E-Bülten

Hava Durumu

Döviz

1 $ = 2,21 TL
1 € = 2,87 TL
5404176 Ziyaretçi

Dava ve İcra Takipleri ile Bunlara Bağlı İş ve İşlemlerde Uyulacak Usul ve Esaslar

T.C.
BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı Hukuk Müşavirliği
Sayı : B.02.1.GÜM.0.61-010.06.01-2
Konu : Dava ve İcra Takipleri ile Bunlara Bağlı İş ve İşlemlerde Uyulacak Usul ve Esaslar
G E N E L G E
(2009/2)
Dava ve İcra Takiplerine Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkındaki 2002/1 sayılı Genelgeninyürürlüğe girmesinden sonra, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri ile bunlara dayanılarak yürürlüğe konulan ikincil mevzuat hükümleri, Müsteşarlığımızın bazı iş ve işlemleri ile ilgili olarak da köklü bazı değişiklikler getirmiştir.
Diğer taraftan, Maliye Bakanlığının 27/9/2006 tarihli ve 2006/141 sayılı Olur’u ile; davalarındaha etkin ve verimli bir şekilde takibinin sağlanması ve Devlet hakkının daha sağlıklı şekilde savunulması amacıyla Devlet davalarının imkanlar ölçüsünde tamamının hazine avukatları tarafından takibi öngörülmüş, bunu sağlamaya yönelik olarak da hazine avukatı bulunmayan yerlerdeki davaların muhakemat müdürlüklerince görevlendirilecek hazine avukatları tarafından takip edilmesi uygulamasına başlanmış, ancak uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle bazı yerlerde hazine avukatı görevlendirilmesi sağlanamamıştır. 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunun 18 inci maddesinde yer alan “Hazine avukatı bulunmayan yerlerdeki dava ve icra işlerinde bu daireler amirleri tarafından temsil olunur” hükmü gereğince, muhakemat müdürlüklerince hazine avukatı görevlendirilemeyen yerlerde dava ve icra işlerinin idare amirlerince yürütülmesi uygulamasına devam edilecektir.
Bu itibarla, yeni mevzuata uyum ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla, GümrükMüsteşarlığının taraf olduğu dava ve icra dosyalarının takibi ile, bunlara bağlı iş ve işlemlerde yulması gereken usul ve esaslar yeniden düzenlenmiş olup aşağıda belirtilen hususlara uyulması gerekmektedir.
1. CEZA DAVALARI
1.1. Suç Duyurusunda Bulunulması
Mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 29 uncu maddesinde yer alan “Gümrük idareleri bu müzekkerelerin verilmesi ile şahsi davacı veya müdahil sıfatını alırlar” hükmüne 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda yer verilmemiş olduğundan bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren gümrük idareleri tarafından düzenlenen müdahale müzekkerelerinin fiilen uygulama alanı kalmamıştır. Bu nedenle soruşturma aşamasında müdahale müzekkeresi düzenlenmeyecektir.
1/36Bu durumda, gümrük idarelerince kaçakçılık fiillerinin tespiti halinde; kaçakçılık fiiline ilişkin bilgi ve belgeler Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek suç duyurusunda bulunulacak ve suç duyurusunda kaçak eşyanın cinsi, nev’i ve miktarı bildirilecektir. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3 üncü maddesinin 8, 9, 10, 11, 13 ve 16 ncı fıkralarında yer alan kaçakçılık fiillerine ilişkin olaylarda ayrıca eşyanın gümrüklenmiş değeri, 15 inci fıkrasında yer alan kaçakçılık fiiline ilişkin olaylarda ise eşyanın gümrük vergileri de bildirilecektir.
Gümrük idarelerince kaçakçılık fiilleri dışında suç teşkil eden bir fiil tespit edildiğinde de, fiile ilişkin bilgi ve belgeler Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek suç duyurusunda
bulunulacaktır.
1.2. Soruşturma Evresi
İdarece yapılacak ihbar veya şikayet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma
yapılmakta ve soruşturma sonucuna göre kamu davasının açılmasına veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmektedir.
1.2.1. Hazine Avukatı Bulunmayan Yerlerde
1.2.1.1. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilmesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172 nci maddesine göre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gümrük idaresine tebliğ edilmesi halinde, anılan Kanunun 173 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanlığına itiraz edilecektir (Ek-1). İtirazın reddedilmesi halinde; dosya işlemden kaldırılacaktır. Olay hakkında yeni delillerin elde edilmesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunulacaktır. Ancak; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173/6 ncı maddesine göre itirazın reddedilmesi halinde, Cumhuriyet Savcısının yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesi başkanının bu hususta karar vermesine bağlıdır.
İtirazın kabul edilmesi halinde, kamu davasının açılmasına karar verilmektedir.
Cumhuriyet Başsavcılığının, cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullanarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171 inci maddesine göre verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara ise 73 üncü maddenin beşinci fıkrasının amir hükmü nedeniyle itiraz edilememektedir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar şüphelinin ölümü nedeniyle verilmişse veya kararın yasaya uygun olduğu düşünülüyorsa, ilgili muhakemat müdürlüğünden itiraz yoluna başvurulmasından vazgeçilmesi talebinde bulunulacaktır.
1.2.1.2. Kamu Davasının Açılması
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 18 inci maddesine göre; bu Kanunda
tanımlanan suçlar nedeniyle açılan davalarda mahkeme iddianamenin bir örneğini ilgili
2/36gümrük idaresine gönderir ve başvurusu üzerine gümrük idaresi katılan olarak kabul edilir. Bu nedenle, iddianamenin tebliği üzerine ilgili gümrük idaresince, davaya katılma dilekçesi verilecektir (Ek-2). Kaçakçılık filleri dışında gümrük idaresini ilgilendiren diğer ceza davalarında da, iddianame ve duruşma davetiyesi gümrük idaresine tebliğ edildiğinde veya açılmış olan davadan haberdar olunduğunda, davaya katılma dilekçesi verilecek ve mahkemece gümrük idaresinin katılan olarak kabul edilmesine karar verilmesi istenilecektir (Ek-3).
1.2.2. Hazine Avukatı Bulunan Yerlerde
1.2.2.1. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilmesi
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gümrük idaresine tebliğ edilmesi halinde, kararın bir örneği onbeş günlük itiraz süresi içinde ve varsa itiraz sebepleri ile birlikte, itiraz edilmesi amacıyla ilgili muhakemat müdürlüğüne gönderilecektir. İtirazın reddedilmesi halinde dosya işlemden kaldırılacaktır.
Olay hakkında yeni delil elde edilmesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç
duyurusunda bulunulacaktır. Ancak; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173/6 ncı
maddesine göre itirazın reddedilmesi halinde, Cumhuriyet Savcısının yeni delil varlığı
nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesi başkanlığının bu hususta karar vermesine bağlıdır.
İtirazın kabul edilmesi halinde, kamu davasının açılmasına karar verilir.
1.2.2.2. Kamu Davasının Açılması
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 18 inci maddesine göre; bu Kanunda
tanımlanan suçlar nedeniyle açılan davalarda mahkeme iddianamenin bir örneğini ilgili
gümrük idaresine gönderecektir. İddianamenin tebliği üzerine ilgili gümrük idaresince
mahkemesine davaya katılma dilekçesi (Ek-2) verilecek, bu dilekçenin bir örneği ile birlikte davaya ilişkin bilgi ve belgeler davanın takibinin sağlanması için ilgili muhakemat
müdürlüğüne gönderilecektir.
Kaçakçılık filleri dışında gümrük idaresini ilgilendiren diğer ceza davalarında da, iddianame ve duruşma davetiyesi gümrük idaresine tebliğ edildiğinde veya açılmış olan davadan haberdar olunduğunda, davaya katılma dilekçesi verilmesi ve davanın takibinin sağlanması için davaya ilişkin bilgi ve belgeler eklenerek ilgili muhakemat müdürlüğüne gönderilecektir.
1.3. Kovuşturma Evresi
1.3.1. Hazine Avukatı Bulunmayan Yerlerde
4353 sayılı Kanunun 18 inci maddesi uyarınca, hazine avukatı bulunmayan yerlerdeki ceza davaları, gümrük idaresi amiri ya da yetkilendirdiği memur tarafından takip edilecektir. Dava süresince yapılacak duruşmalarda, gümrük idaresi idare amiri veya yetkilendirdiği memur tarafından temsil edilecektir. Duruşmada idare temsilcisinin bulundurulamaması durumunda mahkemeye mazeret dilekçesi verilecektir. Dava süresince, mahkemenin ara kararı gereklerinin mahkemece verilen süre içerisinde, süre verilmemiş ise ivedilikle yerine getirilmesi sağlanacaktır.
3/361.3.1.1. Görevsizlik-Yetkisizlik Kararlarına İtiraz
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5 ve 18 inci maddelerinde görevsizlik ve
yetkisizlik kararlarının itiraza tabi olduğu düzenlenmiştir. Bir üst mahkemenin görev alanına girdiği gerekçesiyle verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına itiraz edilmesine gerek bulunmamaktadır. Bunun dışındaki görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına karşı “1.3.1.5.1. İtiraz” başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda itiraz edilecektir. Görevsizlik ve yetkisizlik kararının yasaya uygun ve yerinde olduğu değerlendirilirse muhakemat müdürlüğünden vazgeçme talebinde bulunulacaktır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/10 maddesinde yer alan; “Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.” hükmü gereğince; başka bir yargı yolu öngören veya idareyi yetkili kılan görevsizlik kararının yasaya aykırı olduğu düşünülüyorsa karar “1.3.1.5.2.Temyiz” başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda temyiz edilecektir. Görevsizlik kararının yasalara uygun ve yerinde olduğu düşünülüyorsa, muhakemat müdürlüğünden vazgeçme talebinde bulunulacaktır.
31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 25 inci maddesi ile 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. 5607 sayılı Kanun’un 17 nci maddesi gereğince idari para cezası vermeye yetkili merci Cumhuriyet Savcısı olarak belirlenmiştir. Görev ve yetkiye ilişkin kurallar kamu düzenini
ilgilendirdiğinden görev ve yetki ile ilgili değişikliklerin kanunun yürürlüğe girdiği tarihte
derhal uygulanması esastır. Gümrük komisyonlarına idari para cezası verme yetkisi tanıyan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun yürürlükten kalkması ve 5607 sayılı Kanun’da yetkili merci olarak Cumhuriyet Savcılarının belirlenmesi nedeniyle 31.03.2007 tarihinden itibaren Gümrük Komisyonları yürürlükten kalkmış ve idari para cezası verme yetkileri de kalmamış bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkemece fiilin 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu zamanında işlenmiş olması ve gümrük komisyonlarının yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi halinde karar yukarıda belirtilen gerekçelerle “1.3.1.5.2.Temyiz” başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda temyiz edilecektir.
1.3.1.2. Bilirkişinin Reddi
Mahkemece, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi atanabilir. Bilirkişinin adı ve soyadı engel sebepler olmadığı takdirde katılan gümrük idaresine de bildirilir.
Adı ve soyadı gümrük idaresine bildirilen bilirkişi,
a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,
b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya
kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlat edinme bağlantısı varsa,
e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
4/36f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
g) Aynı davada Cumhuriyet Savcılığı, adli kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya
mağdur vekilliği yapmışsa,
h) Aynı davada tanık sıfatıyla dinlenmişse,
ı) Aynı davada hakim olarak görev yapmışsa,
Gümrük idaresince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 69 uncu maddesi uyarınca davanın görüldüğü mahkemeye bilirkişinin reddi talebinde bulunulacaktır (Ek-4). Dilekçede red sebepleri de açıkça bildirilecektir.
1.3.1.3. Bilirkişi Raporuna İtiraz
Bilirkişi raporları katılan gümrük idaresine de tebliğ edilir ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67/5 maddesi uyarınca, mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazların ve taleplerin bildirilmesi için süre verilir. Mahkemece belirlenen süre içerisinde bilirkişi raporu incelenerek, rapora ilişkin itirazlarımız ve gerekirse yeni bilirkişi incelemesi yaptırılması talebi mahkemeye bildirilecektir (Ek-5).
1.3.1.4. Kanun Yolları
1.3.1.4.1. İtiraz
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267 nci maddesinde; “Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” hükmü mevcuttur.
İtiraz edilecek kararın mahkemede idare temsilcisinin yüzüne karşı okunduğu (tefhim), yüze karşı okunmamışsa kararın idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde kararı veren mahkemeye itiraz edilecektir (Ek-6). Mahkeme itirazı yerinde görürse, vermiş olduğu kararı düzeltir, yerinde bulmuyorsa üç gün içinde itirazı esas bakımından incelemeye yetkili olan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268/3 maddesinde belirtilen mercie gönderir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz. Ancak kararı veren mahkeme veya itirazı incelemeye yetkili merci, karar hakkında kesin sonuç çıkıncaya kadar kararın geri bırakılmasına karar verebilir.
