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde hizmet erbabına ödenen ücretlere ilişkin gelir (stopaj) vergisinde yapılacak vergi artırımında kullanılacak, ilgili yılların son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarları aşağıda gösterilmiştir.

 

2006 yılı için .............................. 6.372 TL

2007 yılı için............................... 7.020 TL

2008 yılı için............................... 7.664,4 TL

2009 yılı için............................... 8.316 TL

 

Örnek 20- (Y) Derneği, 2009 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde hizmet erbabına ödemiş olduğu ücretler için muhtasar beyanname ve aylık prim ve hizmet belgesini vermemiştir.

 

Dernek, 2010 yılına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna vermiş olduğu ilk aylık prim ve hizmet belgesinde 10 işçi için prim ödemesinde bulunmuştur. Bu durumda, 2009 yılında ödenen ücretlere ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır. (2009 yılının son vergilendirme dönemi olan Aralık ayında 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarı bir işçi için 8.316 TL’dir.)

 

- 2009 yılı ücret ödemelerine ilişkin

  gelir (stopaj) vergisi matrahı (8.316x10=)                      83.160,00 TL

-Gelir (stopaj) vergisi (83.160,00 x % 2=)                         1.663,20 TL

 

Mükellef 2009 yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan                 1.663,20 TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin gelir stopaj vergisi incelemesine ve tarhiyata muhatap tutulmayacaktır.

 

2- Serbest Meslek Ödemeleri

               

a)  Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen serbest meslek ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;

 

2006 yılı için ............................................%5,

2007 yılı için ........................................... %4,

2008 yılı için ............................................%3,

2009 yılı için ............................................%2

 

oranında hesaplanan gelir vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak serbest meslek erbabına yapılan ödemeler yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:15).

 

b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

 

Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrahı tutarının % 50’si esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden % 15 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle, 6111 sayılı Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılacaktır (Ek:15).


Bu şekilde hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

Yıllar

 

Bilanço Esasına Göre Belirlenen Asgari

Tutarın %50’si (TL)

(1)

Vergi

Oranı (%)

 

(2)

Hesaplanan Vergi (TL)

(1x2)

(3)

2006

4.775

15

716,25

2007

5.160

15

774,00

2008

5.610

15

841,50

2009

6.115

15

917,25

 

Örnek 21- Market işletmeciliği ile iştigal eden Bay (Y), 2009 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde serbest meslek erbabına yapmış olduğu ödemeler üzerinden kesilen vergilere ilişkin muhtasar beyannameyi vermemiştir.

 

Bu durumda, 2009 yılı içinde yapılan serbest meslek ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

Bu mükellefin hiç beyanname vermemesi nedeniyle asgari matrahının belirlenmesinde bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarının (2009 yılı için 12.230 TL) %50’si esas alınacak ve bu tutar üzerinde %15 vergi hesaplanacaktır.

 

Buna göre;

 

-2009 yılı toplam gelir (stp) vergisi matrahı (12.230 x %50=)  6.115,00 TL

 

-Gelir (stp) vergisi (6.115 x % 15=)                                                 917,25 TL

 

Mükellef 2009 yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan 917,25 TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin serbest meslek ödemelerine ilişkin olarak gelir stopaj vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

3- Kira Ödemeleri

 

a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yaptıkları kira ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen kira ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;

 

2006 yılı için ............................................%5,

2007 yılı için ........................................... %4,

2008 yılı için ............................................%3,

2009 yılı için ............................................%2,

 

oranında hesaplanan gelir veya kurumlar vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak kira ödemelerine ilişkin gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:16).

 

b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

 

Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı üzerinden % 15 oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle 6111 sayılı Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:16).

 

Bu şekilde hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

Yıllar

 

 

Asgari Matrah Tutarı

(TL)

 

(1)

Vergi

Oranı (%)

 

(2)

Hesaplanan Vergi

(TL)

(1x2)

(3)

2006

1.910

15

286,50

2007

2.064

15

309,60

2008

2.244

15

336,60

2009

2.446

15

366,90

 

Örnek 22- Kurum (A), 2006 ila 2009 yıllarına ait kira ödemelerinden kaynaklanan vergi tevkifatı için artırımdan yararlanmak istemektedir.

 

Muhtasar beyannamelerini üçer aylık dönemler itibarıyla veren mükellef kurumun,

 

-2006 yılına ilişkin olarak 2006/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait muhtasar beyannamesinde 1.500 TL,

 

-2007 yılına ilişkin olarak 2007/Ocak-Şubat-Mart dönemine ait muhtasar beyannamesinde 2.000 TL, 2007/Haziran-Temmuz-Ağustos dönemine ait muhtasar beyannamesinde 4.000 TL olmak üzere toplam 6.000 TL

 

kira ödemesi (brüt) bulunmaktadır. Diğer dönemlere ilişkin olarak kira ödemeleri yönünden muhtasar beyanname vermemiştir.

 

Bu durumda, anılan mükellefin 2006-2009 yılları içinde yapılan kira ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

Muhtasar beyanname verdiği dönemlerde artırım:

 

-2006 yılı için        (1.500 x %5=)                          75,-TL

- 2007 yılı için       (6.000 x %4=)                        240,-TL

 

 

 

Muhtasar beyanname vermediği dönemlerde artırım:

 

Bu mükellefin 2008 ve 2009 yılı için hiç muhtasar beyanname vermemesi nedeniyle asgari matrahının belirlenmesinde geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınacak ve bu tutar üzerinden de %15 vergi hesaplanacaktır. Buna göre mükellefin;

 

- 2008 yılı için       (2.244 x %15=)                      336,60 TL

- 2009 yılı için       (2.446 x %15=)                      366,90 TL

 

olmak üzere, toplam 1.018,50 TL’yi 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin kira ödemeleriyle ilgili olmak üzere gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

Ödeme

 

Verginin 18 taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit tutarı [(1.018,50x1,15)/18=] 65,07 TL olacaktır.

 

 

4- Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerine İlişkin Hakedişler

 

a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bentleri uyarınca birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşanlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemelerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden %1 oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:17).

 

b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

 

Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı üzerinden asgari %3 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle, 6111 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:17).


 

Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

Yıllar

 

Bilanço Esasına Göre

Belirlenen Asgari

Tutar

(TL)

(1)

Vergi

Oranı (%)

 

 

(2)

Hesaplanan Vergi (TL)

 

(1x2)

(3)

2006

9.550

3

286,50

2007

10.320

3

309,60

2008

11.220

3

336,60

2009

12.230

3

366,90

 

Örnek 23- Kurumlar vergisi mükellefi (B), 2007 yılında ihale etmiş olduğu yıllara sari inşaat ve onarma işleri nedeniyle yapmış olduğu hakediş ödemeleri üzerinden tevkif etmiş olduğu vergiler nedeniyle artırımda bulunmak istemektedir.

 

Söz konusu yılda muhtelif dönemlerde vermiş olduğu 5 adet muhtasar beyannamesinde toplam 850.000 TL hakediş ödemesi (brüt) beyan etmiş bulunmaktadır.

 

Bu durumda, anılan mükellefin 2007 yılı içinde yapmış olduğu hakediş ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

Mükellifin 2007 yılı için (850.000 x %1=) 8.500 TL tevkifat tutarını Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin söz konusu yıllara sari inşaat ve onarma işlerine ilişkin hakediş ödemeleri yönünden gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

Ödeme

 

Verginin 18 taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit tutarı [(8.500x1,15)/18=] 543,06 TL olacaktır.

 

5- Çiftçilerden Satın Alınan Zirai Mahsuller ve Hizmetler İçin Yapılan Ödemeler

 

a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendi uyarınca çiftçilerden satın aldıkları zirai mahsuller ve hizmetler için yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bentlerinde yer alan ödemeler için ayrı ayrı olmak üzere ilgili yıllarda geçerli olan tevkifat oranının % 25'i oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:18).


 

Buna göre vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda gösterilmiştir.

 

Yıllar

GVK Madde 94/11-a-i bendine göre yapılan ödemeler için

 

GVK Madde 94/11-a-ii bendine göre yapılan ödemeler için

GVK Madde 94/11-b-i bendine göre yapılan ödemeler için

GVK Madde 94/11-b-ii bendine göre yapılan ödemeler için

GVK Madde 94/11-c-i bendine göre yapılan ödemeler için

GVK Madde 94/11-c-ii bendine göre yapılan ödemeler için

2006

%0,25

%0,50

%0,50

%1

%0,50

%1

2007

%0,25

%0,50

%0,50

%1

%0,50

%1

2008

%0,25

%0,50

%0,50

%1

%0,50

%1

2009

%0,25

%0,50

%0,50

%1

%0,50

%1

 

 

b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

 

Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname vermemiş olanlar veya muhtasar beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden asgari %2 oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle 6111 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek: 18).

 

Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

Yıllar

 

Bilanço Esasına Göre

Belirlenen Asgari

Tutar

(TL)

(1)

Vergi

Oranı (%)

 

 

(2)

Hesaplanan Vergi (TL)

 

(1x2)

(3)

2006

9.550

2

191,00

2007

10.320

2

206,40

2008

11.220

2

224,40

2009

12.230

2

244,60

 

6- Esnaf Muaflığı Kapsamında Bulunanlara Yapılan Ödemeler

 

a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca esnaf muaflığı kapsamında bulunanlara yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendinde yer alan ödemeler için ayrı ayrı olmak üzere ilgili yıllarda geçerli olan tevkifat oranının % 25'i oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından yararlanılması mümkün bulunmaktadır (Ek: 19).

 

Buna göre vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda gösterilmiştir.

 

Yıllar

(GVK 94/13- (a) ve (b) bentlerine göre yapılan ödemeler için

GVK 94/13- (c) bendine göre yapılan ödemeler için

GVK 94/13- (d) bendine göre yapılan ödemeler için

2006

% 0,50

% 1,25

% 2,50

2007

% 0,50

% 1,25

% 2,50

2008

% 0,50

% 1,25

% 2,50

2009

% 0,50

% 1,25

% 2,50

 

b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar

 

Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname vermemiş olanlar veya muhtasar beyanname vermekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden asgari %5 oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle 6111 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek: 19).

