E-Bülten

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,63 TL
1 € = 3,94 TL
13193589 Ziyaretçi

Dava ve İcra Takipleri İle Bunlara Bağlı İş ve İşlemlerde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Genelge. (2012/1)

T.C.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

Hukuk Müşavirliği


Sayı         : B.21.0.HUK-10.06.01-2

Konu       : Dava ve İcra Takipleri ile Bunlara Bağlı İş ve İşlemlerde Uyulacak Usul ve Esaslar


G E N E L G E

(2012/1)


Dava ve İcra Takiplerine Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkındaki 2009/2 sayılı Genelgenin yürürlüğe girmesinden sonra, 3/6/2011 tarihli ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 8/6/2011 tarih ve 27958 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede, 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ile Özel Bütçeli Kamu İdarelerinde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu itibarla, yeni mevzuata uyum ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının taraf olduğu dava ve icra dosyalarının takibi ile bunlara bağlı iş ve işlemlerde uyulması gereken usul ve esaslar yeniden düzenlenmiştir.


1. TANIMLAR

Bu Genelgede geçen;

a) BAHUM: Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünü,

b) Bakan: Gümrük ve Ticaret Bakanını,

c) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını,

ç) Bölge müdürlüğü: Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünü,

d) Bölge müdürü: Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürünü,

e) Hukuk birimi: Merkezde Hukuk Müşavirliğini, taşrada bölge müdürlüklerinde hukuk işleri şubesini, bölge müdürlüğüne bağlı müdürlüklerde ve il müdürlüklerinde hukuk işleri servislerini,  hukuk işleri servisleri kurulmayan bölge müdürlüğüne bağlı müdürlükler ve il müdürlüklerinde dava takibi ile görevlendirilen servisleri,

f) Hukuk işleri servisi: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı taşra teşkilatı hukuk işleri servislerini,

g) Hukuk işleri şubesi: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı taşra teşkilatı hukuk işleri şubelerini,

ğ) I. Hukuk Müşaviri: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı I. Hukuk Müşavirini,

h) Hukuk müşavirleri: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı hukuk müşavirlerini,

ı) Hukuk Müşavirliği: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Hukuk Müşavirliğini,

i) İdare: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı merkez ve taşra birimlerini,

j) İl müdürlükleri: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı il müdürlüklerini,

k) İl müdürü: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı il müdürlerini,

l) Müsteşar: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarını,

m) Merkez birimi: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı merkez teşkilatı hizmet birimlerini,

n) Müdür: Gümrük müdürü, gümrük muhafaza kaçakçılık ve istihbarat müdürü ve tasfiye işletme müdürünü,

o) Taşra birimi: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrük ve Ticaret bölge müdürlükleri, gümrük müdürlükleri, gümrük muhafaza kaçakçılık ve istihbarat müdürlükleri, tasfiye işletme müdürlükleri ve il müdürlüklerini,

ö) Üst yönetici: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarını,

ifade eder.

2. GENEL HÜKÜMLER

2.1. Uyuşmazlıkların Sulh Yoluyla Halli

2.1.1. Adli Uyuşmazlıklar

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesine göre, Bakanlığımızca adli yargıda dava açılmasından veya icra takibine başlanmasından önce karşı tarafın sulhe davet edilmesi esastır.  Sulhe davette karşı tarafa ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz gün süre verilir.

Ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir.

Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir. Sulh başvurularının, sulh teklifinde bulunulmasından itibaren altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır.

Maddi ve hukuki nedenlerle kamu menfaati görülmesi halinde, "2.5. Adli Uyuşmazlıklarda Yetki Devri" bölümünde belirtilen yetkiler çerçevesinde asıl alacak ve fer'ilerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilebilir.

Sulh anlaşmalarına ilişkin tutanak ilam hükmündedir ve ilamların icrasına dair genel hükümlere göre infaz olunur. Ancak vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmış alacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz. Sulh anlaşması hükümleri yerine getirilmediği takdirde alacak muaccel olur ve sulhe konu edilen hak veya alacaklar, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanan faizi ile birlikte takip ve tahsil edilir.

Sulh halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.

Tarafların sulhe davet yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni süreler durur. Sulhun sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır, tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni süreler yeniden işlemeye başlar.

2.1.2. İdari Uyuşmazlıklar

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesine göre,  idari işlemler dolayısıyla haklarının ihlal edildiğini iddia edenler Bakanlığımıza başvurarak, uğramış oldukları zararın sulh yoluyla giderilmesini dava açma süresi içinde isteyebilirler. İdari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerce, idari dava açmadan önce 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan başvurular da sulh başvurusu olarak kabul edilir.

Sulh istemine ilişkin başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Başvuru sonuçlanmadan dava açılamaz.

Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır.

Sulh başvurusu, belli bir konuyu ve somut bir talebi içermiyorsa idari işlem veya idari eylemi tesis eden makam tarafından reddedilir. Reddedilmeyen başvurular, hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonuna gönderilir. Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonuna gönderilen başvurular 4/7/2012 tarih ve 28343 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuki Uyuşmazlık Değerlendirme Komisyonunun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde incelenir.

Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun inceleme sonunda hazırlayacağı rapor  "2.6. İdari Uyuşmazlıklarda Yetki Devri" bölümünde belirtilen yetkili mercilere sunulur. Bu mercilerin sulh başvurusunu kabul etmesi halinde başvuru sahibine, hazırlanan sulh tutanağının imzalanması için en az onbeş günlük süre verilir. Davet yazısında, belirtilen tarihte gelmesi veya yetkili temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulh tutanağını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının bulunduğu belirtilir.

Tazminat miktarı ve ödeme şekli üzerinde idare ve istemde bulunanın sulh olmaları halinde buna ilişkin bir tutanak düzenlenir ve taraflarca imzalanır. Bu tutanak ilam hükmündedir. Sulh olunan miktar idare bütçesinden ödenir. Vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmış alacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz.

Sulh tutanağının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hallerinde uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye verilir.

Sulh olunan konu ya da miktara ilişkin olarak dava yoluna başvurulamaz.

2.2. Davaların Açılması

Üst yönetici veya iş ve işlemle ilgili merkez veya taşra birim amiri tarafından talepte bulunulması halinde Bakanlık adına dava açılır veya icra takibinde bulunulur.

Dava açılması talebi ile birlikte davaya dair bilgi ve belgeler, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dikkat alınarak hukuk birimine gönderilir. Süresinde gönderilmeyen veya eksik ya da yanlış gönderilen bilgi ve belgeden kaynaklanan sorumluluk bunu gönderen merkez veya taşra birimine aittir.

Dava açma talebi üzerine hukuk birimince, maddi ve hukuki sebeplerle dava açılmasında kamu menfaati bulunmadığı yönünde görüş belirtilmesi halinde, "2.5. Adli Uyuşmazlıklarda Yetki Devri" ve "2.6. İdari Uyuşmazlıklarda Yetki Devri" bölümlerinde belirtilen yetkiler çerçevesinde dava açılmasından vazgeçilebilir.

Bakanlığa karşı açılan davaların takibine, dava takipleriyle görevli ve yetkili merkez veya taşra birimlerince doğrudan başlanır.

2.3. Adli Davalar ile İcra Dosyalarının Takibi

2.3.1. Hazine Avukatının Bulunduğu Yerler

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde, adli davalar ile icra dosyalarının Hazine avukatları tarafından takip edilmesi için hukuk birimince talepte bulunulur. Dava ve icra dosyalarına ilişkin gerekli bilgi ve belgeler ilgili merkez veya taşra birimi tarafından hak düşürücü sürelere riayet edilerek ivedilikle Hazine avukatına gönderilir.