1.3.1.4.2. Temyiz
4353 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre, kanunun 27, 28, 29 ve 30 uncu madde
hükümlerine uygun bir karar alınmış olmadıkça tamamen veya kısmen Devlet aleyhine
neticelenen davalarla icra takiplerinden yüksek dereceli mercilerde tetkiki istenilmesi mümkün olanlar hakkında kanun yollarına gidilmesi mecburidir.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8 inci maddesi gereğince, bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, 5/36kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326 ncı maddeleri uygulanacaktır. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesine göre de; ikibin liraya kadar (ikibin lira dahil) para cezalarına dair olan hükümler, yukarı sınırı onbin lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri ile kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler temyiz edilemez.
Mahkemenin esas hakkında verdiği kararlara karşı, kararın idare temsilcisinin yüzüne karşı okunduğu (tefhim), yüze karşı okunmamışsa kararın idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren bir hafta içinde temyiz başvurusu yapılacaktır (Ek-7). Kararın gerekçesi ayrıca tebliğ edileceğinden, gümrük idaresine gerekçeli kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde ek bir dilekçe ile temyiz nedenleri belirtilecektir (Ek-8). Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller. Mahkumiyet hükümleri kesinleşmeden infaz edilemez. Bu nedenle, kararda aksine bir hüküm bulunmadığı sürece, eşya ile ilgili olarak verilen kararların uygulanması için kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmektedir.
4353 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde, hazine avukatı olmayan yerlerde kanun yoluna
gidilmesinden vazgeçilmesine ilişkin tekliflerin idare amirleri tarafından yapılacağı
belirtilmektedir. Bu nedenle, kararın temyiz edilmesinde yarar görülmüyorsa, temyizden
vazgeçme talepleri idare amirleri tarafından Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve
Muhakemat Genel Müdürlüğü’nün 29.04.2009 tarihli ve 19 Sıra No.lu “Ceza Mahkemelerinden ve C. Başsavcılıklarından Verilen Kararların İtiraz ve Temyizi Hakkında
Uygulanacak Usul ve Esaslar” başlıklı İç Genelgesindeki açıklamalar doğrultusunda
yapılacaktır.
1.3.1.4.3. Karar Düzeltme
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322 nci maddesinin son fıkrasına göre; karar düzeltilmesini istemek yetkisi Cumhuriyet Başsavcısına ait olduğundan temyiz üzerine Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen kararın tebliğinden itibaren kararı veren
mahkemenin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Savcısına karar düzeltme talebinde bulunulacaktır
(Ek-9). Cumhuriyet Savcısı, ilgililerin başvurusu üzerine, düşüncesiyle birlikte evrakı gereği takdir edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Ancak bu durum infazın geri bırakılmasını gerektirmez. Cumhuriyet Başsavcısı durumu inceleyip düzeltme talebini uygun gördüğü takdirde infazın geri bırakılmasını derhal mahalline bildirir ve ondan sonra gereğini yapar. Karar düzeltme talebi reddedilirse bir daha karar düzeltme talebinde bulunulamaz.
4353 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi gereğince, karar düzeltme yoluna gidilmesi için kanuni sebepler olup olmadığının takdiri, hazine avukatı olmayan yerlerde idare amirine aittir.
1.3.1.4.4. Yargılamanın Yenilenmesi
Ceza mahkemesi kararlarının kesinleşmesinden sonra; duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa veya hükme katılmış
olan hakimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkumiyetini
gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise ya 6/36da sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hakim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa kararı veren mahkemeye başvurularak yargılamanın yenilenmesi talep edilecektir (Ek-10). 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66 ncı maddesinde yer alan dava zamanaşımı süresi içinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir.
Mahkeme yargılamanın yenilenmesi talebini reddederse, karara “1.3.1.5.1.İtiraz” başlıklı
bölümdeki açıklamalar doğrultusunda itiraz edilecektir.
Mahkeme yargılamanın yenilenmesi talebini kabul ederse, delil toplama işleminden başlayarak yeniden yargılama yapılır ve yeni bir karar verilir. Bu karara karşı “1.3.1.5.2. Temyiz” başlığındaki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
1.3.2. Hazine Avukatı Bulunan Yerlerde
4353 sayılı kanun gereğince dava, hazine avukatı tarafından takip edileceğinden gümrük
idaresi dava ile ilgili bilgi ve belgelerin duruşma gününden önce hazine avukatına iletilmesini sağlayacak, varsa dava sırasında ortaya çıkan yeni durumları veya delilleri ivedilikle hazine avukatına gönderecektir.
1.4. Müsadere
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 256 ncı maddesine göre, müsadere kararı verilmesi gereken hallerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet Savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.
Bu hüküm gereğince, müsadere edilmesi gereken eşyalar için bir karar verilmemiş ise hazine avukatı bulunan yerlerde gerekli bilgi ve belgeler hazine avukatına gönderilerek müsadere kararı alınması talep edilecektir.
Hazine avukatı bulunmayan yerlerde mahkemeye başvurularak müsadere kararı verilmesi talep edilecektir (Ek-11). Mahkeme suç konusu olmayan eşya hariç karar için duruşma yapacağından duruşmada idare temsilcisinin bulunması sağlanacak, mahkeme eşyaların iadesine karar verirse, karar “1.3.1.5.2.Temyiz” başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda temyiz edilecektir.
1.5. Para Cezalarının Tahsilatı
Mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun gümrük idarelerine para cezalarına
ilişkin ilamları takip ve tahsil etme yetkisi veren 28 inci maddesine paralel özel bir düzenleme 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda yer almamıştır. Bu nedenle, 5607 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 31.03.2007 tarihinden itibaren gümrük idarelerinin para cezalarına ilişkin ilamları takip ve tahsil etme yetkisi kalmamıştır.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca mahkemelerce verilen adli para
cezalarının tahsil işlemleri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanun’un 106 ncı maddesi hükmüne göre Cumhuriyet Savcılarınca yürütülecektir.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 17 nci maddesi hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcıları tarafından verilen idari para cezaları ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğince Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil 7/36daireleri tarafından tahsil edilecektir.
2. HUKUK DAVALARI
2.1. Hazine Avukatı Bulunmayan Yerlerde
2.1.1. Davanın Takibi
4353 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi gereğince; merkezde Başhukuk Müşaviri ve Muhakemat Genel Müdürünün ve illerde muhakemat müdürlerinin ve teşkilat olmayan yerlerde hazine avukatının uygun mütalaası olmadıkça hiç bir dava açılamaz ve hiç bir icra takibi yapılamaz. Bu nedenle, idare tarafından dava açılması gerekiyorsa, öncelikle ilgili muhakemat müdürlüğünden onay alınacaktır.
İdare tarafından açılan davaların takibinde;
- Konu ile ilgili belgeler dava dilekçesine eklenecek (Ek-12),
-Duruşmalar titizlikle takip edilerek bütün duruşmalara katılınacak, mazeret varsa bu durum mazeret dilekçesi ile mahkemeye bildirilecek,
-Mahkemenin ara kararlarının gerekleri süresinde yerine getirilecek,
-Mahkemece verilen ve özellikle kesin olduğu belirtilen sürelere uyulmasına özen
gösterilecektir.
İdare aleyhine açılan davaların takibinde;
-Cevap dilekçesi 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 195/2 maddesi uyarınca otuz gün içinde verilecek (Ek-13),
-Cevap dilekçesinde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187 nci maddesinde sayılan ilk itirazlar varsa bunlar belirtilecek,
-Cevap dilekçesinde dava konusu hakkında ayrıntılı savunma yapılacak,
-Duruşmaların mümkün olduğunca takibi sağlanacak,
-Mahkemenin ara kararlarının gerekleri süresinde yerine getirilecek,
-Mahkemelerce verilen sürelere uyulacaktır.
Davaların takibinde, Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel
Müdürlüğü’nün 29.04.2009 tarihli ve 4 Sıra No.lu Hukuk Davaların Açılmasında,
Savunulmasında, Takibinde ve Sonuçlanmasında Dikkat Edilecek Hususlar başlıklı İç
Genelgesinde belirtilen hususlar göz önüne alınacaktır.
8/362.1.2. Bilirkişi ve Bilirkişi Raporuna İtiraz
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 277 nci maddesine göre, bilirkişilerin ret sebepleri hakimler hakkındaki ret sebepleridir. Buna göre, bilirkişinin davanın taraflarından birine nasihat vermiş veya yol göstermiş olması, taraflardan biri veya üçüncü kişi karşısında kanunen gerekmediği halde görüşünü bildirmiş olması, davada tanık veya hakem ve yahut hâkim sıfatiyle dinlenmiş veya hareket etmiş olması, davanın dördüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) civar hısımlarına ait bulunması, dava sırasında taraflardan biri ile arasında dava veya düşmanlık bulunması veya tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli sebeplerin bulunması halinde bilirkişinin seçildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren üç gün içinde bilirkişinin reddi talep edilecektir (Ek-14 ). Bilirkişi raporları gümrük idaresine tebliğ edildiğinde bilirkişi raporu incelenerek itirazlar, gerekirse yeni bilirkişi incelemesi yaptırılması talebi tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içerisinde mahkemeye bildirilecektir (Ek-15).
2.1.3. Kanun Yolları
2.1.3.1. Temyiz
4353 sayılı Kanunun 32 nci maddesi gereğince, aynı Kanun’un 27, 28, 29 ve 30 uncu
maddeleri hükümlerine uygun bir karar alınmış olmadıkça tamamen veya kısmen Devlet
aleyhine neticelenen davalarla icra takiplerinden yüksek dereceli mercilerde tetkiki istenilmesi mümkün olanlar hakkında kanun yollarına gidilmesi mecburidir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 2 nci maddesine göre, bölge
adliye mahkemelerinin Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanunla yapılan
değişiklikten önceki 427/2 maddesine göre miktar veya değeri "bin" lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihaî kararlar kesindir ve temyiz edilemez. Ancak bu parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır.
Davanın idare aleyhine sonuçlanması halinde; Asliye Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı
kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde, Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde, İş Mahkemeleri kararlarına karşı karar yüze karşı okunmuşsa tefhim, yoksa tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde karar temyiz edilecektir (Ek-16). Temyiz dilekçesinde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde sayılan sebeplerle, davaya ilişkin diğer sebepler belirtilecek, dava konusu para alacağı ise İcra ve İflas Kanunun 36 ncımaddesine göre tehir-i icra isteminde bulunulacaktır.
Karar, karşı tarafça temyiz edilmiş ise, temyiz dilekçesinin gümrük idaresine tebliğ gününden başlayarak on gün içinde cevap dilekçesi verilebilir (Ek-17). Temyiz dilekçesinde yeni bir husus ileri sürülmemiş ise, cevap verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, temyiz dilekçesinde yeni iddialar ileri sürülmüşse veya kısmen idare aleyhine verilmiş bir kararda 9/36temyiz süresi kaçırılmış ise cevap dilekçesinde karara ilişkin itirazlar bildirilerek temyiz talebinde bulunulacaktır.
4353 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde, hazine avukatı olmayan yerlerde kanun yoluna
vazgeçme tekliflerinin idare amirleri tarafından yapılacağı belirtilmektedir. Bu nedenle, kararın temyiz edilmesinde yarar görülmüyorsa, temyizden vazgeçme talepleri idare amirleri tarafından Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’nün 29.04.2009 tarihli 4 Sıra No.lu Hukuk Davaların Açılmasında, Savunulmasında, Takibinde ve Sonuçlanmasında Dikkat Edilecek Hususlar ve 29.04.2009 tarihli ve 3 Sıra No.lu Temsil Yetkisinin Kullanılması, Muhakemat Müdürünün Vazgeçme Yetkisi başlıklı İç Genelgelerindeki açıklamalar doğrultusunda yapılacaktır.
2.1.3.2. Karar Düzeltme
Temyiz dilekçesi ve -kanuni süre içinde verilmiş olması şartıyla- karşı tarafın cevap
dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız
bırakılmış olması, Yargıtay kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması, Yargıtay incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile veya sahteliğin ortaya çıkması veya Yargıtay kararının usul ve kanuna aykırı bulunması hallerinde, Yargıtay Hukuk Dairesi kararının tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulacaktır (Ek-18). Karar düzeltme talebini içeren dilekçede, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 440 ıncı maddesinde sayılan sebeplerle, davaya ilişkin diğer sebepler belirtilecektir.