 

Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

Yıllar

 

Bilanço Esasına Göre

Belirlenen Asgari

Tutar (TL)

 

(1)

Vergi

Oranı (%)

 

 

(2)

Hesaplanan Vergi (TL)

 

(1x2)

(3)

2006

9.550

5

477,5

2007

10.320

5

516,0

2008

11.220

5

561,0

2009

12.230

5

611,5

 

 

Örnek 24- (F) Limited Şirketi, 2006-2009 yılı vergilendirme dönemlerinde esnaf muaflığından yararlananlara yapmış olduğu ödemeler üzerinden tevkif etmiş olduğu vergiler nedeniyle artırımda bulunmak istemektedir.

 

Mükellef, 2006, 2007 ve 2008 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde esnaf muaflığından yararlananlara yapmış olduğu ödemeler üzerinden kesilen vergilere ilişkin muhtasar beyannameyi vermemiştir.


2009 yılında esnaf muaflığından yararlananlardan;

 

-Hurda mal alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı 15.000 TL,

 

-Hizmet alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı ise 10.000 TL’dir.

 

Mükellef, 2009 yılı için yapmış olduğu tevkifatlar dolayısıyla muhtasar beyannamesini vermiş bulunmaktadır.

 

Bu durumda, anılan mükellefin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılı içinde esnaf muaflığı kapsamında bulunanlara yapmış olduğu ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

2006 Yılı için (9.550 x %5=) 477,50 TL,

2007 Yılı için (10.320 x %5=)              516,00 TL,

2008 Yılı için (11.220 x %5=)              561,00 TL,

 

2009 Yılı için;                                                                                  325,00 TL,

-Hurda mal alımları nedeniyle  (15.000 x %0,50=)    75,00 TL

-Hizmet alımları nedeniyle       (10.000 x %2,50=)  250,00 TL

 

Genel Toplam:                                                                              1.879,50 TL

 

Mükellef 2006-2009 yıllarına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan toplam 1.879,50 TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıllara ilişkin gelir stopaj vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

Ödeme

 

Verginin 6 taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit tutarı [(1.879,50x1,05)/6=] 328,91 TL olacaktır.

 

7- Gelir (Stopaj) ve Kurumlar (Stopaj) Vergisi Artırımı ile İlgili Ortak Hükümler

 

a) Başvuru Süresi ve Şekli

 

6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi kapsamında gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumlular), bu Tebliğin (VI/B) bölümünde belirtilen süre ve şekilde ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.

 

b) Yıl İçinde İşe Başlayan veya İşi Bırakan Mükelleflerin Durumu

 

Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumlular) artırımda bulunacakları yıl içinde işe başlamış ya da işi bırakmış olmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri esas alınarak yukarıdaki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili yıl için artıracakları vergi tutarları hesaplanacaktır. Bu hesaplamada, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemlerine ait gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisinin 1 yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.

 

Mükelleflerin (sorumlular) ilgili yılların herhangi bir vergilendirme dönemi için vergi artırımında bulunmaları mümkün olmayıp, yılın tamamı için vergi artırımı yapmaları zorunludur. Ancak, mükelleflerin (sorumlular) yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.

 

c) Artırım Sonucu Ödenen Vergilerin Gelir veya Kurumlar Vergisinden İndirilmemesi

 

Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunan mükelleflerin artırıma esas ücret tutarları ve artırılan matrahlar ile bu ücret ve matrahlar üzerinden ödenen gelir vergisi tutarları, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.

               

d) Farklı Vergi Dairelerine Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar

 

Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımına ilişkin olarak farklı vergi dairelerine beyanda bulunmuş olan mükelleflerin (sorumlular) bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.

 

e) Tevkifata Tabi Ödemelerin Yıla İblağ Edilmesi

 

İlgili yıl içinde ücret dışındaki ödemeler nedeniyle verilen muhtasar beyannamelerde beyan edilen tutarlar beyanname verilen dönemlerle sınırlı olup, bir yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.

 

f) Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması

 

6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi kapsamında tevkifata tabi herhangi bir ödeme türü için artırımda bulunulması durumunda, vergi artırımında bulunulan ödeme türüne ilişkin olarak artırımda bulunulan yıl için gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi yönünden vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olunmayacaktır.

 

Diğer taraftan, işverenlerce ücretlerde vergi indirimi ile asgari geçim indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle ücretlilerin başvuru yapması halinde, bu taleplerin 255 ve 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerindeki açıklamalar çerçevesinde sonuçlandırılabilmesi için ilgili talepleri ile sınırlı kalmak üzere gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.

 

g) Gelir veya Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı

 

Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi yönünden artırımda bulunulması durumunda, ayrıca gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartı aranmayacaktır.


F- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN ORTAK HÜKÜMLER

 

                6111 sayılı Kanunun “Matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak hükümler” başlıklı 9 uncu maddesinin uygulamasına ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

 

1- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanı Dolayısıyla Hesaplanan Vergilerin Ödenmesi

 

6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddeleri hükümlerinden yararlanılarak artırımda veya beyanda bulunanlar, anılan hükümlere göre hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi tutarlarını  31 Mayıs 2011 tarihine kadar tamamen ödeyebilecekleri gibi talep etmeleri halinde bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde belirtilen açıklamalar çerçevesinde taksitler halinde ödemeleri de mümkün bulunmaktadır. Bu takdirde mükellefçe tercih edilen taksit seçeneğine göre ilgili katsayı uygulanacaktır.

 

Bu vergilerin, ödeme süresi içinde ödenmemesi halinde; peşin ödenmek istenmişse vade tarihinden, taksitler halinde ödenmek istenmişse taksitlerin vade tarihlerinden, ödeme tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranda gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsili gerekmektedir. Gecikme zammı, ödenmemiş tutar içerisinde yer alan vergi aslı üzerinden hesaplanacaktır.

 

6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde Kanunun 19 uncu maddesi hükmünün tatbik edilmesi gerekmekle birlikte, matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak hükümlerin düzenlendiği Kanunun 9 uncu maddesinde yer alan düzenleme uyarınca matrah ve vergi artırımında bulunanların taksitlerini süresinde ödememesi, artırım hükümlerinin ihlali anlamına gelmeyecektir.

 

2- Takdir Komisyonlarına Sevk Edilmiş veya Haklarında Vergi İncelemesine Başlanılmış Mükelleflerin Durumu

 

6111 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, matrah ve vergi artırımı kapsamına giren dönemler için başlatılmış ve henüz sonuçlandırılmamış incelemelerin veya takdir işlemlerinin bulunması, artırıma engel değildir.

 

Öte yandan, matrah ve vergi artırımında bulunulması Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmeyecektir. Bu mükellefler hakkında vergi incelemesi ile takdir işlemlerine göre tarhiyat yapılabilmesi için aşağıda belirtilen hususlara uyulması gerekmektedir.

 

a) 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında, artırımda bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren 1 ay içerisinde sonuçlandırılması şarttır. Bu süre içerisinde sonuçlandırılamayan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine devam edilmeyecek, bulunduğu safhada bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergileri ödeyeceklerdir.

 

Bir başka anlatımla, Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin 31/3/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar tamamlanamaması halinde mükelleflerin, başvuru süresinin (2/5/2011) sonuna kadar matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmaları şartıyla, 31/3/2011 tarihinden sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden raporlar ve kararlar üzerine tarhiyat yapılmayacağından, vergi incelemesi ve takdir işlemlerine devam edilmeyecektir.

 

b) Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış söz konusu vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata konu matrah farkı tespit edilmesi halinde;

 

ba) Mükellef, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah artırımında bulunmuş ise, inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah farkı ile mükelleflerin Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddeleri hükümlerine göre artırdıkları matrahlar birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu mükellefin ilgili yıllarda artırılan matrah tutarlarının, vergi incelemeleri veya takdir komisyonu kararlarına göre o yıl için belirlenen matrah farkından fazla veya bu tutar kadar olması durumunda mükellef hakkında ayrıca vergi incelemeleri ve takdir komisyonu kararlarına göre vergi tarhiyatı yapılmaz ve ceza uygulanmaz.

 

bb) Vergi incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah farkının, mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutar kadar matrah farkı üzerinden mükellef hakkında gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza uygulanacaktır. Ancak mükellef, bu fark tutar üzerinden tarh edilen vergiler ile uygulanan gecikme faizi ve cezalar için Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden yararlanarak ödemede bulunabilecektir.

 

bc) KDV uygulaması bakımından vergi inceleme raporuna veya takdir komisyonu kararına göre tarh edilmesi gereken vergiden, artırım nedeniyle ödenecek tutarlar düşülerek işlem yapılacaktır. Buna göre;

 

-İnceleme, KDV yönünden artırım talebinde bulunulan yılın bütün dönemlerini kapsıyorsa, rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden, 6111 sayılı Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince yılın tamamı için hesaplanan vergi tutarı (bu Kanuna göre tahakkuk eden vergi) düşülecektir.

 

-İnceleme, KDV yönünden artırımda bulunulan yılın bazı dönemlerini kapsıyorsa, artırım nedeniyle hesaplanan yıllık tutar 12'ye bölünerek aylık ortalama bulunacak, bu ortalamanın raporun kapsadığı dönem sayısı ile çarpılması sonunda bulunan tutar, rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden düşülecektir.

 

6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan takdir işlemleri bakımından da bu ayrım kapsamında işlem tesis edilecektir.

 

bd) Bir ay içinde sonuçlandırılan ve yukarıda (ba), (bb) ve (bc) bölümlerinde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan tarhiyatlar ile ilgili olarak mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır.


            be) 6111 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasında, inceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, vergi inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.