2.3.2. Hazine Avukatının Bulunmadığı Yerler

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde, hazine avukatının bulunmadığı yerlerde, adli davalar ile icra takipleri:

a) Bölge müdürlüklerinde, ilgili bölge müdürlüğü,

b) Bölge müdürlüklerine bağlı müdürlüklerde, ilgili müdürlük,

c) İl müdürlüklerinde, ilgili il müdürlüğü,

tarafından takip edilir.

2.4. İdari Davaların Takibi

2.4.1. Merkez Birimleri

Bakanlık merkez birimlerince tesis edilen iş ve işlemler nedeniyle açılan idari davaların takibi Hukuk Müşavirliğince yürütülür. Dava konusu işlemi tesis eden veya eylemde bulunan birimler, dava konusu işlemle ilgili hukuki dayanakları ve görüşlerini, ilgili bilgi ve belgelerin onaylı suretleri ile birlikte dizi pusulasına bağlayarak Hukuk Müşavirliğine gönderirler.

640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdas edilen hukuk müşaviri ve avukat kadrolarına atama yapılıncaya kadar Bakanlık merkez birimlerince tesis edilen iş ve işlemler nedeniyle açılan idari davalar, dava konusu işlemi tesis eden veya eylemde bulunan merkez birimlerince takip edilir.

2.4.2. Taşra Birimleri

Bakanlık taşra birimlerince tesis edilen iş ve işlemler nedeniyle açılan idari davaların takibi; hukuk birimince yürütülür.

2.5. Adli Uyuşmazlıklarda Yetki Devri

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan Bakanlık ile gerçek veya tüzel kişiler arasında çıkan adli uyuşmazlıklarda; her türlü dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçilmesi, sulh yoluyla halli, davaları kabul veya davadan feragat etme, ceza uyuşmazlıklarında şikâyetten vazgeçme veya uzlaşma hususlarındaki yetki;

a) Tutara ilişkin olmayanlar ile 250.000 TL'ye kadar (250.000 TL dâhil) olan uyuşmazlıklarda; merkez teşkilatı tarafından takip edilen uyuşmazlıklarda ilgili merkez birim amirine, Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlükleri ile Bölge Müdürlüklerine bağlı Müdürlükler tarafından takip edilen uyuşmazlıklarda Bölge Müdürüne,

b) 250.000 TL'den 500.000 TL'ye kadar (500.000 TL dâhil) olan uyuşmazlıklarda; merkez teşkilatı, Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü ile Bölge Müdürlüklerine bağlı Müdürlükler tarafından takip edilenler uyuşmazlıklarda, merkez birim amirinin, Bölge Müdürünün veya Bölge Müdürlüğüne bağlı Müdürün teklifi üzerine I. Hukuk Müşavirine,

c) 500.000 TL'den 1.000.000 TL'ye kadar (1.000.000 TL dâhil) olan uyuşmazlıklarda; merkez teşkilatı, Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü ile Bölge Müdürlüklerine bağlı Müdürlükler tarafından takip edilenler uyuşmazlıklarda merkez birim amirinin, Bölge Müdürünün veya Bölge Müdürlüğüne bağlı Müdürün teklifi üzerine Hukuk Müşavirliğinin uygun görüşü alınarak Müsteşara,

ç) İllerde valilik onayına bağlanan iş ve işlemlerden kaynaklanan ve Bakanlığın hasım konumunda bulunduğu uyuşmazlıklarda, tutara ilişkin olmayanlar ile tutara bağlı uyuşmazlıklarda tutara bakılmaksızın Vali'ye, devredilmiştir.

Bu bölümde belirtilen tutarlar I. Hukuk Müşavirinin teklifi ve Müsteşarın onayı ile arttırılabilir.

2.6. İdari Uyuşmazlıklarda Yetki Devri

İdari uyuşmazlıkların sulhen halli ile idari davaların açılmasından, takibinden, davayı kabul ve feragatten, karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına başvurulmasından vazgeçilmesi hususlarında  "2.5. Adli Uyuşmazlıklarda Yetki Devri" bölümünde belirtilen esaslara ve tutarlara göre işlem yapılır.

2.7. Karar Düzeltme Kanun Yolundan Vazgeçme Yetkileri

Tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine olan kararlara karşı hukuki yarar görülmediği takdirde,

a) Merkez birimleri tarafından takip edilen her türlü davada, merkez birim amirinin teklifi ve I. Hukuk Müşavirinin onayı ile,

b) Bölge müdürlükleri tarafından takip edilen her türlü davada, hukuk biriminin teklifi ve bölge müdürünün onayı ile,

c) Bölge müdürlüklerine bağlı müdürlükler tarafından takip edilen her türlü davada, hukuk biriminin teklifi ve bölge müdürünün onayı ile,

ç) İl müdürlükleri tarafından takip edilen her türlü davada, il müdürünün teklifi ve Valinin onayı ile,

karar düzeltme yoluna başvurudan vazgeçilebilir.

2.8. Hukuk Bilgi Sistemi (HBS)

Merkez ve taşra birimleri tarafından takip edilen tüm davalara ilişkin bilgiler, Hukuk Bilgi Sistemine kaydedilir.

Hukuk Bilgi Sisteminin sürekliliğini sağlamak üzere, yetkili personelce kayıtların doğru ve zamanında yapılmasına özen gösterilir.


3. CEZA DAVALARI

3.1. Suç Duyurusunda Bulunulması

İdarece kaçakçılık fiillerinin tespiti halinde; kaçakçılık fiiline ilişkin bilgi ve belgeler Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek suç duyurusunda bulunulur ve suç duyurusunda kaçak eşyanın cinsi, nev'i ve miktarı bildirilir. 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin 8, 9, 10, 11, 13 ve 16 ncı fıkralarında yer alan kaçakçılık fiillerine ilişkin olaylarda ayrıca eşyanın gümrüklenmiş değeri, 15 inci fıkrasında yer alan kaçakçılık fiiline ilişkin olaylarda ise eşyanın gümrük vergileri de bildirilir.

İdarece kaçakçılık fiilleri dışında suç teşkil eden bir fiil tespit edildiğinde de, fiile ilişkin bilgi ve belgeler Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek suç duyurusunda bulunulur.

3.2. Soruşturma Evresi

İdarece yapılacak ihbar veya şikayet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılmakta ve soruşturma sonucuna göre kamu davasının açılmasına veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmektedir.

3.2.1. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilmesi

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172 nci maddesine göre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın idareye tebliğ edilmesi halinde, anılan Kanunun 173 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanlığına itiraz edilir.(EK 1)

İtirazın reddedilmesi halinde; dosya işlemden kaldırılır. Olay hakkında yeni delillerin elde edilmesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunulur. Ancak; 5271 sayılı Kanunun 173/6 ncı maddesine göre itirazın reddedilmesi halinde, Cumhuriyet Savcısının yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesi başkanının bu hususta karar vermesine bağlıdır.

İtirazın kabul edilmesi halinde, kamu davasının açılmasına karar verilmektedir.

Cumhuriyet Başsavcılığının, cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullanarak 5271 sayılı Kanunun 171 inci maddesine göre verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara ise 173 üncü maddenin beşinci fıkrasının amir hükmü nedeniyle itiraz edilememektedir.