Aşağıda belirtilen kararlar aleyhine karar düzeltme yoluna gidilemez:
- Miktar veya değeri "altıbin" liradan az olan davalara ait hükümlerin onanması veya
bozulmasına ilişkin kararlar, [Bu parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında
artırılmaktadır. Bkz. 2.1.5.5. Karar Düzeltme Sınırı (HUMK m. 440)]
- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde gösterilen davalara ait hükümlerin onanmasına veya bozulmasına ilişkin kararlar (8 inci maddenin II numaralı fıkrasının 6 no.lu bendindeki davalar, bu fıkranın (1) numaralı bendindeki hüküm saklı kalmak koşuluyla; kira sözleşmesine dayanan tahliye ve akdin feshi davaları ile bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davalar ve Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan davalar hariç),
- Görevsizlik, yetkisizlik, hâkimin reddi, dava veya karşılık davanın açılmamış sayılması,
davaların birleştirilmesi ve merci belirtilmesi kararları,
- Hakemlerin verdiği hükümlerin ve tahkim hükümlerine göre mahkemece verilecek kararların onanmasına veya bozulmasına ilişkin kararlar.
4353 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi gereğince, karar düzeltme yoluna gidilmesi için yasal sebeplerin mevcut olup olmadığının takdiri, hazine avukatı olmayan yerlerde idare amirine aittir.
10/362.1.3.3. Yargılamanın İadesi
HUMK’un 445 inci maddesine göre kesinleşmiş kararlar hakkında;
- Hükmü etkileyen yeni bir senet veya belgenin elde edildiği,
- Hükme esas alınan senedin sahte olduğunun anlaşılması halinde sahtelik hakkındaki hükmün kesinleştiği,
- Hükme esas alınan bir ilamın kesin bir hükümle ortadan kaldırıldığının öğrenildiği,
- İfadesi hükme esas alınan bir tanığın hükümden sonra yalan tanıklıktan mahkum edilmesi halinde mahkumiyete ilişkin hükmün kesinleştiği,
- Bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna ilişkin bir mahkeme hükmü varsa bu kararın kesinleştiği,
- Lehine hüküm verilen tarafın yalan yere yemin etmesi nedeniyle mahkumiyet hükmü
verildiği hallerde ceza mahkemesi hükmünün kesinleştiği,
- Lehine hüküm verilen tarafın hükme etkili olan bir hile kullanmış olması halinde bu hilenin öğrenildiği,
- Davaya bakması yasak olan bir hakim tarafından davaya bakılmış ve hüküm verilmiş ise
hükmün aleyhine hüküm verilen tarafa tebliğ edildiği, Tarihten itibaren üç ay,
- Tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde ikinci hükmün kesinleştiği, Tarihten itibaren on sene,
İçinde yargılamanın iadesi talep edilebilir (Ek-19). Yargılamanın iadesi talebi üzerine ilk kararı veren mahkeme, talebin reddine veya davanın yeniden görülmesine karar verir.
Mahkeme yargılamanın iadesi talebini reddederse, karara “2.1.3. Kanun Yolları” başlıklı
bölümdeki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.
Mahkeme yargılamanın iadesi talebini kabul ederse, delil toplama işleminden başlayarak
yeniden yargılama yapılır ve yeni bir karar verilir. Bu karara karşı “2.1.3. Kanun Yolları”
başlığındaki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
2.1.4. Hükümlerin Açıklanması (Tavzihi)
Mahkemece verilen hüküm açık değilse, anlaşılamıyorsa veya uygulanamayacak nitelikte ise, davacı veya davalı hükmün icrasına kadar kararı veren mahkemeye bir dilekçe vererek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 455 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasını talep edebilir.
11/362.1.5. Parasal Sınırların Belirlenmesi
1086 sayılı Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu’nun Ek 4 üncü maddesine göre; görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtayda duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu uygulama nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez.
Aşağıdaki listede, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan maddelere göre parasal sınırlar yıllar itibariyle verilmektedir. Dava takip edilirken bu sınırlara dikkat edilerek işlem yapılacaktır.
2.1.5.1. Sulh/Asliye Hukuk Görev Sınırı (HUMKm. 8/I)
1996 : 100,00
1998 : 200,00
2000 : 400,00
2005 : 5.000,00
2006 : 5.490,00
2007 : 5.910,00
2008 : 6.330,00
2009 : 7.080,00
2.1.5.2. Senetle İspat Sınırı (HUMK m. 288)
1996 : 10,00
1998 : 20,00
2000 : 40,00
2005 : 400,00
2006 : 430,00
2007 : 460,00
2008 : 490,00
2009 : 540,00
2.1.5.3. Temyiz Sınırı (HUMKm. 427)
1996 : 10,00
1998 : 20,00
2000 : 40,00
2005 : 1000,00
2006 : 1090,00
2007 : 1.170,00
2008 : 1.250,00
2009 : 1.400,00
12/362.1.5.4. Temyizde Duruşma Sınırı (HUMKm. 438)
1996 : 200,00
1998 : 400,00
2000 : 800,00
2005 : 10.000,00
2006 : 10.980,00
2007 : 11.830,00
2008 : 12.680,00
2009 : 14.200,00
2.1.5.5. Karar Düzeltme Sınırı (HUMK m. 440)
1996 : 150,00
1998 : 300,00
2000 : 600,00
2005 : 6.000,00
2006 : 6.580,00
2007 : 7.090,00
2008 : 7.600,00
2009 : 8.510,00
2010 ve sonraki yıllar için parasal sınırlarda yapılacak değişiklikler Hukuk Müşavirliğince
güncellenerek ayrıca bildirilecektir.
2.2. Hazine Avukatı Bulunan Yerlerde
Hukuk mahkemelerinde dava açıldığında, mahkemece gümrük idaresine tebliğ edilen duruşma davetiyesi, dava dilekçesi ve ekleri, dava dilekçesindeki iddiaların karşılanmasına yönelik bilgi ve belgeler süreler dikkate alınarak muhakemat müdürlüğüne gönderilecektir.
3. İDARİ DAVALAR
3.1. Davanın Takibi
485 sayılı Gümrük Müsteşarlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin (541 sayılı K.H.K. ile değişik) 22 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca İdari
Yargı mercilerine savunma, itiraz, temyiz, karar düzeltme, süre uzatımı dilekçeleri verilmesi konularındaki merkeze ait yetkiler 18.02.2000 tarihli ve 23968 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3 Seri no.lu Gümrük Genel Tebliği (Yetki Devri) ile değişik 08.12.1994 tarihli ve 22135 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Seri no.lu Gümrük Genel Tebliği (Yetki Devri) ile taşra idarelerine devredilmiştir.
Davaların takibi, işlemi tesis eden veya eylemde bulunan merkez veya taşra teşkilatı birimince yapılacak, düzenleyici işlemlere (tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ vb.) veya düzenleyici işlemlerle birlikte bunların uygulanmasına ilişkin bireysel işlemlere karşı dava açılması halinde dava ilgili merkez birimince takip edilecektir.
İdari davaların takibinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine ve aşağıda belirlenen usul ve esaslara uyulması gerekmektedir.
13/363.1.1. Tebligat Aşaması
Dava, doğrudan doğruya Gümrük İdaresine karşı açılabileceği gibi Müsteşarlık hasım
gösterilerek de açılmış olabilir.
Dava dilekçesi, yargı kararları ve benzeri evrak, dava konusu işlemi tesis eden veya eylemde bulunan gümrük idaresine tebliğ edilmiş ise, öncelikle tebliğ zarfının üzerine tebliğ tarihi  tebliğ tarihini yazarak derhal ilgili birime intikal ettirecektir. Bu durumda tebliğ tarihi, Müsteşarlığın tebellüğ ettiği tarih olacağından, dava dilekçesinin idareye geldiği tarih değil, Müsteşarlıkça zarfın üzerine yazılmış olan tarih tebliğ tarihi olacaktır.
Dava evrakı gümrük idarelerine intikal ettirildikten sonra Gümrük Müdürü veya Müdür
Yardımcısının havalesi ile gümrük kaydına alınacak ve işlem dosyası iliştirilerek üzerindeki havaleye istinaden ilgili servise iletilecektir.
Süresi geçirildikten sonra savunma, savunmaya cevap, temyiz, itiraz ve karar düzeltme
talebinde bulunulması halinde hak kaybı ve/veya kamu (hazine) zararı sözkonusu
olabileceğinden yasal sürelere riayet edilecektir.
3.1.2. Sürelerin Hesaplanması
Süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Tatil günleri
sürelere dahildir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 8 inci maddesine göre,
sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün mesai bitimine kadar uzar.
Anılan Kanunun 61 inci maddesinin birinci fıkrasına göre çalışmaya ara verme (adli tatil)
süresi 1 Ağustos - 5 Eylül tarihleri arasıdır. Sürenin son gününün çalışmaya ara verme
zamanına (adli tatile) rastlaması halinde süre, çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün daha uzar.
Ancak, aynı Kanunun 62 nci maddesine göre, yürütmenin durdurulmasına itiraz ile ara
kararının gereğinin yerine getirilmesi işlemlerine ilişkin sürelerin ara verme zamanına
rastlaması halinde yedi gün süre uzatımı uygulanmaz.
3.1.3. Cevap Dilekçesi (1. Savunma)
Cevap dilekçesi verme süresi, dava dilekçesinin tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30
gündür. Ancak, yürütmenin durdurulması istemli davalarda mahkemece cevap süresi
kısaltılabilir.
Davaya verilecek cevabın haklı nedenlerle süresinde verilemeyeceğinin anlaşılması halinde bir defaya mahsus olmak üzere cevap süresinin uzatılması, yine cevap süresi içinde Mahkemesinden talep edilebilir (Ek-20). Temyize ve itiraza cevap aşamasında, cevap süresinin uzatılması talep edilemez.
Cevap dilekçesi, tebliğ zarfının üzerinde yazılı mahkemeye hitaben yazılacak ve dilekçe
ekleriyle birlikte davacı sayısından bir adet fazla nüsha olarak Mahkemeye verilecektir (Ek-21). 14/36Gümrük Müdürlüğü, davanın açılmış olduğu mahkemenin bulunduğu yerden başka bir il veya ilçede ise, cevap dilekçesi; gümrük idaresinin bulunduğu yerdeki vergi veya idare mahkemesi, bunlardan yalnızca birinin bulunması halinde bu mahkeme, vergi veya idare mahkemeleri bulunmuyorsa Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla gönderilecektir.
Dava konusunun hazineyi ilgilendirdiği davalarda, cevap (birinci savunma) dilekçesi bir yazı ile muhakemat müdürlüğüne gönderilerek görüş istenecektir (Ek-22). Davanın duruşmalı olarak görülmesinin yararlı olacağının düşünülmesi halinde, cevap dilekçesinin sağ üst köşesine “Duruşma İstemlidir” ibaresi yazılacak, ayrıca “Sonuç ve İstem” kısmında duruşma talebinin olduğu belirtilecektir.
Cevap dilekçesinde, önce usule ilişkin itirazlarımız bildirilecek, daha sonra davanın esasına ilişkin cevaplarımız yazılacaktır.
3.1.3.1. Usule İlişkin İtirazlar
3.1.3.1.1. Görev ve Yetki
Açılan dava adli yargının görev alanına girmesine rağmen idari yargıda açılmışsa veya idare mahkemesinde açılması gereken bir dava vergi mahkemesinde veya vergi mahkemesinde açılması gereken bir dava idare mahkemesinde açılmışsa veya Danıştay'da açılması gereken bir dava idare veya vergi mahkemesinde açılmışsa, bu tür durumlarda yargı yolu ve görev yönünden usul itirazında bulunulacaktır.
Yer yönünden genel yetkili idare mahkemesi, dava konusu idari işlem, eylem veya sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olup, 2577 sayılı Kanunun 32, 33, 34, 35, 36 ve 37 nci maddelerinde düzenlenen yetki kuralları incelenerek, dava yer yönünden yetkili mahkemede açılmamışsa yetki yönünden usul itirazında bulunulacaktır.
3.1.3.1.2. İdari Merci Tecavüzü
2577 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca, idari eylemlerden dolayı haklarının ihlal
edildiği iddiasıyla ilgililerce dava açılmadan önce idareye başvurulması gerekmekte olup, bu
çerçevede idareye başvurulmadan dava açılmış olması halinde, idari merci tecavüzü yönünden
usul itirazında bulunularak, dilekçenin görevli idare merciine tevdiine karar verilmesi talep
edilecektir.
3.1.3.1.3. Süreaşımı
Dava konusu işlemin davacıya tebliğ tarihi ile dava dilekçelerinin yargı mercii kaydına giriş
tarihleri karşılaştırılarak, davanın süresinde açılıp açılmadığına bakılacak, dava, 2577 sayılı
Kanunun 7 nci maddesinde öngörülen süreler içerisinde açılmamışsa, süreaşımı yönünden usul itirazında bulunulacaktır.