 

c) Kanunun yayımlandığı tarihten önce haklarında vergi incelemesi ve takdir işlemlerine başlanılmış mükellefler, 31/3/2011 tarihinden önce matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmakla birlikte artırım, vergi inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten sonra yapılmış ise yukarıda (b) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde mahsup imkanından yararlanamayacaklar, ancak söz konusu inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan tarhiyatlar için bu Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden faydalanabileceklerdir.

 

d) Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, iadesi konusundaki başvuruları, ilgili kanun hükümleri ve genel tebliğ esasları çerçevesinde sonuçlandırılacağından, matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında iade talebi ile sınırlı olmak üzere vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerin 1 aylık süre içinde sonuçlandırılması şartı aranmayacaktır. İnceleme sonucuna göre mükellefin iade talebi yerine getirilecek veya reddedilecektir. İade talebinin reddi halinde söz konusu vergiler teminat karşılığı veya teminat alınmadan daha önce iade edilmiş ise gerekli vergi ve ceza tarhiyatı yapılacaktır.

 

Teminat karşılığı veya teminat alınmaksızın (Örneğin, yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerde 10.000 TL’ye kadar olan tutarın iade edilmesi gibi) yapılan iadeler ile ilgili inceleme raporunda, tespit edilen matrah ve vergi farkı nedeniyle talep edilen iadeyi aşan bir vergi farkı bulunması halinde; iadesi talep edilen tutarı aşan kısım için tarhiyat yapılabilmesi, incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılmasına bağlıdır. Bu takdirde de mükellefin matrah ve vergi artırımının dikkate alınacağı tabiidir. Ancak, iade tutarı ile ilgili olarak incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılması şartı aranılmadığından, iade tutarı ile sınırlı olmak üzere inceleme devam edebilecek ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır. Dolayısıyla, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin iadesine yönelik incelemeler nedeniyle 1 aylık süre geçtikten sonra düzenlenecek raporlarda, iade tutarını aşan bir tarhiyat önerilmeyecektir.

 

Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince, bu açıklamaların KDV uygulaması bakımından da geçerli olacağı tabiidir.

 

e) Kanunun 7 inci maddesinin altıncı fıkrasında, katma değer vergisi artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden indirilebilir katma değer vergileri ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere 1 aylık inceleme şartı aranmaksızın bu Tebliğin (VI/D-6) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir. Ayrıca, 84 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği kapsamında haklarında özel esaslar uygulanan mükelleflerin genel esaslara geçme taleplerine yönelik inceleme yapılması mümkün olmakla birlikte, bu incelemeler sonucunda artırımda bulunulan yıllarla ilgili tarhiyat yapılamayacaktır.

 

f) Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmak için mükelleflerce 2/5/2011 tarihine kadar (bu tarih dahil) başvuruda bulunulabileceğinden, mükelleflerin bu tarihe kadar matrah ve vergi artırımda bulunması halinde, artırımda bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımı tarihinden sonra başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerine devam edilmeyeceği tabiidir.

 

3- Matrah ve Vergi Beyanında Bulunan Mükelleflere Vergi Usul Kanunu Hükümlerine Göre Usulsüzlük Cezası Uygulanmaması

 

Mükelleflerin 6111 sayılı Kanuna göre matrah veya vergi artırımı yaptıkları dönemlere ilişkin olarak kanuni süresinde vermedikleri anlaşılan beyannameler nedeniyle 213 sayılı Kanunun usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.

 

4- Matrah ve Vergi Artırımında Bulunulan Vergilendirme Dönemlerine İlişkin Kesinleşen Tarhiyatların Durumu

 

Matrah ve vergi artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi vermeleri ve bu düzeltme işlemlerinin Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere ikmalen, re’sen ve idarece yapılıp Kanunun yayımlandığı tarihten önce kesinleşen tarhiyatlar ve vergiler (katma değer  vergisi tarhiyatında “hesaplanan katma değer vergisi”), matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacak, bir başka ifade ile matrah ve vergi artırımı, kesinleşen tarhiyatlar da dikkate alınarak yapılacaktır.

 

5- İstisna ve İndirimlerin Uygulanmaması

 

6111 sayılı Kanun kapsamında gelir veya kurumlar vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisinde artırım hükümlerinden yararlanılması durumunda, hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için herhangi bir istisna ve indirim uygulanması söz konusu olmayacaktır.

 

6- Diğer Hususlar

 

a) Matrah ve vergi artırımı sonucunda, hesaplanarak veya artırılarak ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak kabul edilmeyecektir.

 

Söz konusu vergilerin herhangi bir vergiden indirim veya mahsup edilmesi mümkün olmadığı gibi iade edilmesi de söz konusu değildir. 

 

b) Artırılan matrahlar nedeniyle geçici vergi hesaplanmayacak ve tahsil olunmayacaktır.

 

c) Matrah ve vergi artırımında bulunan ve bu konudaki şartları yerine getiren mükelleflerin defter ve belgeleri artırıma konu vergi türleri için kendileri adına tarhiyat yapılmak amacıyla incelenmeyecek olmasına rağmen, defter ve belgelere, diğer vergi türleri için inceleme yapılması, üçüncü kişilerle ilgili olarak karşıt incelemeler yapılması, mahkemelerce belli konulara bakılması veya bilirkişilerce ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle müracaat edilebilecektir. Bu nedenle, matrah ve vergi artırımından yararlanan mükelleflerin, defter ve belgelerini 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca saklayacakları ve ibraz edecekleri tabiidir.

 

d) Defter ve belgeleri üzerinde daha önce vergi incelemesi yapılmış olan mükellefler dilerlerse vergi incelemesi yapılan yıllar için de matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.

 

e) Matrah ve vergi artırımı yapılmayan yıllar ve dönemler için idare vergi incelemesi yapabilecektir.

 

f) 6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre matrah ve vergi artırımları, bu Tebliğe ekli bildirim formları (Ek:7 ila 19) ile yapılacaktır.

 

g) 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” hakkında, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce herhangi bir tespit yapılmış olması durumunda, bu kapsama giren mükelleflerin, Kanunun 6, 7 ve 8 inci madde hükümlerine göre matrah ve vergi artırımından yararlanmaları mümkün değildir. Bu hükmün uygulanmasında, vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporlar ile yapılan tespitler dikkate alınacaktır.

 

h) Matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımlarının, 6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı vergi dairelerince araştırılabilecektir. Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda açıklandığı şekilde tahsil edilecektir.

 

ı) 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış incelemeler sonucu düzenlenen ve 31/3/2011 tarihi mesai saati bitimine kadar vergi dairesinin kayıtlarına intikal ettirilen inceleme raporlarında; ilave tarhiyat olmaksızın sadece zarar azaltılması öngörülmesi halinde, kabul edilmeyen zarar tutarının öncelikle ilgili dönemde beyan edilen zarar tutarından indirilmesi, bu işlem sonucu kalan zarar tutarının %50’sinin 2010 ve müteakip yıl kazançlarından 193 veya 5520 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre mahsup konusu yapılması gerekir. Zararın diğer yarısının ise indirim konusu yapılamayacağı tabiidir.

 

Örnek 25- (B) A.Ş. hakkında 2006 yılına ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış bir vergi incelemesi bulunmaktadır. Mükellef 17/3/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanuna uygun olarak incelemenin yapıldığı yıla ait kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi matrah artırımında bulunmuştur.

 

25/3/2011 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilen vergi inceleme raporunda; mükellefin 2006 yılında beyan ettiği 120.000 TL zarar tutarının 80.000 TL’si kabul edilmemiştir. Bu durumda matrah artırımında bulunan mükellefin, anılan yıla ilişkin olarak beyan ettiği zarar tutarından raporda kabul edilmeyen zararın mahsup edilmesi ve kalan (120.000–80.000=) 40.000 TL’nin yarısı olan 20.000 TL’nin 2010 ve müteakip yıl kazançlarından 5520 sayılı Kanunun ilgili hükmü çerçevesinde indirilmesi gerekir. Kalan 20.000 TL zarar tutarı ise hiçbir şekilde indirim konusu yapılmayacaktır.

 

i) 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili vergi dairelerine vermiş oldukları bildirim veya yaptıkları beyanlarda yer alan bilgiler herhangi bir vergi türü incelemesi için done olarak kullanılmayacaktır.

 

j) Matrah ve vergi artırımı yapılacak yıllarda faaliyette bulunmuş ve gelir elde etmiş olmakla birlikte bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakan gelir vergisi mükellefleri T.C. kimlik numaralarını, yabancı gerçek kişiler ise varsa yabancı kimlik numaralarını kullanarak artırımda bulunabileceklerdir.

 

Yabancı kimlik numarası olmayan yabancı gerçek kişiler ile kurumlar vergisi mükellefi olması gerekenler ise vergi dairelerine başvurmak suretiyle alacakları vergi kimlik numaralarını kullanarak artırımda bulunabileceklerdir.

 

k) 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun hükümlerinden yararlananların 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.

 

 

VII– STOK BEYANLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

 

A- İŞLETMEDE MEVCUT OLDUĞU HALDE KAYITLARDA YER ALMAYAN EMTİA, MAKİNE, TEÇHİZAT VE DEMİRBAŞLARIN KAYDA ALINMASI

 

1-Kapsam

 

6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları yasal kayıtlarına intikal ettirmek suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmelerine imkan sağlanmıştır.

 

Kayıtlarda bulunmayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların kayıtlara intikal ettirilmesine imkân veren düzenleme, bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; serbest meslek erbabı, ferdi ticari işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları dahil bulunmaktadır.

 

2- Beyan

 

Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarını 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar bu Tebliğin (VII/A-4) bölümünde belirtilen beyanname ve ekinde verecekleri envanter (Ek:20/B) listesi ile katma değer vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine bildireceklerdir.