3.2.2. Kamu Davasının Açılması

5607 sayılı Kanunun 18 inci maddesine göre; bu Kanunda tanımlanan suçlar nedeniyle açılan davalarda mahkeme iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine gönderir ve başvurusu üzerine gümrük idaresi katılan olarak kabul edilir. Bu nedenle, iddianamenin tebliği üzerine ilgili gümrük idaresince, davaya katılma dilekçesi verilir. (EK 2)

Kaçakçılık filleri dışında idareyi ilgilendiren diğer ceza davalarında da, iddianame ve duruşma davetiyesi idareye tebliğ edildiğinde veya açılmış olan davadan haberdar olunduğunda, davaya katılma dilekçesi verilir ve mahkemece idarenin katılan olarak kabul edilmesine karar verilmesi istenilir. (EK 3)

3.3. Kovuşturma Evresi

3.3.1. Görevsizlik-Yetkisizlik Kararlarına İtiraz

5271 sayılı Kanunun 5 ve 18 inci maddelerinde görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının itiraza tabi olduğu düzenlenmiştir. Bir üst mahkemenin görev alanına girdiği gerekçesiyle verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına itiraz edilmesine gerek bulunmamaktadır. Bunun dışındaki görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına karşı "3.3.4.1. İtiraz" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda itiraz edilir.

5271 sayılı Kanunun 223/10 maddesinde yer alan; "Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır." hükmü gereğince; başka bir yargı yolu öngören veya idareyi yetkili kılan görevsizlik kararının yasaya aykırı olduğu düşünülüyorsa karar "3.3.4.2.Temyiz" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda temyiz edilir.

31/3/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. 5607 sayılı Kanunun 17 nci maddesi gereğince idari para cezası vermeye yetkili merci Cumhuriyet Savcısı olarak belirlenmiştir. Görev ve yetkiye ilişkin kurallar kamu düzenini ilgilendirdiğinden görev ve yetki ile ilgili değişikliklerin kanunun yürürlüğe girdiği tarihte derhal uygulanması esastır. Gümrük komisyonlarına idari para cezası verme yetkisi tanıyan 4926 sayılı Kanunun yürürlükten kalkması ve 5607 sayılı Kanunda yetkili merci olarak Cumhuriyet Savcılarının belirlenmesi nedeniyle 31/3/2007 tarihinden itibaren Gümrük Komisyonları yürürlükten kalkmış ve idari para cezası verme yetkileri de kalmamış bulunmaktadır.

Bu nedenle, mahkemece fiilin 4926 sayılı Kanun zamanında işlenmiş olması ve gümrük komisyonlarının yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi halinde karar yukarıda belirtilen gerekçelerle "3.3.4.2.Temyiz" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda temyiz edilir.

3.3.2. Bilirkişinin Reddi

Mahkemece, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi atanabilir. Bilirkişinin adı ve soyadı engel sebepler olmadığı takdirde katılan idareye de bildirilir.

Adı ve soyadı idareye bildirilen bilirkişi,

a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,

b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,

c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,

d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlat edinme bağlantısı varsa,

e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,

f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,

g) Aynı davada Cumhuriyet Savcılığı, adli kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,

h) Aynı davada tanık sıfatıyla dinlenmişse,

ı) Aynı davada hakim olarak görev yapmışsa,

İdarece, 5271 sayılı Kanunun 69 uncu maddesi uyarınca davanın görüldüğü mahkemeye bilirkişinin reddi talebinde bulunulur. Dilekçede red sebepleri de açıkça bildirilir. (EK 4)

3.3.3. Bilirkişi Raporuna İtiraz

Bilirkişi raporları katılan idareye de tebliğ edilir ve 5271 sayılı Kanunun 67/5 maddesi uyarınca, mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazların ve taleplerin bildirilmesi için süre verilir. Mahkemece belirlenen süre içerisinde bilirkişi raporu incelenerek, rapora ilişkin itirazlar ve gerekirse yeni bilirkişi incelemesi yaptırılması talebi mahkemeye bildirilir. (EK 5)

3.3.4. Kanun Yolları

Tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine neticelenen davalarda, kanun yolu açık olan kararlar için kanun yollarına gidilmesi zorunludur.

23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesi gereğince, bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326 ncı maddeleri uygulanır.

3.3.4.1. İtiraz

5271 sayılı Kanunun 267 nci maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" hükmü bulunmaktadır.

İtiraz edilecek kararın mahkemede idare temsilcisinin yüzüne karşı okunduğu (tefhim), yüze karşı okunmamışsa kararın idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde kararı veren mahkemeye itiraz edilir. (EK 6)

Mahkeme itirazı yerinde görürse, vermiş olduğu kararı düzeltir, yerinde bulmuyorsa üç gün içinde itirazı esas bakımından incelemeye yetkili olan ve 5271 sayılı Kanunun 268/3 maddesinde belirtilen mercie gönderir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz. Ancak kararı veren mahkeme veya itirazı incelemeye yetkili merci, karar hakkında kesin sonuç çıkıncaya kadar kararın geri bırakılmasına karar verebilir.

3.3.4.2. Temyiz


1412 sayılı Kanunun 305 inci maddesine göre; ikibin liraya kadar (ikibin lira dahil) para cezalarına dair olan hükümler, yukarı sınırı onbin lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri ile kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler temyiz edilemez. Ancak Anayasa Mahkemesinin 23/7/2009 T. 2006/65 E. 2009/114 K. tarihli kararı gereğince kararın yürürlük tarihi olan 7/10/2010 tarihi itibariyle ceza usul hukukunda temyize ilişkin parasal sınır yürürlükten kalkmıştır.


Mahkemenin esas hakkında verdiği kararlara karşı, kararın idare temsilcisinin yüzüne karşı okunduğu (tefhim), yüze karşı okunmamışsa kararın idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren bir hafta içinde temyiz başvurusu yapılır. (EK 7) Kararın gerekçesi ayrıca tebliğ edileceğinden, idareye gerekçeli kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde ek bir dilekçe ile temyiz nedenleri belirtilir. (EK 8)


Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller. Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmeden infaz edilemez. Bu nedenle, kararda aksine bir hüküm bulunmadığı sürece, eşya ile ilgili olarak verilen kararların uygulanması için kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmektedir.


3.3.4.3. Karar Düzeltme


1412 sayılı Kanunun 322 nci maddesinin son fıkrasına göre; karar düzeltilmesini istemek yetkisi Cumhuriyet Başsavcısına ait olduğundan temyiz üzerine Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen kararın tebliğinden itibaren kararı veren mahkemenin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Savcısına karar düzeltme talebinde bulunulur.  (EK 9) Cumhuriyet Savcısı, ilgililerin başvurusu üzerine, düşüncesiyle birlikte evrakı gereği takdir edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Ancak bu durum infazın geri bırakılmasını gerektirmez. Cumhuriyet Başsavcısı durumu inceleyip düzeltme talebini uygun gördüğü takdirde infazın geri bırakılmasını derhal mahalline bildirir ve ondan sonra gereğini yapar. Karar düzeltme talebi reddedilirse bir daha karar düzeltme talebinde bulunulamaz.


3.3.4.4. Yargılamanın Yenilenmesi


Ceza mahkemesi kararlarının kesinleşmesinden sonra; duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa veya hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise ya da sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa kararı veren mahkemeye başvurularak yargılamanın yenilenmesi talep edilir. (EK 10) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinde yer alan dava zamanaşımı süresi içinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir.


Mahkeme yargılamanın yenilenmesi talebini reddederse, karara "3.3.4.1.İtiraz" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda itiraz edilir.


Mahkeme yargılamanın yenilenmesi talebini kabul ederse, delil toplama işleminden başlayarak yeniden yargılama yapılır ve yeni bir karar verilir. Bu karar tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine ise,  "3.3.4.2. Temyiz" başlığındaki açıklamalara göre işlem yapılır.