3.1.3.1.4. Husumet
İdari davaların, idari işlem veya eylemi kesin olarak yapan veya yapmaya yetkili bulunan
merciler aleyhine açılması gerekmektedir. Bu sebeple, dava konusu işlem Müsteşarlığımızca
tesis edilmediyse, Müsteşarlığımızın davalı konumundan çıkarılması ve dava konusu işlemi
tesis eden veya tesis etmeye yetkili olan idareye husumet yöneltilmesi talep edilerek husumet
15/36yönünden usul itirazında bulunulacaktır.
3.1.3.1.5. Birden Fazla İşlem Aleyhine Dava Açılmış Olması
Her idari işlem aleyhine ayrı dava açılması gerektiğinden ve sadece aralarında maddi veya
hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe
ile dava açılabileceğinden, yine, birden fazla şahsın müşterek dilekçeyle dava açabilmesi için
davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya
hukuki sebeplerde birlik olması gerektiğinden, dava dilekçeleri bu yönüyle de incelenecek,
aksine bir durumla karşılaşılması halinde yapılacak savunmada, 2577 sayılı Kanunun 5, 14/3-g. ve 15/1-d. maddeleri uyarınca dilekçenin reddine karar verilmesi talep edilecektir.
3.1.3.1.6. İcrai İşlem Bulunmaması
2577 sayılı Kanunun “dilekçe üzerine ilk inceleme” başlıklı 14 üncü maddesinin (3) numaralı
fıkrasının (d) bendinde, “idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin
olmasının” lazımgeldiği; 15 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise, “14/1-d.
maddesi uyarınca idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin olmaması halinde davanın reddedileceği” hükme bağlanmıştır.
Bu nedenle, icrai yönü bulunmayan işlemlere karşı açılan davalarda, 2577 sayılı Kanunun
15/1-b. maddesi uyarınca davanın icrai işlem bulunmaması yönünden reddine karar verilmesi
talep edilerek usul itirazında bulunulacaktır.
3.1.3.1.7. Derdestlik
İdari iş ve işlemlerin ikinci kere yargılamasının yapılması, yani, evvelce yargı mercii önüne
getirilmiş ve yargılaması devam eden hususların, başka bir davada ikinci kere görülmesi usul
hukukuna aykırıdır. Bu tür durumlarda, davanın derdestlik yönünden reddine karar verilmesi
talep edilerek usul itirazında bulunulacaktır.
3.1.3.1.8. Konu veMenfaat
İdari davaların açılmasındaki hukuki menfaatin ve işlem ile olan alakanın, davanın açıldığı
tarihte mevcut olması ve davanın sonuna kadar devam etmesi gerekmektedir. Davacının dava
konusu işlem veya eylem ile olan menfaat, alaka ve irtibatı dava açıldığı tarihte mevcut değilse veya dava devam ederken ortadan kalkmış ise, konusuz kalan davanın menfaat yönünden reddine karar verilmesi talep edilerek usul itirazında bulunulacaktır.
Yukarıda belirtilen usul itirazları cevap dilekçesinde (bu Genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten
evvelki dilekçelerimizde) belirtilmemiş olsa bile, dosyanın incelenmesi ile tespit edildiği
takdirde davanın her aşamasında (itiraz, temyiz, karar düzeltme v.s.) ileri sürülecektir.
3.1.3.2. Esasa İlişkin Cevaplar
Esas yönünden yapılacak savunmalarda; dava konusu işleme veya eyleme dayanak teşkil eden
mevzuat hükümleri (kanun, tüzük, yönetmelik, genelge v.s.) belirtildikten ve ilgili mevzuat
hükmünün ne şekilde yorumlanıp uygulandığı açıklandıktan sonra, karşı taraf (davacının)
iddialarının karşılanmasına yönelik hususlara yer verilecektir. Davaya ilişkin tüm bilgi ve
belgeler de cevap dilekçesine (savunmamıza) eklenecek, özellikle beyannameyi de içeren işlem 16/36dosyasının aslı veya onaylı örneğimutlaka mahkemeye gönderilecektir.
Savunmalarımızda; mümkün olduğu kadar idare lehine emsal teşkil edecek ilk derece
mahkemesi veya temyiz mercii kararlarından faydalanılacak olup, birer suret de savunmalara
eklenecektir.
3.1.4. Yürütmenin Durdurulması
İdari mahkemelerde dava açılması dava konusu idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ancak, idari işlemin uygulanması halinde “telafisi güç veya imkansız zararların doğması” ve idari işlemin “açıkça hukuka aykırı olması” şartlarının “birlikte” gerçekleşmesi halinde gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Yürütmenin durdurulması, davanın her safhasında istenilebilir.
Ancak, vergi mahkemelerinde dava açılması halinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Hakkında Kanun’un 27/3 maddesine göre dava konusu işlemin yürütülmesi kendiliğinden
duracağından tahsil aşamasına geçilemeyecektir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre düzenlenen ödeme
emirlerine karşı vergi mahkemelerinde dava açılmış olması dava konusu ödeme emrinin
yürütülmesini durdurmaz.
Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı;
-Danıştay Dava Dairelerince verilmiş ise, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri
Kurullarına,
-İdare veya Vergi Mahkemeleri tarafından verilmiş ise, Bölge İdareMahkemesine,
-Adli tatil süresinde, İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı en yakın
Nöbetçi Vergi Mahkemesine veya kararı veren hakimin katılmadığı Nöbetçi Mahkemeye
kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere
itiraz edilecektir (Ek-23). İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir, bu tür kararlara karşı itiraz/temyiz yoluna başvurulamaz.
Dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talep edilmiş ve idarenin cevabından sonra bu
konuda karar verilecek ise yürütmeyi durdurma talebinin yerinde olmadığı cevap dilekçesinde
belirtilerek reddi istenecektir.
İdarenin savunması alınıncaya kadar verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararları hakkında idarenin savunması alındıktan sonra yeni bir karar verileceğinden, idarece öncelikle savunma verilecek ve yeni karara karşı itiraz edilecektir.
İtiraz/temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilmiş olan kararlara
karşı itiraz edilemez.
17/363.1.5. Cevaba Cevap Dilekçesi (2. Savunma)
İdarenin savunması (cevap) ilgili mahkeme tarafından davacıya tebliğ edilir. Davacı buna
karşı, ikinci bir dilekçe verebilir. Davacının ikinci dilekçesinin ilgili mahkemece gönderilmesi
halinde; alınan bu dilekçe, cevaplandırılması gereken husus bulunup bulunmadığı yönüyle
incelenecek ve hazırlanan cevap yazısı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün
içerisinde ilgili mahkemeye gönderilecektir (Ek-24). İdarenin verdiği cevaba karşı davacı tarafından verilen ikinci dilekçede yeni bir iddiada bulunulmuşsa, cevaba cevap dilekçesinde bu iddialara yönelik savunmamız bildirilecek, ilk cevap dilekçesinde belirtilen hususların tekrarlanmamasına dikkat edilecektir.
Cevaba cevap dilekçesi verildikten sonra dava ile ilgili yeni bir maddi veya hukuki durumun
ortaya çıkması halinde, nihai karar verilinceye kadar ek beyan dilekçesi ile bu hususlar
mahkemeye bildirilebilir (Ek-25).
3.1.6. Ara Kararları Üzerine Yapılacak İşlemler
Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü
bilginin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu kararların süresi
içerisinde yerine getirilmesi zorunludur.
Ara kararla istenilen bilgi ve belgelerin verilen süre içerisinde karşılanmasının mümkün
olmaması halinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20 nci maddesi gereğince ek süre talep edilebilir (Ek-26). Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
Ara kararı ile talep edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu tespit edilerek, istenilen bu bilgi ve
belgeler süresi içerisinde ilgili mahkemeye gönderilecektir.
3.1.7. Bilirkişi ve Bilirkişi Raporuna İtiraz
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31 inci maddesine göre, Kanunda hüküm
bulunmayan hallerde bilirkişi ile ilgili hususlarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu uygulanır.
Bu nedenle bilirkişiye ve bilirkişi raporuna itiraz edilmesi gereken hallerde “2.1.2. Bilirkişi ve
Bilirkişi Raporuna İtiraz” bölümündeki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.
3.1.8. Duruşma
Davanın duruşmalı olarak görülmesinin istenilmesi halinde, duruşma talebinin dava dilekçesi
veya cevap ve savunma dilekçelerinde belirtilmesi gerekir. Miktar ve değeri 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun 17 nci maddesine göre 1.000,00 (Bin)TL’yi aşmayan vergi ve
tam yargı davalarında duruşma istenilemez. Maddedeki parasal sınırlar, 08/06/2000 tarihli ve
4577 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile değiştirilen Ek 1 inci madde hükmü uyarınca, her
takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye
Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle
18/36uygulanacaktır. Bu şekilde belirlenen sınırların on lirayı aşmayan kısımları dikkate
alınmayacaktır. Ancak, Danıştay ve mahkemeler, re’sen duruşma yapılmasına karar
verebilirler. Yıllara göre parasal sınırlar aşağıda belirtilmektedir:
Parasal Sınırlar :
2000 : 1.000,00
2001 : 1.560,00
2002 : 2.380,00
2003 : 3.780,00
2004 : 4.850,00
2005 : 5.390,00
2006 : 5.910,00
2007 : 6.370,00
2008 : 6.820,00
2009 : 7.630,00
2010 ve sonraki yıllar için parasal sınırlarda yapılacak değişiklikler Hukuk Müşavirliğince
güncellenerek ayrıca bildirilecektir
Ödeme emrinin iptaline ilişkin davalarda, parasal sınıra bakılmaksızın duruşma istenebilir.
Vergi ve idare mahkemelerindeki davalar ile Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı
davalarda taraflarca yapılacak duruşma taleplerinin yerine getirilmesi zorunludur. Talebe
rağmen duruşma yapılmaması, itiraz veya temyiz incelemesinde bozma sebebidir.
Davanın duruşmalı olarak görülmesine karar verilmesi ve duruşma davetiyesinin tebliğ
edilmesi halinde,
- Vergi davalarında ve Hazineyi ilgilendiren idari davalarda duruşma davetiyesi, mahkemenin
bulunduğu yerdeki muhakemat müdürlüğüne bilgi ve belgeleri içeren işlem dosyası ile birlikte
gönderilerek duruşmada savunmanın yapılması sağlanacaktır (Ek-27).
Hazine Avukatlarının dosyayı yeterince inceleyip bilgi sahibi olabilmeleri için dosya ve
duruşma davetiyelerinin son güne bırakılmadan muhakemat müdürlüklerine gönderilmesinde
gerekli özenin gösterilmesi zorunludur.
- İdare Mahkemesinde yapılacak duruşmalarda ise daire amirleri duruşmalara katılarak gerekli
savunmayı yapacaklardır (4353 sayılı Kanun 24. madde).
-Vergi Mahkemelerinde yapılacak duruşmalara Müsteşarlığımız adına Hazine avukatı
katılacağından, işlem dosyasının bir örneği ivedilikle ilgili muhakemat müdürlüğüne
gönderilecektir.
- Ankara İdare Mahkemeleri ve Danıştay nezdinde yapılacak duruşmalarda; duruşma
davetiyesi ve işlem dosyası ivedilikle Hukuk Müşavirliğine gönderilecektir.
19/363.1.9. Karar
Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin
durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye
veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın tebellüğ tarihinden
başlayarak otuz günü geçemez.
Kararın temyiz edilmesi, kararın uygulanmasına engel değildir. Bunun için mahkemeden
yürütmenin durdurulması kararı alınması gerekmektedir. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz
uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar kesinleştikten sonra uygulanabilir.
Tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir miktarı içerenler genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra, vergi, resim,
harçlar v.b. mali yükümlülükler ile zam ve cezaların miktarı bu kararlara göre tesbit edilerek,
ilgili idarece mükellefe bildirilecektir.
Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis
edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili İdare
Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Mahkeme kararlarının gereğinin otuz gün içerisinde kamu görevlilerince kasten yerine
getirilmemesi halinde ilgili İdare aleyhine dava açılabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen
kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir.
Tazminat ve vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödenir (2577 sayılı Kanun md. 28).