 

Bu kıymetler, bildirim tarihindeki rayiç bedelle değerlenmek suretiyle envanter listesinde gösterilecektir.

 

Rayiç bedel, o kıymetin değerleme günü itibarıyla normal alım satım bedelidir. Dolayısıyla bu bedel, mükellefin kendisi tarafından bizzat tespit edebileceği gibi bağlı olduğu meslek kuruluşuna da tespit ettirilebilecektir. Bildirilen kıymetler yasal kayıt süresi içerisinde kayıtlara intikal ettirilecektir.

 

Bu madde hükmüne göre bildirilecek emtia;

 

- Alım satım işletmelerinde satışa hazır malları,

 

- İmalatçı işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı mamül ve mamül malları

 

ifade etmektedir.

 

Aynı şekilde inşaat işletmelerinin (yıllara yaygın inşaat ve onarım işi, kat karşılığı veya kendi adlarına inşaat yapıp satanlar) varsa inşa edilen ve emtia niteliğindeki gayrimenkulleri (daire, dükkan vb.) ile üretimde kullandıkları demir, çimento, tuğla gibi ilk madde ve malzemelerini veya yarı mamullerini de bildirmeleri mümkündür.

 

Beyan edilecek olan kayıt ve tescile tabi kıymetler, kayıt ve tescil için kullanılan  bilgiler (numara, harf, işaret, marka vb.) belirtilmek suretiyle envanter listesinde beyan edilecektir. Kayıt ve tescile ilişkin gerekli bilgileri içermeyen kıymetlerin, beyandan önce ilgili kamu idarelerine başvurularak kayıt ve tescil ettirilmesi ve alınan kayıt ve tescil bilgileri ile beyan edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kıymetlerin satışına ilişkin olarak düzenlenecek belgelerde kayıt ve tescil bilgilerine de yer verilecektir.

 

3- Bildirilen Malların Satış Bedeli ve Amortisman Uygulaması

 

6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmüne göre kayıtsız mal bildiren mükellefler, bu malları satmaları halinde, defterlere kaydedilecek satış bedeli kayıtlı değerinden düşük olamayacaktır. Gerçek satış bedelinin kayda alınan bedelden düşük olması halinde, kazancın tespitinde kayıtlı bedel dikkate alınacaktır.

 

Bildirime dahil edilen amortismana tabi iktisadi kıymetler için amortisman ayrılmayacaktır.

 

4- Vergisel Yükümlülükler

 

a) Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kendilerince veya ilgili meslek kuruluşlarınca belirlenecek rayiç bedel üzerinden beyan edilerek kayıtlara intikal ettirilecek;

 

- Teslimleri genel orana (%18) tabi makine, teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden %10 oranı,

 

- Teslimleri indirimli orana (%1, %8) tabi makine, teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden ise tabi oldukları oranın yarısı

 

esas alınmak suretiyle KDV hesaplanarak, örneği bu Tebliğ ekinde yer alan (Ek:20/A) KDV stok beyanına ilişkin beyanname ile kağıt ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir. Beyanname, en geç 31/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar verilecek ve tahakkuk edecek vergi de aynı süre içinde ödenecektir.

 

Örnek 1- Mükellef (A) kayıtlarında yer almayan emtia dolayısıyla beyanname ve eki envanter listesini 5/4/2011 tarihinde vermiştir. (A), söz konusu beyannameye göre tahakkuk eden vergiyi en geç Kanunun 10 uncu maddesinden yararlanma süresinin son günü olan 31/5/2011 tarihine kadar ödeyebilecektir.

 

KDV beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, söz konusu beyannameyi de 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.

 

b) 6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre beyan edilecek özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarları, aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre beyan edilecek KDV matrahını oluşturan rayiç bedelin tespitinde dikkate alınmış olacağından, bu şekilde beyan edilen ÖTV’nin KDV matrahına ayrıca dahil edilmesi söz konusu değildir.

 

c) Teslimleri KDV’den müstesna olan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarla ilgili olarak bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.

 

d) Beyan edilen emtiaya ait hesaplanan KDV, 1 No.lu KDV beyannamesinde genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir.

 

Ancak, kayıtlarda yer almayan makine, teçhizat ve demirbaşların rayiç bedeli üzerinden hesaplanarak ödenen KDV’nin indirimi mümkün olmayıp, bu tutar, verginin ödendiği yılın gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının belirlenmesinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

 

e) 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasında; fiili ya da kaydî envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa uğratılan KDV’nin, belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu uygulamaya göre yapılan tarhiyata da vergi ziyaı cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

 

6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar için yukarıda (a) bölümünde belirtilen şekilde sorumlu sıfatıyla KDV beyan eden ve ödeyen mükellefler bakımından 3065 sayılı Kanunun söz konusu hükmü uygulanmayacaktır.

 

Buna göre, söz konusu hüküm kapsamında beyanda bulunan mükelleflere, 3065 sayılı Kanunun (9/2) maddesi hükmü uyarınca belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle malın emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re'sen tarhiyat yapılmayacaktır.

 

5- Beyan Edilerek Ödenen KDV’nin İade Konusu Yapılıp Yapılamayacağı

 

3065 sayılı Kanunun 29/2 ve 32 nci maddeleri uyarınca, söz konusu maddelerde belirtilen işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler, indirim yoluyla telafi edilememeleri halinde iade konusu yapılabilmektedir.

 

Bu çerçevede, 6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinden faydalanarak, kayıtlarda yer almayan emtia dolayısıyla hesapladıkları KDV’yi bu Tebliğin (VII/A–4) bölümünde belirtildiği şekilde beyan edip ödeyen ve bu vergiyi indirim hesaplarına intikal ettiren mükellefler tarafından, beyana konu emtianın, 3065 sayılı Kanun uygulamasında iade hakkı tanınan işlemlerde kullanılması durumunda, beyan edilerek ödenen ve indirim hesaplarına alınan söz konusu verginin yüklenilen verginin hesabında dikkate alınması ve dolayısıyla iade konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

 

Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle bahse konu uygulama kapsamında beyan edilerek sorumlu sıfatıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün olmadığından, bu verginin iadesi de söz konusu olmayacaktır.

 

6- ÖTV Kapsamındaki Mallar İçin ÖTV’nin Beyanı ve Ödenmesi

 

6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasıyla, ÖTV’nin konusuna giren malları bu madde kapsamında beyan eden ve alış belgelerini ibraz edemeyen mükelleflerin bu malların beyan tarihindeki miktarı ve emsal bedeli üzerinden geçerli olan ÖTV’yi bu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen beyanname verme süresi içinde ayrı bir beyanname ile beyan ederek aynı süre içinde ödemeleri halinde, bu mallar bakımından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmünün uygulanmaması öngörülmüştür. Bu şekilde beyan edilerek ödenen ÖTV için vergi cezası kesilmeyecektir.

 

Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan mallardan 4760 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı listelerde yer alanlar için, beyan tarihindeki miktarları ve emsal bedelleri ile uygulanmakta olan vergi oranı, maktu ve asgari maktu vergi tutarlarını dikkate alarak bu Tebliğin ekindeki (Ek:21) beyannameyi kağıt ortamında düzenleyecek ve 31/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar ÖTV (ÖTV mükellefiyeti bulunmayan ithalatçılar KDV) yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine verecek, hesaplanan ÖTV’yi de bu süre içinde ödeyecektir. 4760 sayılı Kanun ekindeki her bir liste [(II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi araçların her biri] için ayrı beyanname verilecektir.

 

7- Beyan Edilen Kıymetlerin Kayıtlara İntikali

 

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, aktiflerine intikal ettirdikleri emtia için ayrı; makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte karşılık hesabı açacaktır.

 

Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde, sermayenin unsuru sayılacak ve vergilendirilmeyecektir.

 

Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar ayrıca envantere kaydedilecek ve 6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre, ayrılan karşılık birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.

 

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise beyan ettikleri emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydedeceklerdir.

 

Örnek 2- (A) Limited Şirketi, stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan (X) malına ilişkin envanter listesini hazırlamış ve 20/5/2011 tarihi itibarıyla beyan etmiştir. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu malın, kendisi tarafından belirlenen rayiç bedeli 20.000 TL’dir. Şirketin bu bildirimine ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

________________________20/5/2011 ____________________________

153 TİCARİ MALLAR                  20.000.-TL

191 İNDİRİLECEK KDV                2.000.-TL

 

                       525 KAYDA ALINAN EMTİA                         20.000.-TL

ÖZEL KARŞILIK HESABI   

                              (6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)

                       360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR             2.000.-TL

                              (Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)

__________________________    /   ______________________________

 

Bu malın satılması halinde kayıtlara intikal ettirilecek satış bedeli 20.000 TL’nin altında olamayacaktır.

 

Örnek 3- (B) Anonim Şirketi, kayıtlarında yer almayan makine ve demirbaşlarını kayda almak istemektedir. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu kıymetlerin mükellefçe belirlenen rayiç bedeli 40.000 TL olup, envantere alınmasına ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde yapılacaktır.

_______________________________  /  _______________________________

 

253 TESİS MAKİNA VE CİHAZLAR              40.000.-TL

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR.         4.000.-TL

                               

      526 DEMİRBAŞ MAKİNE VE TEÇHİZAT                  40.000.-TL

                            ÖZEL KARŞILIK HESABI

                           (6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)

                      360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR                          4.000.-TL

                             (Sorumlu sıfatıyla ödenecek KDV)

________________________________  /  ________________________________

 


 

Mükellef, söz konusu makine ve demirbaşlarını 31/12/2011 tarihine kadar satarsa, bu satıştan önce, satmadığı takdirde 31/12/2011 tarihinde aşağıdaki muhasebe kaydını yapacaktır.