3.4. Müsadere


5271 sayılı Kanunun 256 ncı maddesine göre, müsadere kararı verilmesi gereken hallerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esas kararda eşya ile ilgili bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet Savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.


Bu hüküm gereğince, müsadere edilmesi gereken eşya ve taşıtlar için bir karar verilmemiş ise mahkemeye başvurularak müsadere kararı verilmesi talep edilir. (EK 11) Mahkemece duruşma yapılmasına karar verilirse, duruşmada idare temsilcisinin bulunması sağlanır, mahkeme eşyaların iadesine karar verirse, karar "3.3.4.2.Temyiz" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda temyiz edilir.


3.5. Para Cezalarının Tahsilâtı


Mülga 4926 sayılı Kanunun gümrük idarelerine para cezalarına ilişkin ilamları takip ve tahsil etme yetkisi veren 28 inci maddesine paralel özel bir düzenleme 5607 sayılı Kanunda yer almamıştır. Bu nedenle, 5607 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 31/3/2007 tarihinden itibaren gümrük idarelerinin para cezalarına ilişkin ilamları takip ve tahsil etme yetkisi kalmamıştır.


5607 sayılı Kanun uyarınca mahkemelerce verilen adli para cezalarının tahsil işlemleri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesi hükmüne göre Cumhuriyet Savcılarınca yürütülür.


5607 sayılı Kanunun 17 nci maddesi hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcıları tarafından verilen idari para cezaları ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğince Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil daireleri tarafından tahsil edilir.


4. HUKUK DAVALARI

4.1. Davanın Takibi


Bakanlıkça açılan (EK 12) ve Bakanlık aleyhine açılan davaların takibinde 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine ve aşağıda belirlenen usul ve esaslara uyulması gerekmektedir:


-Cevap dilekçesi 6100 sayılı Kanunun 127 nci maddesi uyarınca iki hafta içinde verilir, (EK 13) cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran idareye, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir.


-Cevap dilekçesinde dava konusu hakkında ayrıntılı savunma yapılır.


-6100 sayılı Kanunun 136 ncı maddesi uyarınca davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir.


-Duruşmaların geçerli bir mazeret bulunmadığı sürece takibi sağlanır. Duruşmaya mazeret nedeniyle katılınmıyorsa, mahkemeye duruşmadan önce mazeret dilekçesi verilir.


-Mahkemenin ara kararlarının gerekleri süresinde yerine getirilir.


-Mahkemelerce verilen sürelere uyulur.


4.2. Bilirkişi ve Bilirkişi Raporuna İtiraz


6100 sayılı Kanunun 272 nci maddesine göre, bilirkişilerin ret sebepleri,  bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması hali dışında, hâkimler hakkındaki ret sebepleridir. Buna göre, bilirkişinin; davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması, davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması veya tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli sebeplerin bulunması halinde bilirkişinin seçildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir hafta içinde bilirkişinin reddi talep edilir. (EK 14)


Bilirkişi raporları idareye tebliğ edildiğinde bilirkişi raporu incelenerek itirazlar ile gerekirse yeni bilirkişi incelemesi yaptırılması talebi, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkemeye bildirilir. (EK 15)


4.3. Kanun Yolları


Tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine neticelenen davalarda, kanun yolu açık olan kararlar için kanun yollarına gidilmesi zorunludur.


6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesine göre; bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.


4.3.1. Temyiz


1086 sayılı Kanunun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427/2 maddesine göre (21.07.2004-31.12.2005) dönemi için miktar veya değeri  "1.000.000.000" TL'yi (o tarihte geçerli eski para birimine göre ) geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihaî kararlar kesindir ve temyiz edilemez. Ancak bu parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır. [Bkz. 4.5.4. Temyiz Sınırı (HUMK m. 427)]


Davanın idare aleyhine sonuçlanması halinde; Asliye Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı kararın tebliğinden itibaren 15 (onbeş) gün içinde, Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 8 (sekiz) gün içinde, İş Mahkemeleri kararlarına karşı karar yüze karşı okunmuşsa tefhim, yoksa tebliğ tarihinden itibaren 8 (sekiz) gün içinde karar temyiz edilir. (EK 16)


İcra Mahkemesi kararlarına karşı,  karar yüze karşı okunmuşsa tefhim, yoksa tebliğ tarihinden itibaren 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 363 üncü maddesi gereğince 10 (on) gün içinde karar temyiz edilir, bu kararlara karşı karar düzeltme süresi de 10 (on) gündür.


Temyiz dilekçesinde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde sayılan sebeplerle, davaya ilişkin diğer sebepler belirtilir, dava konusu para alacağı ise İcra ve İflas Kanunun 36 ncı maddesine göre icranın geri bırakılması isteminde bulunulur.


Karar, karşı tarafça temyiz edilmiş ise, temyiz dilekçesinin idareye tebliğ gününden başlayarak on gün içinde cevap dilekçesi verilebilir. Temyiz dilekçesinde yeni bir husus ileri sürülmemiş ise, cevap verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, temyiz dilekçesinde yeni iddialar ileri sürülmüşse veya kısmen idare aleyhine verilmiş bir kararda temyiz süresi kaçırılmış ise cevap dilekçesinde karara ilişkin itirazlar bildirilerek temyiz talebinde bulunulur. (EK 17) Karşı temyizin varlığı açıkça dilekçe başlığında belirtilmelidir.


4.3.2. Kanun Yararına Temyiz


1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi hükmü uyarınca kesin olarak verilen hükümlerle niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden ve Yargıtayca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükümler, Adalet Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.


Temyiz isteği Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, hüküm kanun yararına bozulur. Bu bozma hükmün hukuki sonuçlarını kaldırmaz. Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmi Gazetede yayınlanır.


4.3.3. Karar Düzeltme


Temyiz dilekçesi ve -kanuni süre içinde verilmiş olması şartıyla- karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması, Yargıtay kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması, Yargıtay incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile veya sahteliğin ortaya çıkması veya Yargıtay kararının usul ve kanuna aykırı bulunması hallerinde, Yargıtay Hukuk Dairesi kararının tebliğinden itibaren on beş gün (İcra Mahkemesi kararlarında 10 (on) gün) içinde karar düzeltme talebinde bulunulur. (EK 18)


Karar düzeltme talebini içeren dilekçede, 1086 sayılı Kanunun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 440 ıncı maddesinde sayılan sebeplerle, davaya ilişkin diğer sebepler belirtilir.


Aşağıda belirtilen kararlar aleyhine karar düzeltme yoluna gidilemez:


- Miktar veya değeri "altıbin" liradan az olan davalara ait hükümlerin onanması veya bozulmasına ilişkin kararlar, [Bu parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır. [Bkz. 4.5.6. Karar Düzeltme Sınırı (HUMK m. 440)]


- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 8 inci maddesinde gösterilen davalara ait hükümlerin onanmasına veya bozulmasına ilişkin kararlar (8 inci maddenin II numaralı fıkrasının 6 no.lu bendindeki davalar, bu fıkranın (1) numaralı bendindeki hüküm saklı kalmak koşuluyla; kira sözleşmesine dayanan tahliye ve akdin feshi davaları ile bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davalar ve Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan davalar hariç),


- Görevsizlik, yetkisizlik, hâkimin reddi, dava veya karşılık davanın açılmamış sayılması, davaların birleştirilmesi ve merci belirtilmesi kararları,


- Hakemlerin verdiği hükümlerin ve tahkim hükümlerine göre mahkemece verilecek kararların onanmasına veya bozulmasına ilişkin kararlar.