3.1.10. İtiraz/Temyiz
3.1.10.1. İdare Aleyhine Kararlar
İdare işlem aleyhine mükelleflerin yargıya başvurmaları ve yargı tarafından bu başvurularının
yerinde görülerek istemlerinin kabulüne karar verilmesi halinde; İdare ve Vergi
Mahkemelerinin tek hakimli olarak verdiği nihai kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine
hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki Bölge İdare Mahkemesi
nezdinde otuz gün içinde itiraz (Ek-28); Danıştay Dava Daireleri ile İdare ve Vergi
Mahkemelerinin nihai kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi,
Danıştay nezdinde tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde temyiz (Ek-29) yoluna
başvurulacaktır (2577 sayılı Kanun md. 45 ve 46).
Kararlar itiraz/temyiz edilirken öncelikle Yürütmenin Durdurulması talep edilecektir.
Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde
kararı veren mahkeme veya Danıştay daire başkanı tarafından verilecek onbeş günlük süre
içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz eden
gümrük idaresine yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı
takdirde, mahkeme veya ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi, kararın
temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması
20/36halinde de kararı veren mahkeme veya ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi, temyiz isteminin reddine karar verir.
Mahkemenin veya Danıştay dairesinin temyiz isteminin süresi içinde yapılmamış olması
nedeniyle verdiği temyiz isteminin reddi kararları ile gerekli harç ve giderlerin ödenmemesi
nedeniyle verdiği temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin kararlarına ve dilekçenin 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3 üncü maddesine uygun olarak düzenlenmemiş olması
nedeniyle temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini
izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir (2577 sayılı Kanun md.
48). Temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması; mahkeme veya Danıştay kararlarının
yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay Dava Dairesi, Danıştay İdari/Vergi Dava Daireleri Kurulu veya itirazı incelemeye yetkili Bölge İdare Mahkemesince karar verilebilir.
İtiraz/temyiz aşamasında, yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilmiş olan kararlara
karşı itiraz edilemez. Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.
Nevi ve miktarı itibariyle önemli görülen davalar ile seri davalarda bir dosya üzerinden
duruşma istenilmelidir. Danıştayda temyizen görülen davalarda temyiz talebinin Müsteşarlık
veya karşı tarafça yapılmış olması ayrımı yapılmaksızın duruşma davetiyesi alındığında
dosyası ile birlikte derhal HukukMüşavirliğine gönderilecektir.
İdare aleyhine verilen kararların itiraz/temyiz edilmesi esastır. Ancak, karar aleyhimize
olmakla birlikte itirazın/temyizin sonucunda lehe bir karar alınmasının mümkün görülmediği
hallerde (önceden verilmiş ve itirazen/temyizen kesinleşmiş emsal karar bulunması gibi)
itiraz/temyiz süresi içinde Hukuk Müşavirliğinden gerekçe gösterilerek itirazdan/temyizden
vazgeçme oluru istenebilir. Hukuk Müşavirliğinden süresi içinde vazgeçme oluru gelmediği takdirde, karar itiraz/temyiz edilir.
3.1.10.2. İdare Lehine Kararlar
Mahkemelerce idare aleyhine açılan davanın reddedilmesi ve karara karşı itiraz/temyiz yoluna
başvurulması halinde, dilekçenin tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde cevap
dilekçesi hazırlanarak ilgili yargımerciine intikal ettirilecektir (Ek-30, 31).
Karşı tarafça temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması, idari işlemin yürütülmesini
durdurmaz. Ancak itiraz veya temyiz merciince yürütmenin durdurulması kararı verildiği
takdirde, işlemin yürütülmesi durdurulacaktır. İtiraz/temyiz aşamasında verilen yürütmenin
durdurulması kararlarına karşı itiraz edilemez.
21/363.1.10.3. Kısmen Kabul Kısmen Ret Kararları
Kısmen kabul ve kısmen reddi içeren mahkeme kararlarına karşı, yukarıda açıklanan idare
aleyhine verilen mahkeme kararlarına karşı temyiz/itiraz yoluna başvurulmasında belirtilen
usul ve esaslar izlenecektir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48/3 maddesine göre; karar süresinde temyiz
edilmemiş olsa bile, karşı tarafın temyiz dilekçesine verilen cevap dilekçesinde temyiz
isteminde bulunulabilir.
3.1.11. İtiraz ve Temyiz Mercilerince Verilen Kararlar
3.1.11.1. Onama Kararı
İtiraz/temyiz mercilerince, idarenin aleyhine veya kısmen aleyhine verilmiş olan mahkeme
kararının onanmasına karar verildiği takdirde karar düzeltme yoluna gidilecektir. Karar
düzeltme talebinde bulunulmasında hukuki yarar yoksa taşrada Başmüdürden merkezde birim
amirinden vazgeçme Olur’u alınacaktır. Mahkeme kararı idarenin lehine ise, davacının karar
düzeltme yoluna başvurması halinde, bu dilekçeye süresi içinde cevap verilecektir.
3.1.11.2. Bozma Kararı
İtiraz/temyiz mercilerince, idarenin lehine verilmiş olan mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği takdirde karar düzeltme yoluna gidilecektir.
İtiraz/temyiz mercilerince, mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği takdirde; mahkeme
bozma kararına uyabilir veya eski kararında ısrar edebilir.
Bozma üzerine yeniden yapılacak yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince verilen karar idarenin kısmen veya tamamen aleyhine ise, bu karara karşı yukarıda “3.1.10. İtiraz/Temyiz” bölümünde belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.
Mahkeme bozma kararına rağmen eski kararında ısrar ederse, bu karara karşı yapılacak temyiz istemi Danıştay Dava Daireleri Kurullarınca incelenerek karara bağlanır. İlk derece
mahkemesince bu karara uyulması zorunludur.
3.1.12. Karar Düzeltme
Danıştay Dava Daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine
verdikleri kararlar ile Bölge İdare Mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında,
bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde taraflarca kararın verildiği merciden; kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması veya hükmün esasını etkileyen belgelerle hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilecektir (Ek-32, 33).
Davacı tarafından karar tashihi (düzeltilmesi) yoluna başvurulması halinde, bu dilekçelere karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde cevap dilekçesi hazırlanarak ilgili yargı merciine intikal ettirilecektir (Ek-34, 35). Karar düzeltme talebi üzerine verilen karar kesindir.
22/36Karar düzeltme yoluna başvurulmuş olması idari işlemin yürütülmesini  durdurmayacaktır.
Ancak karar düzeltme merciince yürütmenin durdurulmasına karar verildiği takdirde, işlemin
yürütülmesi durdurulacaktır. Danıştay ilgili Dairesinin karar düzeltme aşamasında yürütmenin
durdurulması istemleri hakkında vermiş olduğu kararlara karşı itiraz edilmeyecektir.
Kısmen veya tamamen idare aleyhine verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna
başvurulması esastır. Ancak, karar aleyhimize olmakla birlikte karar düzeltme sonucunda lehe
bir karar alınmasının mümkün görülmediği hallerde karar düzeltme süresi içinde taşrada
Başmüdür, merkezde birim amiri oluru alınarak karar düzeltme yolundan vazgeçilebilecektir.
3.1.13. Yargılamanın Yenilenmesi
Danıştay Bölge İdare Mahkemesi ile İdare ve Vergi Mahkemelerinin kesinleşmiş kararlarına
karşı, aşağıda yazılı sebeplerle yargılamanın yenilenmesi istenebilir: (2577 sayılı Kanun md.
53)
- Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafların eyleminden doğan bir
sebeple elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
- Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
- Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak
ortadan kalkması,
- Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,
- Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
- Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış
bulunması,
- Çekilmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,
- Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın
verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir
mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.
Yargılamanın yenilenmesi talepleri, esas kararı vermiş olan (ilk derece) mahkemeye yapılır ve
bu mahkemece karara bağlanır (Ek-36).
Yargılamanın yenilenmesi süresi birbirine aykırı iki ilamın bulunması halinde 10 yıl, diğer
sebepler için 60 gündür. Bu süreler dayanılan sebebin talepte bulunan yönünden gerçekleştiği
tarihi izleyen günden itibaren hesaplanır.
23/363.2. Tahsilat
Devlet alacaklarının tahsilini sağlamak ve bu konuda gerekli tedbirleri almak görevi, 5345
sayılı Kanun ile kurulan Gelir İdaresi Başkanlığına verilmiştir. Başkanlığın 5345 sayılı
Kanunun 12 nci maddesinin (e) bendindeki “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun uygulanmasında kamu kurum ve kuruluşları arasında uygulama birliğini sağlamak.”
görevi gereğince 6183 sayılı Kanunu uygulayan amme idareleri arasında uygulama birliğinin
sağlanması ve tarafların tek kaynaktan bilgilenmelerinin temin edilmesi amacıyla Seri:A Sıra
No:1 sayılı Tahsilat Genel Tebliği hazırlanmış ve Tebliğ 30.06.2007 tarihli ve 26568 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğin “Diğer Hususlar” başlıklı
bölümünde “6183 sayılı Kanunun Bakanlığımıza verdiği yetki çerçevesinde bu tebliğ ile
yapılan yeni düzenlemeler, bu tebliğin yayımı tarihinden sonra tesis edilecek idari işlemlere
uygulanacaktır.” denilmektedir. Bu nedenle 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak tahsilâtlarda Seri:A Sıra No:1 sayılı Tahsilat Genel Tebliği’nde ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın düzenlediği diğer Tahsilat Genel Tebliğlerinde yer alan hükümlere göre işlem yapılması gerekmektedir.
4. İLAMSIZ İCRA TAKİPLERİ
4.1. Hazine Avukatı Bulunmayan Yerlerde
Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine ilişkin olarak herhangi bir ilama
dayanılmaksızın gümrük idareleri aleyhine ilamsız icra takibi yoluna başvurulması halinde,
ödeme emrine karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde, ödeme emrini gönderen icra dairesine
itiraz edilecektir (Ek-37). Ödeme emrini gönderen icra dairesi ilgili gümrük idaresinin
bulunduğu yerde değilse, itiraz dilekçesi en yakın icra dairesi kanalıyla gönderilecektir. İtiraz
dilekçesinde borcun tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edildiği hususu açıkça
belirtilecektir.
Süresi içinde yapılan itiraz icra takibini durdurur. Borcun bir kısmına itiraz edilmişse, itiraz
edilmeyen kısım için icra takibi devam eder.
İtiraz edildikten sonra icra takibine devam edilebilmesi için, alacaklının itirazın tebliği
tarihinden itibaren altı ay içinde İcra Hakimliğine başvurarak itirazın kaldırılması davası veya
bir yıl içinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekmektedir. İtirazın
kaldırılması veya itirazın iptali talebinin kabulü halinde borçlu (gümrük idaresi), bu talebin
reddi halinde ise alacaklı diğer tarafın talebi üzerine itiraz edilen veya dava olunan miktarın
%40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilir. Bu nedenle; gümrük
idaresinin icra inkar tazminatına mahkum edilmemesi için itirazın haklı sebeplere dayanması
gerekmektedir. Bu durumda, alacaklının itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davası açması
halinde, davaya verilecek cevap dilekçesinde icra inkar tazminatı talep edilecektir (Ek-38).
İcra Hakimliğinin itirazın kaldırılması davasında verdiği kararlara karşı, dava konusu miktar
2009 yılı için 4.030,00 TL’yi aşıyorsa temyiz yoluna gidilebilir (2004 sayılı İcra-İflas Kanunu
Md. 363). Bu parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır.
Genel mahkemelerde (Sulh Hukuk, Asliye Hukuk) açılan itirazın iptali davasında verilen
kararlara karşı, “2.1.3. Kanun Yolları” bölümünde belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.
24/364.2. Hazine Avukatı Bulunan Yerlerde
Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine ilişkin olarak herhangi bir ilama
dayanılmaksızın gümrük idareleri aleyhine ilamsız icra takibi yoluna başvurulması halinde,
ödeme emrinin idareye tebliği üzerine ödeme emri konuya ilişkin bilgi ve belgelerle birlikte
ödeme emrine itiraz süresinin yedi gün olduğu dikkate alınarak derhal ilgili muhakemat
müdürlüğüne gönderilecektir.
5. İLÂMLI İCRA TAKİPLERİ
Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine ilişkin olarak herhangi bir mahkemece
verilen karar üzerine gümrük idareleri aleyhine ilamlı icra takibi yoluna başvurulması halinde
aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır:
5.1. İdari Yargı Kararları
Karara karşı kanun yollarına başvuruda bulunulup bulunulmadığı, bu başvuru sırasında
mahkeme kararının Yürütmesinin Durdurulması talep edilip edilmediği, talep üzerine ne
şekilde karar verildiği hususlarına dikkat edilir. İlâmda hükmedilen borcun ödenmesi için
kararın kesinleşmiş olması şartı aranmaz (Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliği m. 51/4).