________________________________  /  ________________________________

 

526 DEMİRBAŞ MAKİNE VE TEÇHİZAT                 40.000.-TL

      ÖZEL KARŞILIK HESABI                         

     (6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)

                              

257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR                          40.000.-TL

_______________________________  /  _________________________________

 

Mükellefin, örneğimizdeki makine ve demirbaşlarını peşin olarak 50.000.-TL’ye satması halinde bu satışa ilişkin yukarıdaki kayıtla birlikte yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.

 

_____________________________  /  ________________________________

100 KASA HESABI                                        59.000.-TL

257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR            40.000.-TL

 

253 TESİS MAKİNE VE CİHAZLAR                     40.000.-TL

                               391 HESAPLANAN KDV                                          9.000.-TL

679 DİĞER OLAĞANDIŞI

                                    GELİR VE KARLAR                                          50.000.-TL

_______________________________  /   ________________________________

 

8- Beyan Edilen Kıymetlerin Ba Formu Karşısındaki Durumu

 

6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında beyan edilen kıymetler üzerinden hesaplanarak beyan edilen kıymetlerin rayiç bedelleri, Ba formu vermek zorunda olan mükellefler tarafından söz konusu form ile bildirilmek zorundadır.

 

Söz konusu bildirim işlemi, Ba formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif Satıcılar (6111 sayılı Kanun Madde 10)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (3333 333 333) yazılmak suretiyle yapılacaktır.

 

B- KAYITLARDA YER ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN EMTİA

 

6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan emtialarını, bu Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31 Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar fatura düzenlemeleri ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.


1- Kapsam

 

Bu hüküm, bütün gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; ferdi işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları dahil bulunmaktadır.

 

2- Belge Düzeni

 

Madde kapsamında düzenlenecek faturalarda alıcıya ilişkin bilgiler yerine, “Muhtelif Alıcılar (6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi çerçevesinde düzenlenmiştir)” ibaresi yazılacaktır.

 

3- Değer Tespiti

 

Faturada yer alacak bedel, söz konusu emtia ile aynı neviden olan emtiaların gayri safi kar oranı dikkate alınarak tespit edilecektir.

 

Gayri safi kar oranının yasal kayıtlardan tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas alınacaktır.

 

4- Vergisel Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları

 

a) Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler

 

Yukarıda açıklanan şekilde faturalanan ve yasal defterlere kaydedilen emtia ile ilgili işlemler, normal satış işlemlerinden bir farklılık arz etmemektedir.

 

Faturada emtianın tabi olduğu oranda KDV hesaplanacak ve ilgili dönem beyannamesine dahil edilecektir.

 

Satış hasılatı yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında da dikkate alınacaktır.

 

Fatura bedeli “600 Yurtiçi Satışlar”, faturada hesaplanan katma değer vergisi de “391 Hesaplanan KDV” hesabına alacak yazılmak suretiyle kayıtlara intikal ettirilecektir. Bu hesapların karşılığını teşkil edecek borçlu hesap uygulamayı yapan mükellefçe gerçeğe uygun olarak tespit edilecektir. Gerçek durum ile kayıtlar arasındaki farklılık, faturasız satışlardan kaynaklanmakta olup faturasız satılan malların karşılığında işletme kalemlerinden birinde artış olması gerekmektedir. Bu artış nakit para, banka, alacak senedi, çek ve benzeri değerler şeklinde olabilir. Dolayısıyla, mal çıkışı karşılığında aktif değer olarak işletmede ne varsa veya işletmede beyan tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin hesaplara kayıt yapılması gerekmektedir.

 

Aktif hesaplarda meydana gelen artışın herhangi bir şekilde tespit edilememesi halinde “689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Beyannamenin düzenlenmesi sırasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır) hesabına borç kaydı yapılacaktır.

 

Örnek 4- (Y) Limited Şirketi, kayıtlarında yer aldığı halde stoklarında mevcut olmayan emtialarını faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek istemektedir. Şirketin, ticaretini yaptığı genel oranda KDV’ye tabi olan (A) malının kayıtlarda bulunan ancak stoklarda yer almayan miktarı 20 ton olup kendi kayıtlarına göre bu malın birim maliyeti 15 TL/Kg ve gayrisafi karlılık oranı ise %10’dur.

 

(Y) Limited Şirketi bu mala ilişkin düzenleyeceği faturada 330.000 TL satış bedeli ve 59.400 TL KDV gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın muhasebe kayıtlarına intikali aşağıdaki şekilde olacaktır.

________________________________   /   ____________________________

               

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR     389.400 TL

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 

                               600 YURTİÇİ SATIŞLAR                                  330.000 TL

                                      (6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi)

                               391 HESAPLANAN KDV                                    59.400 TL

________________________________  /   _____________________________

 

- Giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

___________________________   /   ________________________________

950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN                          389.400 TL

        GİDERLER

 

951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN            389.400 TL

       GİDERLER ALACAKLI HESABI

___________________________   /   ________________________________

 

Bu kayıtta yer alan 689 numaralı hesap yerine gerçek duruma uygun olması halinde diğer hesaplardan; kasa, bankalar, alınan çekler, alıcılar veya alacak senetleri hesaplarından biri kullanılabilecektir. Örneğin, kayıtsız yapılan satış karşılığında alacak senedi alınmış olması halinde kayıt aşağıdaki şekilde olacaktır.

________________________________   /   __________________________

               

121 ALACAK SENETLERİ                        389.400.-TL

                              

600 YURTİÇİ SATIŞLAR                                  330.000.-TL

                                       (6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi)

                               391 HESAPLANAN KDV                                    59.400.-TL

________________________________   /   __________________________

 

Fatura düzenlenmek suretiyle bu bölümde açıklandığı şekilde hasılatı kayıtlara intikal ettirilen emtianın daha önceki dönemlerde satıldığının tespit edilmesi halinde, düzeltmeye tabi tutulmuş stoklarla ilgili olarak geçmişe yönelik tarhiyat yapılmayacağı gibi ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.


b) İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler

 

Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan emtialar nedeniyle düzenlenen faturalar, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerce yasal defterlerine, hasılat olarak kaydedilecektir.

 

5- Kayıtlarda Yer Aldığı Halde İşletmede Mevcut Olmayan Emtianın Bs Formu Karşısındaki Durumu

 

6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan emtia nedeniyle düzenlenen faturalar, Bs formu vermek zorunda olan mükelleflerce,  Bs formu ile bildirilmek zorundadır.

 

Söz konusu bildirim işlemi, Bs formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif Alıcılar (6111 sayılı Kanun Madde 11/1)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (4444 444 444) yazılmak suretiyle yapılacaktır.

 

C- KAYITLARDA YER ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN KASA MEVCUDU VE ORTAKLARDAN ALACAKLARIN BEYANI

 

6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ile işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.

 

1- Kapsam

 

Bu hüküm, sadece bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır.

 

2- Bilanço Düzenleme ve Beyan

 

Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan

 

-Kasa mevcutlarını ve

 

-İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31 Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebileceklerdir (Ek: 22).

 

Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uyarınca verilmesi gereken ve elektronik ortamda gönderilebilen beyannamenin, kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca, söz konusu beyan kurumlar vergisi mükellefiyeti yönünden bağlı olunan vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.

 

İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının belirlenmesinde, tek düzen hesap planında yer alan “131. Ortaklardan Alacaklar” ve “231. Ortaklardan Alacaklar” toplamından “331. Ortaklara Borçlar” ve “431. Ortaklara Borçlar” toplamının çıkarılması sonucunda kalan net tutar dikkate alınacaktır.

 

Söz konusu beyan sonucunda aşağıdaki esaslara göre kayıtlar düzeltebilecektir.

 

3- Vergisel Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları

 

Bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar tutarlarını düzeltmek için beyanda bulunan mükellefler, beyan edilen tutarlar üzerinden % 3 oranında vergi hesaplayacak ve hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi içinde ödeyeceklerdir.

 

Söz konusu tutarların beyanı üzerine, defter kayıtlarının düzeltilmesi gerekeceği tabiidir.

 

Örnek 5- (A) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa hesabında 150.000 TL görünmekle birlikte fiilen kasada bulunmayan tutar 145.000 TL’dir. Şirketin dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan 15/4/2011 tarihi itibarıyla kasa mevcudu 200.000 TL olarak görülmektedir.

 

Anılan mükellef, her ne kadar beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu 200.000 TL olsa da, 31/12/2010 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var olan kasa mevcudu içinde fiilen kasada bulunmayan tutarları esas alacak, bu tutarın 145.000 TL olması nedeniyle, bu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi sonuna (31/5/2011 tarihine) kadar ödeyecektir.

 

Bu çerçevede;

 

Beyan tutarı:                                                                       145.000 TL

Hesaplanan vergi:                               (145.000 x %3=)        4.350 TL


Beyanla ilgili muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:

___________________________15/4/2011__________________________

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE             145.000 TL

        ZARARLAR

       (6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 

                100 KASA                                                                          145.000 TL

___________________________ / ________________________________

 

- Verginin hesaplanması:

___________________________15/4/2011__________________________

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE             4.350 TL

        ZARARLAR

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 

                360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR                            4.350 TL

___________________________ / ________________________________

 

- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

___________________________15/4/2011__________________________

950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN          149.350 TL

       GİDERLER

 

951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN                          149.350 TL

       GİDERLER ALACAKLI HESABI

___________________________ / ________________________________

 

Örnek 6- (K) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa hesabında 200.000 TL görünmekte olup, dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan 28/3/2011 tarihi itibarıyla kasa mevcudu 110.000 TL’dir.

 

Anılan mükellef, her ne kadar, 31/12/2010 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var olan kasa mevcudu 200.000 TL olsa da, beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu 110.000 TL olduğundan, fiilen kasada bulunmayan kısım esas alınmak suretiyle en fazla bu tutar (110.000 TL) kadar beyanda bulunabilecektir.

 

Bu tutarın 100.000 TL’lik kısmının kasada fiilen bulunmadığı varsayıldığında beyan edilecek tutar ve üzerinden hesaplanacak vergi aşağıdaki gibi olacaktır.