4.3.4. Yargılamanın İadesi


6100 sayılı Kanunun 374 üncü maddesine göre kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümler hakkında;  377 nci maddede belirtilen süreler içinde yargılamanın iadesi talep edilebilir. ( EK 19) Yargılamanın iadesi talebi üzerine ilk kararı veren mahkeme, talebin reddine veya davanın yeniden görülmesine karar verir.


Mahkeme yargılamanın iadesi talebini reddederse, karara "4.3. Kanun Yolları" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılır.


Mahkeme yargılamanın iadesi talebini kabul ederse, delil toplama işleminden başlayarak yeniden yargılama yapılır ve yeni bir karar verilir. Bu karar, tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine ise, "4.3. Kanun Yolları" başlığındaki açıklamalara göre işlem yapılır.


4.4. Hükümlerin Açıklanması (Tavzihi)


6100 sayılı Kanunun 305 inci maddesi uyarınca, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri kararı veren mahkemeye bir dilekçe vererek hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.


4.5. Parasal Sınırların Belirlenmesi


1086 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesine göre; görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay'da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu uygulama nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez.


Aşağıdaki listede, 1086 sayılı Kanunda yer alan maddelere göre parasal sınırlar yıllar itibariyle verilmektedir. Dava takip edilirken bu sınırlara dikkat edilerek işlem yapılır.


4.5.1. Sulh/Asliye Hukuk Görev Sınırı (1086 sayılı Kanun md. 8/I)


21/7/2004-31/12/2005     : 5.000,00 YTL

2006                    : 5.490,00 YTL

2007                    : 5.910,00 YTL

2008                    : 6.330,00 YTL

2009                    : 7.080,00 TL

2010                    : 7.230,00 TL

2011                    : 7.780,00 TL (01.01.2011-30.09.2011)

1/10/2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun ile göreve ilişkin parasal sınır uygulaması yürürlükten kaldırılmıştır.


4.5.2. Senetle İspat Sınırı (1086 sayılı Kanun md. 288)


21/7/2004-31/12/2005     : 400,00 YTL

2006                    : 430,00 YTL

2007                    : 460,00 YTL

2008                    : 490,00 YTL

2009                    : 540,00 TL

2010                    : 550,00 TL

2011                    : 590,00 TL (01.01.2011-30.09.2011)

1/10/2011            : 2.500,00 TL (6100/md. 200)


4.5.3. Tanıkla İspat Sınırı (1086 sayılı Kanun md. 290)


21/7/2004-31/12/2005     : 400,00 YTL

2006                    : 430,00 YTL

2007                    : 460,00 YTL

2008                    : 490,00 YTL

2009                    : 540,00 TL

2010                    : 550,00 TL

2011                    : 590,00 TL (01.01.2011-30.09.2011)

1/10/2011            : 2.500,00 TL (6100/md. 201)


4.5.4. Temyiz Sınırı (1086 sayılı Kanun md. 427)


21/7/2004-31/12/2005     : 1000,00 YTL

2006                    : 1090,00 YTL

2007                    : 1.170,00 YTL

2008                    : 1.250,00 YTL

2009                    : 1.400,00 TL

2010                    : 1.430,00 TL

2011                    : 1.540,00 TL

2012                    : 1.690,00 TL


4.5.5. Temyizde Duruşma Sınırı (1086 sayılı Kanun md. 438)


21/7/2004-31/12/2005     : 10.000,00 YTL

2006                    : 10.980,00 YTL

2007                    : 11.830,00 YTL

2008                    : 12.680,00 YTL

2009                    : 14.200,00 TL

2010                    : 14.510,00 TL

2011                    : 15.620,00 TL

2012                    : 17.220,00 TL


4.5.6. Karar Düzeltme Sınırı (1086 sayılı Kanun md. 440)


21/7/2004-31/12/2005     : 6.000,00 YTL

2006                    : 6.580,00 YTL

2007                    : 7.090,00 YTL

2008                    : 7.600,00 YTL

2009                    : 8.510,00 TL

2010                    : 8.690,00 TL

2011                    : 9.350,00 TL

2012                    : 10.300,00 TL


5. İDARİ DAVALAR

5.1. Davanın Takibi


İdari davaların takibinde 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı Kanun hükümlerine ve aşağıda belirlenen usul ve esaslara uyulması gerekmektedir.


5.1.1. Tebligat Aşaması


Dava, doğrudan doğruya taşra birimine karşı açılabileceği gibi  Bakanlık hasım gösterilerek de açılmış olabilir.


Dava dilekçesi, yargı kararları ve benzeri evrak, dava konusu işlemi tesis eden veya eylemde bulunan taşra birimine tebliğ edilmiş ise, öncelikle tebliğ zarfının üzerine tebliğ tarihi yazılır. Evrak Bakanlığa tebliğ edilmiş ise ilgili merkez birimi, yine zarfın üzerine tebliğ tarihini yazarak derhal ilgili birime intikal ettirir. Bu durumda tebliğ tarihi, Bakanlığın tebellüğ ettiği tarih olacağından, dava dilekçesinin idareye geldiği tarih değil, Bakanlıkça zarfın üzerine yazılmış olan tarih tebliğ tarihi olacaktır.


Süresi geçirildikten sonra savunma, savunmaya cevap, temyiz, itiraz ve karar düzeltme talebinde bulunulması halinde hak kaybı ve/veya kamu (hazine) zararı sözkonusu olabileceğinden yasal sürelere riayet edilir.


5.1.2. Sürelerin Hesaplanması


Süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Tatil günleri sürelere dâhildir. 2577 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün mesai bitimine kadar uzar.


2577 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin birinci fıkrasına göre çalışmaya ara verme (adli tatil) süresi 20 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasıdır. Sürenin son gününün çalışmaya ara verme zamanına (adli tatile) rastlaması halinde süre, çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün daha uzar.


Ancak, 2577 sayılı Kanunun 62 nci maddesine göre, yürütmenin durdurulmasına itiraz ile ara kararının gereğinin yerine getirilmesi işlemlerine ilişkin sürelerin ara verme zamanına rastlaması halinde yedi gün süre uzatımı uygulanmaz.


5.1.3. Cevap Dilekçesi (1. Savunma)


Cevap dilekçesi verme süresi, dava dilekçesinin tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gündür. Ancak, yürütmenin durdurulması istemli davalarda mahkemece cevap süresi kısaltılabilir. Davaya verilecek cevabın haklı nedenlerle süresinde verilemeyeceğinin anlaşılması halinde bir defaya mahsus olmak üzere cevap süresinin uzatılması, yine cevap süresi içinde Mahkemesinden talep edilebilir. (EK 20) Temyize ve itiraza cevap aşamasında, cevap süresinin uzatılması talep edilemez.


Cevap dilekçesi, tebliğ zarfının üzerinde yazılı mahkemeye hitaben yazılır ve dilekçe ekleriyle birlikte davacı sayısından bir adet fazla nüsha olarak Mahkemeye verilir. (EK 21)


Taşra birimi, davanın açılmış olduğu mahkemenin bulunduğu yerden başka bir il veya ilçede ise, cevap dilekçesi; taşra biriminin bulunduğu yerdeki vergi veya idare mahkemesi, bunlardan yalnızca birinin bulunması halinde bu mahkeme, vergi veya idare mahkemeleri bulunmuyorsa Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla gönderilir.


Davanın duruşmalı olarak görülmesinin yararlı olacağının düşünülmesi halinde, cevap dilekçesinin sağ üst köşesine "Duruşma İstemlidir" ibaresi yazılır, ayrıca "Sonuç ve İstem" kısmında duruşma talebinin olduğu belirtilir.