5.1.1. Kararın İcraya Konulmuş Olması
Temyiz (itiraz) taleplerinin yürütmenin durdurulması istemli olarak yapılması esas olmakla
birlikte, icraya konulan karar sehven yürütmenin durdurulması istemli olarak temyiz (itiraz)
edilmemiş ise, hemen temyiz (itiraz) merciine ek bir dilekçe verilerek yürütmenin
durdurulması talep edilecektir.
İcranın durdurulması için, ilgili gümrük idaresince; bir dilekçe ile kararı veren mahkemeye
başvurularak, dilekçenin altına “kararın yürütmenin durdurulması istemli olarak temyiz (itiraz) edildiğine dair” şerh alınacaktır. İcra emri ve şerhi içeren dilekçe, İcra Müdürlüğünün
bulunduğu yerdeki muhakemat müdürlüğüne gönderilecek, icra dairesinden icranın ertelenmesi için mehil talebinde bulunulması istenecektir. İcra dairesince verilen mehil içinde yürütmenin durdurulması talebi hakkında bir karar verilmemiş ise aynı şekilde ek süre talep edilecektir.
Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu işlemler ilgili gümrük idaresi tarafından yapılacaktır.
Yürütmenin durdurulması talebi reddedilirse, icra emri uyarınca ödeme yapılacaktır.
Yürütmenin durdurulması talebi kabul edilirse, temyiz (itiraz) talebinin sonucu beklenecek,
karar onandığı takdirde icra emri uyarınca ödeme yapılacaktır. Kararın bozulması halinde,
bozma kararı icra dairesine verilecek ve icra takibinin durması sağlanacaktır. Bozma kararına
karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş olsa bile, icra işlemleri olduğu yerde duracaktır.
Karar düzeltme talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm onanırsa, icra emri
uyarınca ödeme yapılacak, karar düzeltme talebinde bulunulmaz veya talep reddedilirse
mahkemece bozma kararı üzerine verilecek karar beklenecektir.
5.1.2. Karar İcraya Konulmadan Ödeme İçin İdareye Başvurulması
Temyiz (itiraz) taleplerinin yürütmenin durdurulması istemli olarak yapılması esas olmakla
birlikte, karar yürütmenin durdurulması istemli olarak temyiz (itiraz) edilmemiş ise veya
kararın tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde yürütmenin durdurulması istemi hakkında
25/36karar verilmemiş veya bu istem reddedilmiş ise, temyiz/itiraz, kararın yürütülmesini
durdurmadığından ilama uygun olarak ödeme yapılacaktır.
Kararın tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde yürütmenin durdurulması talebi kabul
edilirse, temyiz/itiraz talebinin sonucu beklenecek, karar onandığı takdirde ilama uygun olarak ödeme yapılacaktır. Kararın bozulması ve karar düzeltme talebinde bulunulması halinde, karar düzeltme talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm onanırsa, ilama uygun olarak ödeme yapılacaktır. Bozma kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmaz veya talep reddedilirse, kararın yürütülmesi kendiliğinden duracağından mahkemece bozma kararı üzerine verilecek karar beklenecektir.
5.2. Adli Yargı Kararları
Karara karşı kanun yollarına başvurulup başvurulmadığı, kararın kesinleşip kesinleşmediği,
tehiri icra talep edilip edilmediği ve talep üzerine ne şekilde karar verildiği hususlarına dikkat
edilecektir.
Kural olarak para alacaklarına veya menkul mallara ilişkin ilamların icrası için kararın
kesinleşmesi şart değildir. Bu tür ilamların ödenmesi için alacaklı tarafından doğrudan idareye
başvurulması halinde, ilam uyarınca ödeme yapılacaktır.
Kararın icraya konulmuş olması halinde, icra emrinin tebliği üzerine idare, kararın temyiz
edilip edilmediğini araştıracaktır. Karar temyiz edilmiş ise, icra dairesine kararın temyiz
edildiğine dair şerhli yazının gönderilmesi, icra dairesinden mehil vesikası alınması,
Yargıtay’dan tehiri icra kararının alınması ve bu kararın icra dairesine verilmesi için icra emri
hazine avukatına gönderilecektir. Hazine avukatının bulunmadığı yerlerde bu işlemler gümrük
idaresince yapılacaktır. Kararın temyizinden vazgeçilmiş veya tehiri icra kararı alınamamışsa, icra emri uyarınca ödeme yapılacaktır. Tehiri icra kararı alınırsa, temyiz talebinin sonucu beklenecektir. Karar onandığı takdirde icra emri uyarınca ödeme yapılacaktır. Kararın bozulması halinde, bozma kararı icra dairesine verilecek ve icra takibinin durması sağlanacaktır. Bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş olsa bile, icra işlemleri olduğu yerde durur. Karar düzeltme talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm onanırsa, icra emri uyarınca ödeme yapılacaktır.
6. ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER
6.1. Hukuk Bilgi Sistemi (HBS)
Merkez, taşra ve döner sermaye birimleri tarafından takip edilen tüm davalara ilişkin bilgiler,
Müsteşarlık Makamının 10.07.2009 tarihli Onayı gereğince Hukuk Bilgi Sistemine
kaydedilecektir.
6.2. Merkez Birimlerince Uyulması Gereken Esaslar
Merkez Birimlerince Müsteşarlığın taraf olduğı davalarla ilgili olarak idari yargı mercilerine
verilmesi gereken savunma, itiraz, temyiz, karar düzeltme, süre uzatımı vb. dilekçeler ve varsa ekleri, yargı mercilerine gönderilmek üzere bir üst yazıyla Hukuk Müşavirliğine
gönderilecektir. 26/36Mahkemelere intikal ettirilecek evraklar sürenin son gününden en az iki gün önce Hukuk Müşavirliğine gönderilecektir.
Hukuk Müşavirliğine gönderilen yazılarda; daha önce yazışma yapılmış ise tarih ve sayısı
mutlaka belirtilecek; daha önce yazışma yapılmamış ise “daha önce yazışma yapılmamıştır”
ibaresi “ilgi” bölümünde belirtilecek, konular aynı olsa bile, her dava dosyası için ayrı bir
yazışma yapılacak ve ilgili belgeler eklenecektir.
6.3. Taşra ve Döner Sermaye Birimlerince Uyulması Gereken Esaslar
Taşra ve döner sermaye birimleri, itiraz/temyizden vazgeçme taleplerini, kararın gümrük
idaresine tebliğinden itibaren ivedilikle ve doğrudan Hukuk Müşavirliğine gönderecektir.
Hukuk Müşavirliğine gönderilen yazılarda; daha önce yazışma yapılmış ise tarih ve sayısı
mutlaka belirtilecek; daha önce yazışma yapılmamış ise “daha önce yazışma yapılmamıştır”
ibaresi “ilgi” bölümünde belirtilecek, konular aynı olsa bile, her dava dosyası için ayrı bir
yazışma yapılacak ve ilgili belgeler eklenecektir.
Mahkemelerce verilen kararlarla iadesine hükmolunan posta pulu bedelleri Başmüdürlükler
veya Gümrük Müdürlüklerince kararı veren mahkemeden alınacak, mahkeme masrafları ile
ilgili avansın alındığı Saymanlık Müdürlüğüne yatırılacak ve alındı belgesinin bir örneği
Hukuk Müşavirliğine gönderilecektir.
6.4. İlâma Bağlı Borçlar İleMahkeme Harç veMasraflarının Ödenmesi
26.02.2004 tarihli ve 25385 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maliye Bakanlığı’nın 2004
Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatına ilişkin 6 sıra Nolu Tebliği ve buna dayanılarak çıkarılan Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 22.03.2004 tarihli ve 5003 sayılı Genelgesi gereğince genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin ilama bağlı borçları ile mahkeme harç ve masrafları kendi bütçelerinden ödenecektir.
Maliye Bakanlığı’nın 2004 Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatına ilişkin 6 sıra Nolu Tebliği ve buna dayanılarak çıkarılan Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 22.03.2004 tarihli ve 5003 sayılı Genelgesi’nde; İlâma Bağlı Borç: Bir mahkeme kararı ile genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerce ödenmesine hükmedilen ana para, faiz, tazminat, ceza ve yargılama giderleri gibi her türlü ödemenin tamamı, İlgili Hizmet Tertibi: Kaynağı itibariyle ilama bağlı borcun ilgili olduğu tertip, Mahkeme Harcı ve Masrafları: Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin taraf olduğu davalarda, dava sonuçlanıncaya kadar dava ile ilgili olarak yapılması zorunlu olan her türlü gider, Olarak tanımlanmıştır.
27/366.4.1. İlgili Birimlerce Ödenecek İlâma Bağlı Borçlar
İdare aleyhine sonuçlanan davalarda, ilamda hüküm altına alınan alacak, tazminat, gecikme
faizi ve/veya gecikme zammı, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve icra masrafları, işlemi
davaya konu edilen ilgili merkez birimi tarafından kendi bütçesinin ilgili hizmet tertibinden
ödenecektir. İşlemi davaya konu edilen ilgili gümrük idaresi tarafından, ilgili hizmet
tertibinden ödeme yapılabilmesi için Gümrükler Genel Müdürlüğü’nden ödenek talebinde
bulunacaktır.
İlgili hizmet tertibinde ödenek olmaması halinde, gerekli ödenek öncelikle Müsteşarlık bütçesi içinde yapılacak aktarmalarla karşılanacak, bu şekilde karşılanma imkanı bulunmaması durumunda ise, ilgili birim Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı aracılığıyla Maliye Bakanlığından ödenek talep edecektir.
6.4.2. Hukuk Müşavirliğince Ödenecek İlâma Bağlı Borçlar
- İlâmda hüküm altına alınan ve bir hizmet tertibiyle ilişkilendirilemeyen alacak, tazminat,
gecikme faizi ve/veya gecikme zammı, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve icra masrafları
Hukuk Müşavirliği bütçesinin “Diğer Yasal Giderler” (07.84.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.90)
tertibinden,
- Kamu hizmetlerinin yürütülmesi esnasında ortaya çıkan zarar nedeniyle zarar görenlere
ödenmesi gereken ancak uygulamayı yapan kamu görevlisine hukuken rücu imkanı
bulunmayan mahkeme kararına dayalı kusursuz tazminat ödemeleri, Hukuk Müşavirliği
bütçesinin “Kusursuz Tazminatlar” (07.84.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.03) tertibinden,
ödenecektir.
6.4.3. Mahkeme Giderleri
Dava sırasında ödenmesi gereken tebligat masrafı, bilirkişi ve keşif ücreti gibi mahkeme
giderlerine ilişkin harcamalar Hukuk Müşavirliği bütçesinin “Mahkeme Harç ve Giderleri”
(07.84.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.04) tertibinden avans olarak ödenek talep edilmek suretiyle
yapılacaktır. Bilahare avans usulüne uygun olarak kapatılacaktır.
6.4.4. Ödemelerde Dikkat Edilecek Hususlar
6.4.4.1. Genel Olarak
- İlama bağlı borçlar ile ilgili olarak öncelikle “5. İLÂMLI İCRA TAKİPLERİ” başlıklı
bölümde yer alan açıklamalara uyularak gerekli işlemler yapıldıktan sonra ödenek talebinde
bulunulacaktır.
- İlamlı alacaklarda, ödeme talebi veya icra emri tarihi ile ilam tarihi arasında on yıldan fazla
bir süre geçmişse, öncelikle ilamın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususu Hukuk
Müşavirliğinden sorulacak ve verilecek cevap doğrultusunda işlem yapılacaktır.
28/36- Kararın icraya konulması halinde, öncelikle icra emri ile ilam karşılaştırılacaktır. İlama aykırı bir husus varsa (örneğin yasal faiz oranlarından fazla faiz istenilmesi, faize faiz yürütülmesi, asıl alacak tutarının yanlış yazılması, faiz başlangıç tarihinin yanlış uygulanması, hesap hataları gibi) şikayet yoluna başvurulması için konu İcra Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki muhakemat müdürlüğüne intikal ettirilecektir. Hazine avukatının bulunmadığı yerlerde gümrük idaresince İcra Hakimliği nezdinde şikayet yoluna başvurulacaktır.
- Karar icraya konulmadan ödeme için idareye başvurulması halinde, yine öncelikle talep ile
ilam karşılaştırılacaktır. İlama aykırı talepler kabul edilmeyecek ve ödeme ilama uygun olarak
yapılacaktır.
- Kararın icraya konulması halinde, icra emrinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya ilam
zamanaşımına uğramış ise, yedi gün içinde icra hakimliğine itiraz edilmesi için konu İcra
Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki muhakemat müdürlüğüne intikal ettirilecektir. Hazine
avukatının bulunmadığı yerlerde gümrük idaresince İcra Hakimliği nezdinde itiraz yoluna
başvurulacaktır.