 

Beyan tutarı:                                                                       100.000 TL

Hesaplanan vergi:                               (100.000 x %3=)        3.000 TL


Beyanla ilgili muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:

___________________________28/3/2011__________________________

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE             100.000 TL

        ZARARLAR

       (6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 

                100 KASA                                                                          100.000 TL

___________________________ / ________________________________

 

- Verginin hesaplanması:

___________________________28/3/2011__________________________

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE             3.000 TL

        ZARARLAR

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 

                360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR                            3.000 TL

___________________________ / ________________________________

 

- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

___________________________28/3/2011 _________________________

950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN          103.000 TL

       GİDERLER

 

951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN                          103.000 TL

       GİDERLER ALACAKLI HESABI

___________________________ / ________________________________

 

Örnek 7- (C) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları, bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibi olup, beyan tarihi olan 1/4/2011 tarihi itibarıyla bu tutarların değişmediği varsayılmıştır.

 

- 131. Ortaklardan Alacaklar hesabı                                 150.000 TL

- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı                                   75.000 TL

- 331. Ortaklara Borçlar hesabı                          (85.000) TL

- 431. Ortaklara Borçlar hesabı                          (60.000) TL

 

Bu çerçevede;

 

Beyan tutarı:         [(150.000+75.000)-(85.000+60.000)=] 80.000 TL

Hesaplanan vergi: (80.000 x %3=)                                         2.400 TL

 

olacaktır.

 

Anılan mükellef, söz konusu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresinde ödeyecektir.

 

Beyanla ilgili muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:

___________________________1/4/2011____________________________

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE             80.000 TL

        ZARARLAR

       (6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 

                131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                          65.000 TL

                231 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                          15.000 TL

___________________________ / ________________________________

 

- Verginin hesaplanması:

___________________________1/4/2011___________________________

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE             2.400 TL

        ZARARLAR

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

                360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR                            2.400 TL

___________________________ / ________________________________

 

- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

 

___________________________1/4/2011___________________________

950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN          82.400 TL

       GİDERLER

 

951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN                          82.400 TL

       GİDERLER ALACAKLI HESABI

___________________________ / ________________________________

 

 

Örnek 8- (Y) Limited Şirketinin, 31/12/2010 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve borç tutarları bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibidir.

 

- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı                                 200.000 TL

- 431. Ortaklara Borçlar hesabı                          (80.000) TL

 

Beyan tarihi itibarıyla ise ortaklardan alacak ve borç tutarları şu şekildedir.

 

- 131. Ortaklardan Alacaklar hesabı                                    50.000 TL

- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı                                  180.000 TL

- 331. Ortaklara Borçlar hesabı                          (100.000) TL

 

Bu çerçevede, beyan tarihi itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;

 

[(50.000+180.000)-(100.000)=]            130.000 TL olsa da

 

31/12/2010 tarihi itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;

 

(200.000-80.000=)                 120.000 TL’dir.

 

Buna göre;

 

Beyan tutarı:         (200.000-80.000=)                 120.000 TL

Hesaplanan vergi: (120.000 x %3=)                      3.600 TL

 

olacaktır.

 

Anılan mükellef, söz konusu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme süresinde ödeyecektir.

 

Beyanla ilgili muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:

___________________________ / ________________________________

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE             120.000 TL

        ZARARLAR

       (6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 

                131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                          50.000 TL

                231 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                          70.000 TL

___________________________ / ________________________________

 

- Verginin hesaplanması:

___________________________ / ________________________________

689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE             3.600 TL

        ZARARLAR

       (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)

 

                360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR                            3.600 TL

___________________________ / ________________________________

 

- Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:

___________________________ / ________________________________

950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN          123.600 TL

        GİDERLER

 

951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN                          123.600 TL

       GİDERLER ALACAKLI HESABI

___________________________ / ________________________________

 


4- Diğer Hususlar

 

a) 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmeyecektir.

 

b) Bu kapsamda beyan edilen tutarlar ile ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.

 

c) Kurumlar vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yapılan beyanla ilgili olarak söz konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacaktır.

 

D- YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN SORUMLULUĞU

 

Tam tasdik sözleşmesi çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin rapor düzenlenmiş bulunan mükelleflerin, 6111 sayılı Kanunun 10 ve 11 inci maddeleri hükmünden yararlanmaları halinde, raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin bu işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu aranmayacaktır.

 

E- DİĞER HUSUSLAR

 

6111 sayılı Kanunun 10 ve 11 inci maddelerinin uygulanmasına ilişkin olarak yapılan işlem ve bildirimlerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı hususu Maliye Bakanlığınca araştırılabilecektir.

 

 

VIII– TAHSİLİNDEN VAZGEÇİLEN ALACAKLAR

 

 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin;

 

- Birinci ve yirmidördüncü fıkralarında, belli bir tutarın altında kalan idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi,

 

- İkinci fıkrasında, belli bir tutarın altında kalan amme alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi,

 

- Onbeşinci fıkrasında, gemi inşasıyla ilgili yatırımlara ilişkin olarak yatırım indirimi istisnasından yararlanan mükellefler hakkında kurumlar vergisi, deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçlarının imal ve inşasına yönelik 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi hükümlerine göre katma değer vergisi tarh edilmemesi ve tarh edilmiş vergilerin tahsilinden vazgeçilmesi,

 

yönünde düzenleme yapılmıştır.


1- Maliye Bakanlığına Bağlı Vergi Dairelerince Tahsilinden Vazgeçilecek Alacaklar

 

Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmesi gereken ve belli tutarın altında kalan idari para cezalarının, ikinci fıkrasında ise belli tutarın altında kalan amme alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi düzenlenmiştir.

 

a) 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, 7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç olmak üzere, 31/12/2010 tarihinden önce idari yaptırım kararı verildiği halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş olan ve genel bütçeye gelir kaydı gereken ve her bir kabahat için 120 liranın (bu tutar dahil) altında kalan idari para cezalarının tebliğ edilmeyeceği, tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçileceği hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca aynı fıkrada, mülga 5539 sayılı Kanun ile 6001 sayılı Kanun gereğince otoyollar ve köprülerden ihlalli geçiş sebebiyle verilen idari para cezaları ile birlikte ilgilisine tebliği gereken ve tutarı 12 lira ve altında kalan geçiş ücretlerinin de tahsilinden vazgeçileceği düzenlenmiştir.

 

Anılan fıkra kapsamına; idari para cezalarından tür olarak 4207 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5326 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç genel bütçeye gelir kaydı gereken idari para cezalarının tamamı girmektedir. Bu nedenle, fıkra kapsamına girmeyen idari para cezalarının terkin edilmemesine özellikle dikkat edilecektir.

 

Diğer taraftan, tür olarak fıkra kapsamına girdiği halde ilgili kabahate ilişkin olarak verilen idari para cezasının tutar olarak 120,-TL’nin üzerinde olması halinde bu idari para cezaları da terkin edilmeyecektir. Ayrıca, verildiği tarih itibarıyla 120,-TL’nin üzerinde olan idari para cezalarına karşılık yapılan tahsilatlar nedeniyle Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bakiye tutarı 120,-TL’nin altında kalanlar da terkin kapsamına alınmayacaktır.

 

Anılan fıkrada, kapsama giren idari para cezaları ile geçiş ücretlerinden Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla;

 

- Tebliğ edilmemiş olanların ilgilisine tebliğ edilmemesi,

 

- Tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,

 

esası getirilmiştir.

 

Buna göre, fıkra kapsamına giren alacaklar için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca; 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihine kadar tebliğ edilmemiş olan idari yaptırım kararları bu tarihten sonra tebliğ edilmeyecek, bu tarihten önce tebliğ edilmesine rağmen tahsil edilmemiş olanlar ise tahsil edilmeyecek ve tahsil için ilgili vergi dairesine gönderilmeyecektir.

 

Fıkra kapsamında olan alacaklardan, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla vergi dairesine intikal ettirildiği halde henüz tahsil edilememiş olanların tahsilinden vazgeçilecektir. Ancak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce bu alacaklara yönelik yapılmış olan tahsilatlar red ve iade edilmeyecektir.

 

b)  6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan belli tutarın altındaki alacakların tahsilinden vazgeçilmesine yönelik hükümlere yer verilmiştir.

 

Anılan fıkra kapsamına;

 

- Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte olan,

 

- Vadesi 31/12/2004 tarihinden (bu tarih dahil) önce olan,

 

- Her bir alacak türü ve dönemi itibarıyla aslı 50,-TL’yi aşmayan (bu asıllara bağlı fer’iler dahil),

 

- Aslı ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 100,-TL’yi aşmayan,

 

- Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan,

 

alacaklar girmektedir.

 

Bu fıkra kapsamına, alacak türü olarak Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2004 tarihinden (bu tarih dahil) önce olan alacakların tamamı girmektedir.

 

Örneğin; vergiler, vergi cezaları, kaynak kullanımını destekleme fonu alacakları, ecrimisiller, adli para cezaları, idari para cezaları, yiyecek bedelleri, vb.

 

Diğer taraftan, alacağın gelir kaydedileceği bütçe ayrımı yapılmaksızın Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte olan alacakların tamamı, fıkrada belirtilen diğer şartlara sahip olmaları halinde, terkin edilecektir.

 

Örneğin; 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan ve dolayısıyla özel bütçeli olan Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun (YURTKUR) 351 sayılı Kanun kapsamında verdiği öğrenim kredilerinin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsili için ilgili vergi dairesine gönderilmesi üzerine yapılan tahsilatlar YURTKUR’a aktarılmaktadır. Bu alacaklar vergi dairelerince takip edilmekle birlikte fıkra hükmü ile YURTKUR’un; vadesi 31/12/2004 tarihinden önce olan ve vergi dairesine takip için aktarıldığı halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tahsil edilememiş olan her bir alacak türü ve dönemi itibarıyla alacak aslı 50,-TL’yi aşmayan ve tutarına bakılmaksızın bu asıllara bağlı fer’i alacaklar ile aslı ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 100,-TL’yi aşmayan alacaklarının da tahsilinden vazgeçilecektir. Bu alacak türüyle ilgili yapılacak terkinde kredinin son taksite ilişkin vadesinin 31/12/2004 tarihinden önce olması ve ödenmemiş kredi tutarının toplamının 50,-TL’nin altında kalması gerekmektedir.