Cevap dilekçesinde, önce usule ilişkin itirazlar bildirilir, daha sonra davanın esasına ilişkin cevaplar yazılır.


5.1.4. Yürütmenin Durdurulması


İdari mahkemelerde dava açılması dava konusu idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ancak, idari işlemin uygulanması halinde "telafisi güç veya imkansız zararların doğması" ve idari işlemin "açıkça hukuka aykırı olması" şartlarının "birlikte" gerçekleşmesi halinde gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Yürütmenin durdurulması, davanın her safhasında istenilebilir. Ancak, aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.


Vergi mahkemelerinde dava açılması halinde, 2577 sayılı Kanunun 27/3 maddesine göre dava konusu işlemin yürütülmesi kendiliğinden duracağından tahsil aşamasına geçilemeyecektir.


6183 sayılı Kanun'a göre düzenlenen ödeme emirlerine karşı vergi mahkemelerinde dava açılmış olması dava konusu ödeme emrinin yürütülmesini durdurmaz.


Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı;


-Danıştay Dava Dairelerince verilmiş ise, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına,


-İdare veya Vergi Mahkemeleri tarafından verilmiş ise, Bölge İdare Mahkemesine,


-Adli tatil süresinde, İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı en yakın Nöbetçi Vergi Mahkemesine veya kararı veren hâkimin katılmadığı Nöbetçi Mahkemeye kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilir. (EK 22)


İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir, bu tür kararlara karşı itiraz/temyiz yoluna başvurulamaz.


Dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talep edilmiş ve idarenin cevabından sonra bu konuda karar verilecek ise yürütmeyi durdurma talebinin yerinde olmadığı cevap dilekçesinde belirtilerek reddi istenir.


İdarenin savunması alınıncaya kadar verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararları hakkında idarenin savunması alındıktan sonra yeni bir karar verileceğinden, idarece öncelikle savunma verilir ve yeni karara karşı itiraz edilir.


İtiraz/temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilmiş olan kararlara karşı itiraz edilemez.


Vergi ve ceza tahakkukuna karşı açılan davalarda, 2577 sayılı Kanunun 27/3 maddesine göre dava konusu işlemin yürütülmesi kendiliğinden duracağından tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine olan kararlara karşı itiraz/temyiz yoluna başvurulurken yürütmenin durdurulması talep edilmez.


5.1.5. Cevaba Cevap Dilekçesi (2. Savunma)


İdarenin savunması (cevap) ilgili mahkeme tarafından davacıya tebliğ edilir. Davacı buna karşı, ikinci bir dilekçe verebilir. Davacının ikinci dilekçesinin ilgili mahkemece gönderilmesi halinde; alınan bu dilekçe, cevaplandırılması gereken husus bulunup bulunmadığı yönüyle incelenir ve hazırlanan cevap yazısı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içerisinde ilgili mahkemeye gönderilir. (EK 23)


İdarenin verdiği cevaba karşı davacı tarafından verilen ikinci dilekçede yeni bir iddiada bulunulmuşsa, cevaba cevap dilekçesinde bu iddialara yönelik savunmamız bildirilir, ilk cevap dilekçesinde belirtilen hususların tekrarlanmamasına dikkat edilir. Cevaba cevap dilekçesi verildikten sonra dava ile ilgili yeni bir maddi veya hukuki durumun ortaya çıkması halinde, nihai karar verilinceye kadar ek beyan dilekçesi ile bu hususlar mahkemeye bildirilebilir. (EK 24)


5.1.6. Ara Kararları Üzerine Yapılacak İşlemler


Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilginin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu kararların süresi içerisinde yerine getirilmesi zorunludur.


Ara kararla istenilen bilgi ve belgelerin verilen süre içerisinde karşılanmasının mümkün olmaması halinde, 2577 sayılı Kanunun 20 nci maddesi gereğince ek süre talep edilebilir. (EK 25) Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.


Ara kararı ile talep edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu tespit edilerek, istenilen bu bilgi ve belgeler süresi içerisinde ilgili mahkemeye gönderilir.


5.1.7. Bilirkişi ve Bilirkişi Raporuna İtiraz


2577 sayılı Kanunun 31 inci maddesine göre, Kanunda hüküm bulunmayan hallerde bilirkişi ile ilgili hususlarda 1086 sayılı Kanun uygulanır.


Bu nedenle bilirkişiye ve bilirkişi raporuna itiraz edilmesi gereken hallerde "4.2. Bilirkişi ve Bilirkişi Raporuna İtiraz" bölümündeki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılır.


5.1.8. Duruşma


Davanın duruşmalı olarak görülmesinin istenilmesi halinde, duruşma talebinin dava dilekçesi veya cevap ve savunma dilekçelerinde belirtilmesi gerekir. Miktar ve değeri 2577 sayılı Kanunun 17 nci maddesine göre 1.000,00 (Bin)TL'yi aşmayan vergi ve tam yargı davalarında duruşma istenilemez. Maddedeki parasal sınırlar, 8/6/2000 tarihli ve 4577 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile değiştirilen Ek 1 inci madde hükmü uyarınca, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Ancak, Danıştay ve mahkemeler, re'sen duruşma yapılmasına karar verebilirler. Yıllara göre parasal sınırlar aşağıda belirtilmektedir.


Parasal Sınırlar :


2005                    : 5.390,00 YTL

2006                    : 5.910,00 YTL

2007                    : 6.370,00 YTL

2008                    : 6.820,00 YTL

2009                    : 7.630,00 TL

2010                    : 7.790,00 TL

2011                    : 8.380,00 TL

2012                    : 9.230,00 TL

5/7/2012              : 25.000,00 TL


Ödeme emrinin iptaline ilişkin davalarda, parasal sınıra bakılmaksızın duruşma istenebilir.


Vergi ve idare mahkemelerindeki davalar ile Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda taraflarca yapılacak duruşma taleplerinin yerine getirilmesi zorunludur. Talebe rağmen duruşma yapılmaması, itiraz veya temyiz incelemesinde bozma sebebidir.


Davanın duruşmalı olarak görülmesine karar verilmesi ve duruşma davetiyesinin tebliğ edilmesi halinde,


Ankara İdare Mahkemeleri ve Danıştay nezdinde yapılacak duruşmalarda; duruşma davetiyesi ve işlem dosyası ivedilikle Hukuk Müşavirliğine gönderilir.


5.1.9. Karar


Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın tebellüğ tarihinden başlayarak otuz günü geçemez.


Kararın temyiz edilmesi, kararın uygulanmasına engel değildir. Bunun için mahkemeden yürütmenin durdurulması kararı alınması gerekmektedir. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar kesinleştikten sonra uygulanabilir.


Tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir miktarı içerenler genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.


Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra, vergi, resim, harçlar v.b. mali yükümlülükler ile zam ve cezaların miktarı bu kararlara göre tespit edilerek, ilgili idarece mükellefe bildirilir.


Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.


Mahkeme kararlarının gereğinin otuz gün içerisinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgili İdare aleyhine dava açılabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir.


Tazminat ve vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödenir (2577 sayılı Kanun md. 28).


5.2. Kanun Yolları


Tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine neticelenen davalarda, kanun yolu açık olan kararlar için kanun yollarına gidilmesi zorunludur.