- Ödenek talep edilirken, ödenek temin edilmesi ve tahakkuk evrakının hazırlanması için
geçecek makul süre dikkate alınarak borcun muhtemel ödeme tarihi belirlenecek ve buna göre
ödenek miktarı hesaplanacaktır. Ayrıca varsa işleyecek gecikme faizi veya gecikme zammı
miktarı da dikkate alınacaktır.
- Karar icraya konulmamışsa, avukata ödeme yapılabilmesi için vekaletnamede ‘ahz-u kabz’
yetkisi aranacaktır. Ancak avukat tarafından sadece vekalet ücretinin talep edilmesi halinde
‘ahz-u kabz’ yetkisi aranmayacaktır.
- Avukatlık ücretinin ödenebilmesi için, “Fatura (Serbest Meslek Makbuzu)” ibraz edilmelidir
(Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği madde 62/a).
- Ödemelerin yapılmasında talep ya da takip tarihi sıralaması dikkate alınacaktır.
- 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 28 inci maddesinin 6 ıncı fıkrası hükmü
gereğince, tazminat ve vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle (alacaklının talebi halinde) idarece kanuni gecikme faizi ödenecektir.
- Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’nün 11.03.2005
tarihli ve 8600 sayılı yazısında kanuni kesintilere ilişkin olarak verilen örnek ve açıklamalara
uyularak, gerekli yasal kesintiler (damga vergisi, gelir vergisi tevkifatı vb.) yapılacaktır.
- Müşavirliğimiz bütçesinin (07.84.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.04) tertibinden mahkeme harç ve
masrafları için avans, (07.84.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.90) veya (07.84.00.24.01.3.9.00.1.03.
4.2.03) tertiplerinden ise ödenek talep edilirken, avans ve ödenek talebine ilişkin bilgi ve
belgeler gönderilecek ve talep yazılarında ödeme konusu ile ilgili açıklamalara yer verilecektir.
- İlama bağlı borçlar ile ilgili olarak ödenek talep edilirken her dosya için ayrı talep yapılacak,
seri davalarda ise mahkeme adı, esas no, karar no, karar tarihi bilgilerini içeren liste eklenerek
tek dosya üzerinden talepte bulunulabilecektir.
29/36- Karar kesinleşmeden önce ödeme yapılmış ise, ödemeyi yapan merkez veya taşra birimince dosya takibe alınarak ödemenin dayanağı olan kararın kaldırılması/bozulması (idare lehine karar alınması) halinde, 30 (otuz) gün süre verilerek yapılan ödeme karşı taraftan geri
istenecektir. Bu konuda yapılan tebligata rağmen borcun ödenmemesi halinde, borçlu
temerrüde düşmüş sayılacak ve yapılan ödeme, borçluya verilen sürenin bitimi tarihinden
itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsil edilecektir.
- Kararda hazine lehine hüküm altına alınmış hazine alacağı varsa, bu alacak ödemeden
mahsup edildikten sonra (avukatlık ücreti hariç) ödeme yapılacaktır.
- Hukuk Müşavirliğinden ödenek talep edilirken icra müdürlüğünden en son hesap dökümü
istenilecek ve hesap dökümünde belirtilen tutar (harçlar hariç) kadar ödenek talep edilecektir.
- Ödenek talep edilirken yukarıda belirtilen ödenek tertiplerine dikkat edilecek, ödeme
sonuçlarından Hukuk Müşavirliğine bilgi verilecek, ilama bağlı borçlar “Mahkeme Harç ve
Giderleri” tertibinden avans çekilerek ödenmeyecektir.
6.4.4.2. Gümrük Vergilerine İlişkin İlâma Bağlı Borçlar
Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’nün 11.03.2005
tarihli ve 8600 sayılı yazısının B-İlama Bağlı Borçlar Bölümünün 4 üncü maddesinde, bütçe
gelirlerine ilişkin ilama bağlı borçlar asıl alacak ve asıl alacak dışındaki ödemeler olarak ikiye
ayrılmış ve asıl alacağın gelir tertiplerine borç yazılacağı, asıl alacak dışındaki ödemelerin ise
gider tertibinden ödeneceği belirtilmiş bulunmaktadır.
Bu nedenle, gümrük vergilerine ilişkin olarak açılan davalarda, tahsil edilmiş gümrük vergileri, cezaları ve diğer mali yüklerin iadesine karar verilirse, ilama bağlı borcun gümrük vergileri, cezaları ve diğer mali yüklere ilişkin kısmı ilgili gelir tertibine borç yazılmak ve ödenmek üzere ilgili Saymanlık Müdürlüğüne gönderilecek, asıl alacak dışındaki kanuni gecikme faizi, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve ilam icraya konulmuş ise icra masrafları ise Müşavirliğimiz bütçesinin “Diğer Yasal Giderler” (07.84.00.24.01.3.9.00.1. 03.4.2.90) tertibinden ödenek talep edilmek suretiyle ödenecektir.
6.4.4.3. Faiz Ödemeleri
Yasal faiz ödemeleri konusunda, aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilecektir:
- Müsteşarlıkça ödenmesi gereken ilama bağlı borcun dayanağı karar icraya konulmadığı
takdirde; Kararda asıl alacak ile birlikte faize de hükmedilmiş ve faiz tarihi belirlenmiş ise, bu tarihten ödeme tarihine kadarki süre için faiz hesaplanarak asıl alacak ile birlikte ödenecektir.
Kararda faiz ile ilgili bir hüküm yoksa ve alacaklı dava tarihinden itibaren faiz talep ediyor ise, faiz dava tarihinden değil, karar tarihinden itibaren hesaplanıp ödenecektir.
30/36- İlama bağlı borcun dayanağı karar icraya konulduğu takdirde;
Kararda asıl alacak ile birlikte faize de hükmedilmiş ve faiz tarihi belirlenmiş ise, bu tarihten
ödeme tarihine kadarki süre için faiz hesaplanarak asıl alacak ile birlikte ödenecektir.
Kararda faiz ile ilgili bir hüküm yoksa ve icra emrinde faiz talep ediliyor ise, icra emri
incelenip faizin dava tarihinden mi, karar tarihinden mi ya da takip tarihinden itibaren mi
istendiğinin tespitinin yapılması gerekmektedir. Faiz dava tarihinden itibaren istenmiş ise
ödeme yapılmayacak, karar tarihinden veya takip tarihinden itibaren istenmiş ise, talep edilen
tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için faiz hesaplanıp ödenecektir. Faiz talebi yoksa faiz ödenmeyecek, haksız faiz istemine ilişkin hususlarda “5. İLÂMLI İCRA TAKİPLERİ”
kısmında belirtilen açıklamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.
İcra emrinde faize faiz talep edilip edilmediği de araştırılmalıdır. Eğer takip tarihine kadar faiz talep edilmiş ve faizle birlikte toplam alacak üzerinden ödeme tarihine kadar faiz talep
ediliyorsa, faize ilişkin tutar çıkarılarak yalnızca asıl alacak, yargılama gideri ve vekâlet
ücretine ilişkin tutar için ödeme tarihine kadar faiz hesaplanacaktır.
6.4.5. Hazine (Kamu) Zararının Tahsili
İlama bağlı borç personelin kusurundan kaynaklanıyorsa veya ilama bağlı borcun ödenmesinde kusurlu hareketle hazine zararının doğmasına sebebiyet verilmiş ise, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe giren “Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre işlem yapılacaktır.
Sözkonusu Yönetmelik uyarınca hazine zararının sorumlu/ilgili personelden tahsili
gerektiğinden; ödemeyi yapan merkez ve taşra birimlerince, bu zararın oluşmasında kusuru
bulunan personel olup olmadığı araştırılacak, hazine (kamu) zararına sebebiyet veren personel
tespit edilmesi halinde zararın yasal faizi ile birlikte rızaen ödemesi için kusurlu personele
tebligat yapılacak, rızaen ödeme yapılmaz ise, rücu davası yoluyla hazine (kamu) zararının
tahsili amacıyla, sorumlu/ilgili personelin isim ve tebligata elverişli adresi ile diğer bilgi ve
belgeler, ilgili Muhakemat Müdürlüğüne intikal ettirilmek üzere Hukuk Müşavirliğine
gönderilecektir.
6.5. Haciz İhbarnameleri
İcra ve İflas Müdürlüklerince Müsteşarlığa gönderilen haciz ihbarnameleri ile ilgili olarak
Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından, 29.05.2000 tarihli ve 2000/42 sayılı Genelge
yayımlanmış, bu Genelge Adalet Bakanlığı’na gönderilmiş ve Adalet Bakanlığı’nca
28.03.2001 tarihli ve 42-6276 sayılı yazıyla tüm İcra ve İflas Müdürlüklerine duyurulmuştur.
Bu Genelgede; “… gümrük idarelerinin denetimindeki geçici depolama yerleri ve antrepolarda bulunan ve haciz konulan eşya ile ilgili olarak;
1-İflas Daireleri ve İcra Müdürlüklerince, üçüncü şahısların alacakları ve aldıracakları haciz
veya sair tedbirler için, eşyanın cins ve miktarı ile sahiplerinin de açıkça belirtilmesi şartıyla
geçici depolama yeri veya antrepo işleticisine bildirilmesi,
31/36Geçici depolama yeri veya antrepo işleticisi tarafından kayıtlarına bu eşyanın durumunu belirtir şerh düşülmesi ile aynı zamanda durumun gümrük idaresine bildirilmesi,
2-Eşyanın gümrük idaresince geçici depolama yeri olarak kabul edilen yerde veya gümrük
sahasında bulunması ya da eşyanın konulduğu geçici depolama yeri veya antreponun gümrük
idaresince işletilmesi halinde bildirimin ilgili gümrük idaresine yapılması, icap etmektedir.”
denilmektedir. İcra ve İflas Müdürlüklerinin bu Genelgeye aykırı işlem yaptıkları tespit
edildiğinde, Genelge hükümleri belirtilerek İcra ve İflas Müdürlüklerinden Genelge uyarınca
işlem yapılması talep edilecektir.
29.05.2000 tarihli ve 2000/42 sayılı Genelge dışında kalan ve geçici depolama yeri ve
antrepolarda bulunan eşyalar dışındaki hak ve alacakların haczedilebilmesi için İcra ve İflas
Müdürlüklerince Müsteşarlığa gönderilen haciz ihbarnameleri üzerine yapılacak işlemler
aşağıda belirtilmiştir:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89 uncu maddesi gereğince İcra Müdürlüklerinde
başlatılan icra takip dosyalarının alacaklısı olan gerçek veya tüzel kişilerin, takip borçlusu ya
da borçlularının üçüncü kişilerde bulunan (Müsteşarlık nezdindeki) mal, hak ve alacaklarını
haczettirme hakları bulunmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89 uncu maddesi gereğince borçlunun Müsteşarlık
nezdindeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan, yani hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir
senede bağlı bulunmayan bütün alacakları haczedilebilmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89 uncu maddesinde, İcra ve İflas Müdürlüklerince
gönderilecek haciz ihbarnameleri uyarınca ne şekilde işlem yapılacağı, belirtilen şekilde işlem
yapılmaması halinde bunun sonuçları açık bir şekilde belirtilmiştir. Bu yüzden İcra ve İflas
Müdürlükleri tarafından gönderilen haciz ihbarnamelerinde, bu ihbarnamenin 2004 sayılı İcra
ve İflas Kanunu’nun 89 uncu maddesine göre gönderilen bir haciz ihbarnamesi olduğunun
(89/1 Haciz İhbarnamesi veya Birinci Haciz İhbarnamesi), yapılması gereken işlemlerin,
işlemleri yapma sürelerinin ve sonuçlarının açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.
Uygulamada İcra ve İflas Müdürlükleri Birinci Haciz İhbarnamelerinde matbu yazılar
kullanmakta ve bu yazılarda 89 uncu madde ayrıntılı olarak belirtilmektedir. Bunun dışında
İcra ve İflas Müdürlüklerinden gelen haciz müzekkerelerinin ve diğer yazıların Birinci Haciz
İhbarnamesi olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/7 nci maddesi gereğince, haciz ihbarnamesi bir hükmi şahsın veya müessesenin merkez ve şubelerinden hangisine tebliğ edilmiş ise, beyanda
bulunma mükellefiyeti yalnız ihbarnameyi tebellüğ eden merkez veya şubeye aittir. Bu
nedenle, haciz ihbarnamesi Müsteşarlık merkez birimlerine tebliğ edilmişse, mal, hak ve
alacaklara ilişkin araştırma yalnız Müsteşarlık merkez birimleri bünyesinde, Müsteşarlık taşra
birimlerine tebliğ edilmişse, araştırma yalnız ihbarnamenin tebliğ edildiği Gümrük ve
Muhafaza Başmüdürlüğü, Tasfiye İşletme Bölge Müdürlüğü, Gümrük Müdürlüğü, İşletme
Müdürlüğü bünyesinde yapılacaktır.