 

Öte yandan, fıkrada aranan diğer şartların yanında alacak aslının 50,-TL’nin altında olması halinde bu alacak aslı ile tutarına bakılmaksızın bu asla tatbik edilen fer’ilerin tamamı terkin edilecektir. Ayrıca, alacak aslı ödenmiş olan fer’i alacaklardan tutarı 100,-TL’yi aşmayan alacak tutarları da terkin edilecektir.

 

Örneğin; 2003 takvim yılının 2. gelir geçici vergi dönemine ilişkin beyanname, süresinde verilmiş olmasına rağmen vergi ödenmemiştir. 2003 yılına ilişkin yıllık beyanname Mart 2004 ayında süresinde verilmiştir. Ödenmeyen geçici vergi, yıllık beyanname verilmesi nedeniyle terkin edildiğinden, geçici verginin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan 85,-TL tutarındaki gecikme zammının tahsil edilmesi gerekmektedir. Söz konusu gecikme zammının aslı bulunmadığından ve 100,-TL’yi aşmadığından bu fıkra kapsamında tahsilinden vazgeçilecektir.

 

c) 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında (15) Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgelerine istinaden, inşa edilerek satılan gemi ve yatlara ilişkin harcamalar üzerinden yatırım indirimi istisnasından yararlanan mükellefler hakkında, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemler de dahil olmak üzere, bu kapsamda tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilmiş tutarlar red ve iade olunmaz. 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde bu Kanunla yapılan değişiklik ile istisna kapsamına alınan teslim ve hizmetlerle ilgili olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak katma değer vergisi tarhiyatı yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilmiş tutarlar red ve iade olunmaz.” hükmü yer almaktadır.

 

Söz konusu fıkra uyarınca, Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgelerine istinaden, inşa edilerek satılan gemi ve yatlara ilişkin harcamalar üzerinden yatırım indirimi istisnasından yararlanan mükellefler hakkında, Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemler de dahil olmak üzere, bu kapsamda kurumlar vergisi tarhiyatı yapılmayacaktır. Ayrıca, bu kapsamda daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecek ve tahakkuk eden tutarlar terkin edilecektir. Bu kapsamda, tahsil edilmiş tutarlar ise red ve iade olunmayacaktır.

 

Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanunun 85 inci maddesiyle 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklikle, faaliyetleri deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçlarının imal ve inşası olanlara bu araçların imal ve inşası ile ilgili olarak yapılan teslim ve hizmetler, söz konusu bentte yer alan diğer şartlara bağlı kalınmaksızın katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Yapılan bu değişiklik göz önünde bulundurulmak suretiyle 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin onbeşinci fıkrasıyla da bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak söz konusu değişiklik kapsamına giren işlemler dolayısıyla katma değer vergisi tarhiyatı yapılmaması öngörülmüştür. Ayrıca, bu kapsamda daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecek ve tahakkuk eden tutarlar terkin edilecektir. Bu kapsamda, tahsil edilmiş tutarlar ise red ve iade olunmayacaktır.


2- Belediyelerce Tahsilinden Vazgeçilecek Alacaklar

 

6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin yirmidördüncü fıkrasında, belediyelerce verilen belli tutarın altındaki idari para cezalarının terkinine yönelik düzenleme yapılmıştır.

 

Anılan fıkra kapsamına 31/12/2010 tarihine kadar belediyeler tarafından verilen ve kendi bütçelerine gelir kaydı gereken;

 

- 4207 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5326 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç olmak üzere diğer kanunlara göre verilen,

 

- Tutarı 145,-TL’nin (bu tutar dahil) altında kalan,

 

idari para cezaları girmektedir.

 

Fıkra hükmü gereğince kapsama giren idari para cezalarından Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla;

 

- Tebliğ edilmemiş olanların tebliğ edilmemesi,

 

- Tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,

 

gerekmektedir.

 

Buna göre, fıkra kapsamına giren alacaklar için ilgili belediyelerce; 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihine kadar tebliğ edilmemiş olan idari yaptırım kararları bu tarihten sonra tebliğ edilmeyecek, bu tarih itibarıyla tebliğ edilmesine rağmen tahsil edilmemiş olanlar ise terkin edilecektir.

 

 

IX– TAKSİTLERİN SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER

 

6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde, Kanuna göre yapılandırılan alacak tutarının taksit süresinde ödenmemesi halinde, Kanun hükümlerinden yararlanabilme koşullarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.

 

A) SÜRESİNDE ÖDENMEYEN TAKSİTLER

 

Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde “(1) a) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanır. hükmü yer almaktadır.

 

Bu hükme göre, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin bir takvim yılında en fazla iki defa ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme süresinin son taksidini izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.

 

Diğer taraftan;

 

- Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,

 

- Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

 

halinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.

 

Öte yandan, Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, matrah veya vergi artırımı yoluyla hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi halinde, söz konusu taksitler 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranında uygulanacak gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsil edilecektir. Bu nedenle, bu taksitler hakkında süresinde ödenmeyen taksitlere ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanmayacaktır.

 

Bu hüküm, her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanacaktır.

 

B) İHLAL NEDENİ OLMAYAN EKSİK ÖDEMELER

 

Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10’unu aşmamak şartıyla 5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hükme göre, taksitler için yapılan ödemelerde her bir taksite yönelik 5 liraya kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmamıştır. Bununla birlikte, taksit tutarının % 10’u 5 liranın altında ise yüzde % 10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme ihlal sebebi sayılmayacaktır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.


C) İHLAL HALİNDE KANUN HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMA

 

1- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanun kapsamına giren alacakların aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması halinde, borçluların ödedikleri tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanabileceği düzenlenmiştir.

 

Buna göre, Kanun kapsamında taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi halinde, bu Tebliğin (V/A-4) ve (VI/F-1) bölümlerinde yer alan açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.

 

Örnek 1- Mükellef 6111 sayılı Kanun kapsamında olan kesinleşmiş borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmuştur.

 

Mükellefin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kapsama giren borçları şu şekildedir:

 

2009 Yılına Ait Gelir Vergisi                                              : 3.000,00 TL

Gelir Vergisine İlişkin Gecikme Zammı                            :    452,12 TL

26/4/2010 Vadeli Gelir (Stp) Vergisi                                 :    800,00 TL

Gelir (Stp) Vergisine İlişkin Gecikme Zammı                   :    138,03 TL

TOPLAM                                                                            : 4.390,15 TL

 

Vergi asıllarına vade tarihleri ile Kanunun yayımlandığı tarihe kadar gecikme zammı yerine hesaplanacak toplam TEFE/ÜFE oranı ve tutarları aşağıdaki gibidir:

 

Gelir Vergisi I. Taksit Tutarı İçin       : 1.500 x %  8,2388 = 123,58 TL

Gelir Vergisi II. Taksit Tutarı İçin     : 1.500 x %  5,5988 =   83,98 TL

Gelir (Stp) Vergisi İçin                        :    800 x %  6,6923 =   53,54 TL

TOPLAM                                             : 3.800,-TL                 261,10 TL

 

Mükellef vergi asılları ile hesaplanan TEFE/ÜFE tutarları toplamını Kanun kapsamında 6 eşit taksitte ödemeyi tercih etmiştir.

 

 

Ödenecek Taksit Tutarları = [(Vergi Asılları + Toplam TEFE/ÜFE Tutarı) x 1,05] /6

= [(3.800 + 261,10) x 1,05 ] / 6

=  710,69 TL

 

Mükellef Kanun hükmüne göre 5 taksiti süresinde ödemiş ancak, son taksit için herhangi bir ödeme yapmamıştır.

 

Bu durumda, mükellefin yaptığı ödemeler, vadesi ve dönemi önce gelen borçlardan başlanarak her bir dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler belirtilen şekilde mahsup edildikten sonra alacağın tamamen tahsil edilemediği dönemlerde Kanun hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde kısmi ödeme olan döneme ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

 

Mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.

 

Buna göre, Kanun kapsamında yapılandırılan toplam alacak tutarı 4.061,10 TL olup bu tutara karşılık 5 taksitte ödenen tutar [(4.061,10/6 =) 676,85 x 5 =]          3.384,25 TL’dir.

 

Mükellefin vadesi önce gelen borcu gelir vergisi olduğundan, 3.384,25 TL yapılan ödeme tutarı, ilk önce yıllık gelir vergisi ile buna isabet eden TEFE/ÜFE tutarı toplamına (3.000 + 207,56=) 3.207,56 TL mahsup edilecektir. Bu şekilde yapılan mahsup sonucunda mükellef, 31/3/2010 ve 31/7/2010 vadeli gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı için Kanundan yararlanmış olacaktır.

 

Mahsuptan sonra kalan (3.384,25 – 3.207,56 =) 176,69 TL tutar, gelir (stp) vergisi ve bu vergiye ilişkin TEFE/ÜFE tutarı toplamı olan 853,54 TL’yi karşılayamadığından bu dönem borcu için Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılacaktır.

 

Bu durumda, yapılan ödeme tutarı kadar Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına isabet eden tutar;

 

Vergi aslına isabet eden tutar

=

(Vergi Aslı) x (Yapılan Ödemeden Kalan Tutar)

(Vergi Aslı + TEFE/ÜFE Tutarı)

 

formülü ile bulunacaktır. Buna göre;

 

Vergi aslına isabet eden tutar

=

800 x 176,69

=

165,61 TL’dir.