5.2.1. İtiraz/Temyiz

5.2.1.1.  İdare Aleyhine Kararlar


İdare işlem aleyhine  yargıya başvurulması ve yargı tarafından bu başvurularının yerinde görülerek istemlerinin tamamen veya kısmen kabulüne karar verilmesi halinde; İdare ve Vergi Mahkemelerinin tek hâkimli olarak verdiği nihai kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki Bölge İdare Mahkemesi nezdinde otuz gün içinde itiraz; (EK 26) Danıştay Dava Daireleri ile İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, Danıştay nezdinde tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde temyiz yoluna başvurulur (EK 27) (2577 sayılı Kanun md. 45 ve 46).


Kararlar itiraz/temyiz edilirken öncelikle yürütmenin durdurulması talep edilir. Ancak, vergi ve ceza tahakkukuna karşı açılan davalarda, 2577 sayılı Kanunun 27/3 maddesine göre dava konusu işlemin yürütülmesi kendiliğinden duracağından tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine olan kararlara karşı itiraz/temyiz yoluna başvurulurken yürütmenin durdurulması talep edilmez.


Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren mahkeme veya Danıştay daire başkanı tarafından verilecek onbeş günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz eden birime yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme veya ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde de kararı veren mahkeme veya ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi, temyiz isteminin reddine karar verir.


Mahkemenin veya Danıştay dairesinin temyiz isteminin süresi içinde yapılmamış olması nedeniyle verdiği temyiz isteminin reddi kararları ile gerekli harç ve giderlerin ödenmemesi nedeniyle verdiği temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin kararlarına ve dilekçenin 2577 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine uygun olarak düzenlenmemiş olması nedeniyle temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir (2577 sayılı Kanun md. 48).


Temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması; mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay Dava Dairesi, Danıştay İdari/Vergi Dava Daireleri Kurulu veya itirazı incelemeye yetkili Bölge İdare Mahkemesince karar verilebilir.


İtiraz/temyiz aşamasında, yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilmiş olan kararlara karşı itiraz edilemez.


Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.


Nevi ve miktarı itibariyle önemli görülen davalar ile seri davalarda bir dosya üzerinden duruşma istenilmelidir. Danıştay'da temyizen görülen davalarda temyiz talebinin Bakanlık veya karşı tarafça yapılmış olması ayrımı yapılmaksızın duruşma davetiyesi alındığında dosyası ile birlikte derhal Hukuk Müşavirliğine gönderilir.


2577 sayılı Kanunun 48/3 maddesine göre; karar süresinde temyiz edilmemiş olsa bile, karşı tarafın temyiz dilekçesine verilen cevap dilekçesinde temyiz isteminde bulunulabilir.


5.2.1.2. İdare Lehine Kararlar


Mahkemelerce idare aleyhine açılan davanın reddedilmesi ve karara karşı itiraz/temyiz yoluna başvurulması halinde, dilekçenin tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde cevap dilekçesi hazırlanarak ilgili yargı merciine intikal ettirilir. (EK 28-29)


Karşı tarafça temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması, idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ancak itiraz veya temyiz merciince yürütmenin durdurulması kararı verildiği takdirde, işlemin yürütülmesi durdurulur. İtiraz/temyiz aşamasında verilen yürütmenin durdurulması kararlarına karşı itiraz edilemez.


5.2.2. İtiraz ve Temyiz Mercilerince Verilen Kararlar

5.2.2.1. Onama Kararı


İtiraz/temyiz mercilerince, idarenin aleyhine veya kısmen aleyhine verilmiş olan mahkeme kararının onanmasına karar verildiği takdirde karar düzeltme yoluna gidilir. Mahkeme kararı idarenin lehine ise, davacının karar düzeltme yoluna başvurması halinde, bu dilekçeye süresi içinde cevap verilir.


5.2.2.2. Bozma Kararı


İtiraz/temyiz mercilerince, idarenin lehine verilmiş olan mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği takdirde karar düzeltme yoluna gidilir.


İtiraz/temyiz mercilerince, mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği takdirde; mahkeme bozma kararına uyabilir veya eski kararında ısrar edebilir.


Bozma üzerine yeniden yapılacak yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince verilen karar idarenin kısmen veya tamamen aleyhine ise, bu karara karşı yukarıda "5.2.1. İtiraz/Temyiz" bölümünde belirtilen şekilde işlem yapılır. Mahkeme bozma kararına rağmen eski kararında ısrar ederse, bu karara karşı yapılacak temyiz istemi Danıştay Dava Daireleri Kurullarınca incelenerek karara bağlanır. İlk derece mahkemesince bu karara uyulması zorunludur.


5.3. Karar Düzeltme


Danıştay Dava Daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile Bölge İdare Mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde taraflarca kararın verildiği merciden; kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması veya hükmün esasını etkileyen belgelerle hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir. (EK 30-31)


Davacı tarafından karar tashihi (düzeltilmesi) yoluna başvurulması halinde, bu dilekçelere karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde cevap dilekçesi hazırlanarak ilgili yargı merciine intikal ettirilir. Karar düzeltme talebi üzerine verilen karar kesindir. (EK 32-33)


Karar düzeltme yoluna başvurulmuş olması idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ancak karar düzeltme merciince yürütmenin durdurulmasına karar verildiği takdirde, işlemin yürütülmesi durdurulur. Danıştay ilgili Dairesinin karar düzeltme aşamasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında vermiş olduğu kararlara karşı itiraz edilmez.


5.4. Yargılamanın Yenilenmesi


Danıştay Bölge İdare Mahkemesi ile İdare ve Vergi Mahkemelerinin kesinleşmiş kararlarına karşı, aşağıda yazılı sebeplerle yargılamanın yenilenmesi istenebilir: (EK 34) (2577 sayılı Kanun md. 53)


- Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafların eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,


- Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,


- Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,


- Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,


- Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,


- Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,


- Çekilmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması,


- Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.


Yargılamanın yenilenmesi talepleri, esas kararı vermiş olan (ilk derece) mahkemeye yapılır ve bu mahkemece karara bağlanır. Yargılamanın yenilenmesi süresi birbirine aykırı iki ilamın bulunması halinde 10 yıl, diğer sebepler için 60 gündür. Bu süreler dayanılan sebebin talepte bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden itibaren hesaplanır.


5.5. Tahsilât


Devlet alacaklarının tahsilini sağlamak ve bu konuda gerekli tedbirleri almak görevi, 5345 sayılı Kanun ile kurulan Gelir İdaresi Başkanlığına verilmiştir. Başkanlığın 5345 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin (e) bendindeki "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasında kamu kurum ve kuruluşları arasında uygulama birliğini sağlamak." görevi gereğince 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanunu uygulayan amme idareleri arasında uygulama birliğinin sağlanması ve tarafların tek kaynaktan bilgilenmelerinin temin edilmesi amacıyla Seri:A Sıra No:1 sayılı Tahsilat Genel Tebliği  hazırlanmış ve Tebliğ 30/6/2007 tarihli ve 26568 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğin "Diğer Hususlar" başlıklı bölümünde  "6183 sayılı Kanunun Bakanlığımıza verdiği yetki çerçevesinde bu tebliğ ile yapılan yeni düzenlemeler, bu tebliğin yayımı tarihinden sonra tesis edilecek idari işlemlere uygulanacaktır." denilmektedir. Bu nedenle 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak tahsilâtlarda Seri:A Sıra No:1 sayılı Tahsilat Genel Tebliği'nde ve Gelir İdaresi Başkanlığı'nın düzenlediği diğer Tahsilat Genel Tebliğlerinde yer alan hükümlere göre işlem yapılması gerekmektedir.