32/36İcra ve İflas Müdürlüklerinden gönderilen haciz ihbarnameleri, haciz müzekkereleri ve diğer yazılarda yer alan “doğacak hak ve alacakları” ifadesi, müstakbel (beklenen) bir alacağı
belirtmektedir. Müstakbel bir alacaktan söz edilebilmesi için, öncelikle takip borçlusu ile
Müsteşarlık arasında bir hukuki ilişkinin mevcut olması ve bu hukuki ilişkiden doğan alacağın
cinsinin ve borçlusunun belirli olması gereklidir. Alacağın miktarının belli olmaması veya
böyle bir alacağın doğmama ihtimalinin bulunması önemli değildir. İşçiler ve memurların ücret alacakları, gelecekteki kira alacakları, müteahhidin istihkak alacağı müstakbel alacaklara örnek olarak gösterilebilir.
6.5.1. Birinci Haciz İhbarnamesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/1 inci maddesi gereğince “Birinci Haciz İhbarnamesi” tebliğ edilmesi halinde, bu haciz ihbarnamesinin Müsteşarlığa tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde borçlunun/borçluların Müsteşarlıkta herhangi bir mal, hak ve alacağı mevcut ise bunların ve bunlarla ilgili rehin, temlik, haciz vs. gibi her türlü kaydın bildirilmesi, eğer borçlunun/borçluların böyle bir mal, hak ve alacağı bulunmuyor ise yine aynı sürede, borçlu/borçluların Müsteşarlık nezdinde herhangi bir mal, hak ve alacağı bulunmadığına dair cevabi yazı, (gerekirse nöbetçi icra müdürlüğü kanalıyla) ilgili icra müdürlüğüne zimmet karşılığı verilecektir.
6.5.2. İkinci Haciz İhbarnamesi
Müsteşarlıkça “Birinci Haciz İhbarnamesi”ne cevap verilmez ve borçlu/borçluların
Müsteşarlıktan hak ve alacağı olmadığı yazılı olarak yedi gün içerisinde İcra ve İflas
Müdürlüklerine bildirilmez ise bu kez İcra ve İflas Müdürlükleri tarafından, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/3 üncü maddesi gereğince “İkinci Haciz İhbarnamesi” gönderilir.
“İkinci Haciz İhbarnamesi”nin Müsteşarlığa tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde
borçlunun/borçluların Müsteşarlıkta herhangi bir mal, hak ve alacakları mevcut ise bunların ve bunlarla ilgili rehin, temlik, haciz vs. kaydın bildirilmesi, eğer borçlunun/borçluların böyle bir mal, hak ve alacağı bulunmuyor ise yine aynı sürede borçlu/borçluların Müsteşarlık nezdinde herhangi bir mal, hak ve alacağı bulunmadığına dair cevabi yazı (gerekirse nöbetçi icra müdürlüğü kanalıyla) ilgili icra müdürlüğüne zimmet karşılığı verilecektir.
6.5.3. Ödeme Muhtırası
Müsteşarlıkça “İkinci Haciz İhbarnamesi”ne de cevap verilmez ve borçlu/borçluların
Müsteşarlıktan mal, hak ve alacağı olmadığı yazılı olarak yedi gün içerisinde İcra ve İflas
Müdürlüklerine bildirilmez ise İcra ve İflas Müdürlükleri tarafından son kez İ.İ.K 89/3 üncü
maddesi uyarınca “Ödeme Muhtırası” (Son Bildirim) gönderilerek, Müsteşarlığa onbeş gün
içinde parayı İcra ve İflas Müdürlüğüne ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu “Ödeme Muhtırası”nın (Son Bildirim’in) tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karşı, alacaklının ikametgahı veya takibinin yapıldığı İcra ve İflas Müdürlüğünün bulunduğu yer Mahkemelerinde “Menfi Tesbit” davası açılması ve dava açıldığına dair alınacak şerhin, “Ödeme Muhtırası”nın (Son Bildirim’in) tebliğinden itibaren 20 gün içinde İcra ve İflas Müdürlüğünün dosyasına ibrazı gerekmektedir. 33/362004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/3 üncü maddesi uyarınca gönderilen, “Ödeme Muhtırası”nın (Son Bildirimin) tebliğinden itibaren onbeş günlük “Menfi Tespit” davası açma süresi içerisinde davanın açılmaması halinde, ihbarnamelere konu borç tutarı kadar Müsteşarlık borçlu yerine geçmekte ve bu tutar Müsteşarlıktan cebri icra yoluyla tahsil edilmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, yasal sürelerde itiraz ve bildirim yapılmadığı takdirde, Müsteşarlıkla hiçbir ilgisi bulunmayan borçların ödenmesi zorunluluğu doğacaktır. Bu nedenle;
- Müsteşarlık merkez teşkilatı birimlerine, İcra ve İflas Müdürlüklerince Birinci Haciz
İhbarnamesi ve/veya İkinci Haciz İhbarnamesinin tebliğ edilmesi halinde; PTT tebliğ
mazbatası (PTT memurunda kalan ve yetkili tarafından imzalanan) ve haciz ihbarnamesi
üzerine tebliğ tarihi yazılmak suretiyle tebligat derhal Hukuk Müşavirliğine iletilecektir.
- Müsteşarlık taşra teşkilatına, İcra ve İflas Müdürlüklerince Birinci Haciz İhbarnamesi ve/veya İkinci Haciz İhbarnamesinin tebliğ edilmesi halinde; tebliğ mazbatası ve haciz ihbarnamesi üzerine tebliğ tarihi yazılmak suretiyle tebligat derhal hukuk işleri ile ilgili servislere iletilecektir.
- Hukuk Müşavirliğince, merkez birimlerine gönderilecek Birinci Haciz İhbarnamesi ve/veya
İkinci Haciz İhbarnamesi üzerine, ihbarnamede adı geçen borçlu veya borçluların mal, hak ve
alacaklarının olup olmadığı araştırması yalnızca ihbarnamenin gönderildiği merkez birimi
nezdinde yapılacak ve yedi gün içinde İcra ve İflas Müdürlüğüne cevap verilebilmesi için,
borçlu veya borçluların mal, hak ve alacaklarının bulunup bulunmadığı hususu Hukuk
Müşavirliğine en kısa sürede bildirilecektir.
-Taşra birimleri hukuk işleri servislerince, Birinci Haciz İhbarnamesi ve/veya İkinci Haciz
İhbarnamesi derhal ilgili servislere gönderilecek ve ihbarnamede adı geçen borçlu veya
borçluların mal, hak ve alacaklarının olup olmadığı araştırması yalnızca ilgili servisler
nezdinde yapılacak ve yedi gün içinde İcra ve İflas Müdürlüğüne cevap verilebilmesi için,
borçlu veya borçluların mal, hak ve alacaklarının bulunup bulunmadığı hususu Hukuk İşleri
Servisine en kısa sürede bildirilecektir.
- Yapılan inceleme sonucunda;
borçlu veya borçluların, hak ve alacaklarının mevcut olduğunun tespiti halinde, mevcut hak ve alacaklarının tutarı ve üzerlerindeki rehin, temlik, haciz vs. gibi her türlü kayıt, borçlu veya
borçluların herhangi bir mal, hak ve alacağının bulunmadığının tespiti halinde ise bu husus,
dosya numarası ve borçluları belirtilmek suretiyle tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde
hukuk işleri servislerince ilgili İcra ve İflas Müdürlüğüne bildirilecektir.
İhbarnameyi düzenleyen İcra ve İflas Müdürlüğünün aynı yerde olmaması halinde, yazı haciz
ihbarnamesinde belirtilen İcra ve İflas Müdürlüğüne gönderilmek üzere, bulundukları yerdeki
İcra ve İflas Müdürlüğüne ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde elden ve
zimmet karşılığı teslim edilecektir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 89/1 haciz ihbarnamesinin tebellüğ edildiği tarihte,
borçlu veya borçluların hak ve alacaklarının bulunması halinde, bu hak ve alacaklara “Birinci
Haciz İhbarnamesi” ve “İkinci Haciz İhbarnamesi”nde belirtilen tutar kadar haciz şerhi
işlenerek bloke kaydı konulacaktır.
34/36- Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte, borçlunun müstakbel bir alacağı tespit edilmiş ise yedi gün içinde İcra ve İflas Müdürlüğüne verilecek cevapta Müsteşarlık ile takip borçlusu arasındaki hukuki ilişkinin açıkça belirtilmesi, yazıda “Bu hukuki ilişkiden şimdiye kadar takip borçlusu lehine doğmuş ve ödenebilir bir alacak yoktur. Ancak, ilerde takip borçlusu lehine bir alacak doğması muhtemeldir. Bu nedenle, takip borçlusu ile ilgili dosyaya haciz şerhi konulmuştur. Takip borçlusu lehine ilerde bir alacak doğarsa, bu alacak Müdürlüğünüze bildirilecek ve ödenecektir” ifadesi kullanılacak ve ilgili dosyaya şerh konularak, ilerde bir alacak doğarsa bu alacak İcra ve İflas Müdürlüğüne ödenecektir.
- Müsteşarlık merkez ve taşra birimlerince, herhangi bir nedenle yedi günlük itiraz süresi
içersinde “Birinci Haciz İhbarnamesi” ve “İkinci Haciz İhbarnamesi” ne cevap verilmemesi,
itiraz edilmemesi veya bütün uyarılarımızın aksine posta, kargo vs ile gönderilmek suretiyle
itirazın yedi gün içerisinde icra dosyasına ulaşmaması halinde; İ.İ.K’nun 89/3 üncü maddesi
uyarınca “Ödeme Muhtırası” tebliğ edilmesi durumunda, onbeş gün içinde “menfi tesbit”
davası açılabilmesi için ödeme muhtırası ile gerekli bilgi ve belgeler derhal merkezde Hukuk
Müşavirliğine gönderilecek, taşrada ise İcra ve İflas Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki
muhakemat müdürlüğüne gönderilecek ve Hukuk Müşavirliğine bilgi verilecektir. Hazine
avukatının bulunmadığı yerlerde dava gümrük idaresi tarafından açılacak ve “2. HUKUK
DAVALARI” bölümünde yer alan açıklamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89 uncu maddesi dışında kalan haciz müzekkereleri ve
diğer yazılar araştırma mahiyetinde yazılar olduğundan makul sürede cevaplanacak, hak ve
alacaklara ilişkin araştırma yalnızca müzekkerenin veya yazının tebliğ edildiği merkez veya
taşra birimi bünyesinde yapılacak ve sürelere ilişkin şartlar hariç haciz ihbarnamelerinde
uygulanacak usul uyarınca işlemler yürütülecektir.
7. SON HÜKÜMLER VE YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN GENELGELER
7.1. Son Hükümler
Hazine yararının korunması amacıyla, yargıya intikal edip, kanun yolları aşamasından geçmek suretiyle Müsteşarlık aleyhine kesinleşen ve istikrar kazanan mahkeme kararları dikkate alınarak, gereksiz uyuşmazlıklara sebebiyet verilmemesi, davaların takibinde bu Genelgede belirtilen usul ve esaslara uyulmasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi, Genelgede belirtilmeyen hususlarda ilgili mevzuat hükümleri gereğince işlem yapılması gerekmektedir.
Genelgede yer alan mevzuat hükümleri değiştiğinde veya yürürlükten kalktığında, mevzuata
aykırı olan Genelge hükümleri değil, yürürlükteki mevzuat hükümleri uygulanacak ve tereddüt edilen hususlarda ilgilimerkez birimi tarafından HukukMüşavirliğinden görüş istenilecektir.
7.2. Yürürlükten Kaldırılan Genelgeler
Bu Genelge ile;
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin) 06/08/2002 tarihli ve 2002/1
sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin) 23/09/2004 tarihli ve 2004/2
sayılı Genelgesi,
35/36- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin) 24/11/2004 tarihli ve 2004/3 sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin) 01/12/2004 tarihli ve 2004/4
sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin) 01/12/2004 tarihli ve 2004/5
sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin) 24/03/2005 tarihli ve 537
sayılı dağıtımlı yazısı,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin) 31/03/2005 tarihli ve 581
sayılı dağıtımlı yazısı,
yürürlükten kaldırılmıştır.
Bilgilerini ve gereğini rica ederim.
Hayati YAZICI
Devlet Bakanı
EKLER:
1) Dilekçe Örnekleri (38 adet)
DAĞITIM:
Tüm Merkez ve Taşra Birimlerine
36/36