853,54

 

Bu tutar, Kanun hükümlerine göre TEFE/ÜFE aylık değişim oranı uygulanarak bulunan tutar ile birlikte [(165,61 x % 6,6923= 11.08) (165,61+11.08=176,69)] ödenmiş sayılacağından, gelir (stp) vergisinin kalan (800-165,61=) 634,39 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.

 

Örnek 2- Nisan, Mayıs, Haziran/2009 geçici vergilendirme dönemine ilişkin       11.500,-TL kurum geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak mükellef 17/8/2009 vadeli kurum geçici vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin kurumlar vergisi beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle, 1/4/2010 tarihinde terkin edilmiş ve 1.934,88 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.

                Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması halinde kurum geçici vergisinin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

                Bu durumda uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranı % 6,4942’dir.

 

Toplam TEFE/ÜFE tutarı ise (11.500 x % 6,4942 =) 746,83 TL olacaktır.

 

                Mükellefin söz konusu tutarı 6 taksitte ödemek istemesi durumunda Kanun kapsamında toplam ödenecek tutar (746,83 x 1,05=) 784,17 TL olarak bulunacaktır.

 

Mükellefin Kanun kapsamında ilk 3 taksitini süresinde ödediği, diğer taksitlerini ise ödemediği varsayıldığında, mükellef ödediği tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu durumda mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.

 

Toplam Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği Taksit Tutarları Toplamı

Hesaplanan TEFE/ÜFE Tutarı

 

=

1.934,88 x 373,41

=

967,43 TL.

746,83

 

formülü kullanılacak

 

 

ve gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir

 

Kalan 1.934,88 – 967,43 = 967,45 TL gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam edilecektir.

 

Örnek 3- Bu Tebliğin II. bölümünün 4 numaralı örneğinde  yer alan mükellefin Kanuna göre belirlenen tutarı 12 taksitte ödemek istediğini, ancak 5 taksiti süresinde ödediğini, kalan 7 taksiti ödemediğini varsaydığımızda, bu mükellefin Kanun kapsamında yararlanacağı tutar şu şekilde hesaplanacaktır.

 

Ödenecek Toplam Tutar: [(20.000 + 4.668,84) x 1,10=] 27.135,72 TL olup (27.135,72/12=) 2.261,31 TL, bir taksitte ödenecek tutardır.

 

Ancak, mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır. Buna göre;

 

Ödenen Taksit Tutarı = 2.055,74 x 5 = 10.278,70 TL’dir.

 

Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince vergi aslından yararlanacağı tutara “K” diyelim.

 

K

=

Vergi Aslı x Ödenen Taksit Tutarı

Toplam Taksit Tutarı

 

 

K

=

20.000 x 10.278,70

24.668,84

 

 

   K =  8.333,35 TL olarak hesaplanacaktır.

 

Vergi Aslından Tahsil Edilecek Tutar = Vergi Aslı – Kanun Hükmünden Yararlandığı Vergi Aslı Tutarı = 20.000 – 8.333,35 = 11.666,65 TL olacak, bu tutarın tahsili sırasında ayrıca vade tarihinden itibaren gecikme zammı hesaplanacaktır.


 

Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar;

 

Kanun Gereğince Vergi Aslından Yararlanacağı  Tutar x Gecikme Faizi

Vergi Aslı

 

Buna göre; 8.333,35 x 5.500

20.000

 

      = 2.291,67 TL’dir.

 

Tahsil edilecek gecikme faizi tutarı ise (5.500 –2.291,67=) 3.208,33 TL olacaktır.

 

Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutara “X” diyelim. 

 

 

X

=

Kanun Gereğince Vergi Aslından Yararlanacağı Tutar x Vergi Ziyaı Cezası

Vergi Aslı

X

=

8.333,35 x 20.000

 

20.000

 

           

 

 

 

 

X = 8.333,35 TL olup bu tutar ve buna ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Vergi ziyaı cezasından tahsil edilecek tutar;

= Vergi ziyaı cezası – Kanun gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutar

= 20.000 – 8.333,35

= 11.666,65 TL’dir. Ayrıca tahsili gereken vergi ziyaı cezasına, vade tarihinden itibaren gecikme zammı uygulanarak tahsil edileceği tabiidir.

 

2- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü saklı kalmak suretiyle yapılan ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlanılacağı düzenlenmiştir.

 

Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/D-1) bölümünde gerekli açıklamalar yapılmıştır.


 

Bu itibarla, yıllık gelir veya kurumlar, gelir (stopaj), kurumlar (stopaj), katma değer ve özel tüketim vergilerinin Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri kapsamında yapılandırılarak taksitlendirilmesi halinde, Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ödemeler nispetinde yararlanılabilmesi için taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir.

 

Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerine göre yapılandırlan alacaklara ilişkin taksitlerin, süresinde veya bu Tebliğin (IX/A) bölümünde yapılan açıklamalara göre ödenmesine rağmen, Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yararlanılan vergi türlerinin taksit ödeme süresince verilen beyannameler üzerine tahakkuk edenlerinin bir takvim yılında her bir vergi türü itibarıyla çok zor durum olmaksızın ikiden fazla vadesinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi halinde, üçüncü ihlalin yapıldığı vade tarihinin rastladığı ayın sonunda Kanun hükümleri ihlal edilmiş olacak ve bu tarih itibarıyla, Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenmiş taksit tutarları için Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

 

Örnek 4- Mükellef, Kanun kapsamında yapılandırılan katma değer vergisi borcuna ilişkin Mayıs, Temmuz, Eylül ve Kasım 2011 aylarında ödemesi gereken taksitlerini taksit ödeme süresi içerisinde ödemiş olmakla birlikte; Kanun kapsamında yapılandırılmasını talep ettiği katma değer vergisi ile ilgili olarak Mayıs, Haziran ve Temmuz/2011 aylarında beyanı üzerine tahakkuk eden vergilerini ödeme süresi içerisinde ödememiştir.

 

Bu durumda, mükellef, taksitlendirme süresince tahakkuk eden  katma değer vergisini üç defa ödemeyerek Kanundan yararlanma şartını ihlal ettiğinden, ihlalin gerçekleştiği Temmuz/2011 ayına kadar ödediği Mayıs ve Temmuz 2011 taksit tutarları için 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacak, Eylül ve Kasım 2011 taksit tutarları için ise anılan Kanun hükümlerinden yararlanmayacaktır.

 

Diğer taraftan, mükellefin Mayıs, Temmuz, Eylül ve Kasım 2011 taksitlerini 31/7/2011 tarihinden önce ödemiş olması halinde, bu taksit tutarlarının tamamı için anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı tabiidir.

 

X – DİĞER HUSUSLAR

 

1- 6111 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık;

 

- Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarlar,

 

- Kanun kapsamında tahsil edilen tutarlar,

 

- Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizler,

 

red ve iade edilmeyecektir.


 

Ancak, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu edilen tarhiyatlara karşılık Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödeme yapılmış olması ve mükelleflerin Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuru yapması halinde bu Tebliğin (III/B-1), (III/B-2-a) ve (III/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalar kapsamında işlem yapılacaktır.

 

2- Bu Kanun hükümlerine göre yazılı olarak yapılan başvuruların (elektronik ortamda yapılması zorunlu olan beyan ve bildirimler hariç), taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi halinde postaya verildiği tarih, adi posta ile gönderilmesi halinde ise tahsil dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır.

 

3- Bu Tebliğin ekleri mükelleflerce çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.

 

4- Kanundan yararlanılarak süresinde ödenen alacaklara, Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen katsayı uygulaması hariç olmak üzere Kanunun yayımlandığı tarihten sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir fer’i alacak tatbik edilmeyecektir.

 

5- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken borçluların, Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır.

 

Davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairesine, bu Tebliğ uyarınca ilgili idareye verilmesi uygun görülen idari para cezaları ihtilaflarına ilişkin dilekçeler ise ilgili idareye verilecek ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine/idareye verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir.

 

Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlar ile idare aleyhine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bulunması halinde bunlar talep edilemeyecektir.

 

6- 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine göre, haklarında olumsuz rapor (SMİYB Düzenleme veya Kullanma Raporu) bulunan mükelleflerin iade talepleri özel esaslara göre yerine getirilmekte, ancak bu mükelleflerin sözü edilen rapora göre tarhedilen vergi, kesilen ceza ve hesaplanan gecikme faizini ödemeleri veya bunların toplamı kadar teminat göstermeleri halinde genel esaslara dönmeleri ya da 4 kat teminat uygulamasından % 200 veya % 100 teminat uygulamasına geçmeleri mümkün olabilmektedir.

 

Haklarındaki olumsuz raporlarla ilgili olarak, Kanunun ilgili hükümlerine göre hesaplanacak tutarların tamamını ödemeleri halinde anılan Tebliğdeki “ödeme” şartı yerine gelmiş sayılacak ve iade talepleri hakkında buna göre işlem yapılacaktır.

 

Bu durumdaki mükelleflerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarları taksitler halinde ödemek istemeleri halinde, “ödeme” şartının yerine gelmiş sayılabilmesi için;

 

-hesaplanan tutarların tamamı ile bir taksite ait tutarın % 10’u kadar banka teminat mektubu (herhangi bir kısıtlayıcı şart taşımaması gerekmektedir), devlet tahvili veya hazine bonosu cinsinden teminat göstermeleri,

 

-taksitlerin aksatılması halinde diğer taksitlerin muaccel hale geleceğini ve kalan borcun tamamının teminatların paraya dönüştürülmesi yoluyla tahsil edileceğini kabul etmeleri ve bu hususa ilişkin olarak noter vasıtasıyla düzenlenecek bir taahhütnameyi vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

 

7- 6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında verilecek beyanname ve bildirimler hariç olmak üzere Kanun hükümlerine göre verilecek bildirim ve beyannameler için damga vergisi alınmayacaktır.

 

                Tebliğ olunur.

EKLER