6. İLAMSIZ İCRA TAKİPLERİ


Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine ilişkin olarak herhangi bir ilama dayanılmaksızın gümrük idareleri aleyhine ilamsız icra takibi yoluna başvurulması halinde, ödeme emrine karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde, ödeme emrini gönderen icra dairesine itiraz edilir. (EK 35) Ödeme emrini gönderen icra dairesi ilgili taşra biriminin bulunduğu yerde değilse, itiraz dilekçesi en yakın icra dairesi kanalıyla gönderilir. İtiraz dilekçesinde borcun tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edildiği hususu açıkça belirtilir.


Süresi içinde yapılan itiraz icra takibini durdurur. Borcun bir kısmına itiraz edilmişse, itiraz edilmeyen kısım için icra takibi devam eder.


İtiraz edildikten sonra icra takibine devam edilebilmesi için, alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde İcra Hakimliğine başvurarak itirazın kaldırılması davası veya bir yıl içinde genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekmektedir. İtirazın kaldırılması veya itirazın iptali talebinin kabulü halinde borçlu (taşra birimi), bu talebin reddi halinde ise alacaklı diğer tarafın talebi üzerine itiraz edilen veya dava olunan miktarın %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilir. Bu nedenle; taşra biriminin icra inkar tazminatına mahkum edilmemesi için itirazın haklı sebeplere dayanması gerekmektedir. Bu durumda, alacaklının itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davası açması halinde, davaya verilecek cevap dilekçesinde icra inkar tazminatı talep edilir. (EK 36)


İcra Hâkimliğinin itirazın kaldırılması davasında verdiği kararlara karşı, dava konusu miktar aşağıda yıllara göre verilen parasal sınırları aşıyorsa temyiz yoluna gidilebilir (2004 sayılı İcra-İflas Kanunu Md. 363). Bu parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır.


21/7/2004-31/12/2005                            : 2.850,00 YTL

2006                                            : 3.120,00 YTL

2007                                            : 3.360,00 YTL

2008                                            : 3.600,00 YTL

2009                                            : 4.030,00 TL

2010                                            : 4.110,00 TL

2011                                            : 4.420,00 TL

2012                                            : 4.870,00 TL


Genel mahkemelerde (Sulh Hukuk, Asliye Hukuk) açılan itirazın iptali davasında verilen kararlara karşı, "4.3. Kanun Yolları" bölümünde belirtilen şekilde işlem yapılır.


7. İLAMLI İCRA TAKİPLERİ


Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine ilişkin olarak herhangi bir mahkemece verilen karar üzerine gümrük idareleri aleyhine ilamlı icra takibi yoluna başvurulması halinde aşağıdaki şekilde işlem yapılır:


7.1. İdari Yargı Kararları


Karara karşı kanun yollarına başvuruda bulunulup bulunulmadığı, bu başvuru sırasında mahkeme kararının Yürütmesinin Durdurulması talep edilip edilmediği, talep üzerine ne şekilde karar verildiği hususlarına dikkat edilir. İlâmda hükmedilen borcun ödenmesi için kararın kesinleşmiş olması şartı aranmaz (Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliği m. 51/4).


7.1.1. Kararın İcraya Konulmuş Olması


Temyiz (itiraz) taleplerinin yürütmenin durdurulması istemli olarak yapılması esas olmakla birlikte, icraya konulan karar sehven yürütmenin durdurulması istemli olarak temyiz (itiraz) edilmemiş ise, hemen temyiz (itiraz) merciine ek bir dilekçe verilerek yürütmenin durdurulması talep edilir.


İcranın durdurulması için; bir dilekçe ile kararı veren mahkemeye başvurularak, dilekçenin altına "kararın yürütmenin durdurulması istemli olarak temyiz (itiraz) edildiğine dair" şerh alınır ve icra dairesinden icranın ertelenmesi için mehil talebinde bulunulur. İcra dairesince verilen mehil içinde yürütmenin durdurulması talebi hakkında bir karar verilmemiş ise aynı şekilde ek süre talep edilir.


Yürütmenin durdurulması talebi reddedilirse, icra emri uyarınca ödeme yapılır. Yürütmenin durdurulması talebi kabul edilirse, temyiz (itiraz) talebinin sonucu beklenir, karar onandığı takdirde icra emri uyarınca ödeme yapılır. Kararın bozulması halinde, bozma kararı icra dairesine verilir ve icra takibinin durması sağlanır. Bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş olsa bile, icra işlemleri olduğu yerde durur. Karar düzeltme talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm onanırsa, icra emri uyarınca ödeme yapılır, karar düzeltme talebinde bulunulmaz veya talep reddedilirse mahkemece bozma kararı üzerine verilecek karar beklenir.


7.1.2. Karar İcraya Konulmadan Ödeme İçin İdareye Başvurulması


Temyiz (itiraz) taleplerinin yürütmenin durdurulması istemli olarak yapılması esas olmakla birlikte, karar yürütmenin durdurulması istemli olarak temyiz (itiraz) edilmemiş ise veya kararın tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmemiş veya bu istem reddedilmiş ise, temyiz/itiraz, kararın yürütülmesini durdurmadığından ilama uygun olarak ödeme yapılır.


Kararın tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde yürütmenin durdurulması talebi kabul edilirse, temyiz/itiraz talebinin sonucu beklenir, karar onandığı takdirde ilama uygun olarak ödeme yapılır. Kararın bozulması ve karar düzeltme talebinde bulunulması halinde, karar düzeltme talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm onanırsa, ilama uygun olarak ödeme yapılır. Bozma kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmaz veya talep reddedilirse, kararın yürütülmesi kendiliğinden duracağından mahkemece bozma kararı üzerine verilecek karar beklenir.


7.2. Adli Yargı Kararları


Karara karşı kanun yollarına başvurulup başvurulmadığı, kararın kesinleşip kesinleşmediği, tehiri icra talep edilip edilmediği ve talep üzerine ne şekilde karar verildiği hususlarına dikkat edilir. Kural olarak para alacaklarına veya menkul mallara ilişkin ilamların icrası için kararın kesinleşmesi şart değildir. Bu tür ilamların ödenmesi için alacaklı tarafından doğrudan idareye başvurulması halinde, ilam uyarınca ödeme yapılır.


Kararın icraya konulmuş olması halinde, icra emrinin tebliği üzerine, kararın temyiz edilip edilmediği araştırılır. Karar temyiz edilmiş ise, mahkemesinden kararın temyiz edildiğine dair yazı alınır, bu yazı ile icra dairesinden mehil vesikası alınır ve Yargıtay'dan tehiri icra kararı alınarak karar icra dairesine verilir.


Kararın temyizinden vazgeçilmiş veya tehiri icra kararı alınamamışsa, icra emri uyarınca ödeme yapılır. Tehiri icra kararı alınırsa, temyiz talebinin sonucu beklenir. Karar onandığı takdirde icra emri uyarınca ödeme yapılır. Kararın bozulması halinde, bozma kararı icra dairesine verilir ve icra takibinin durması sağlanır. Bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş olsa bile, icra işlemleri olduğu yerde durur. Karar düzeltme talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm onanırsa, icra emri uyarınca ödeme yapılır.


8. İLAMA BAĞLI BORÇLAR VE MAHKEME GİDERLERİ


26/2/2004 tarihli ve 25385 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maliye Bakanlığı'nın 2004 Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatına ilişkin 6 sıra No.lu Tebliği ve buna dayanılarak çıkarılan Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 22/3/2004 tarihli ve 5003 sayılı Genelgesi gereğince genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin ilâma bağlı borçları ile mahkeme harcı ve masrafları kendi bütçelerinden ödenir. Maliye Bakanlığı'nın 2004 Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatına ilişkin 6 sıra Nolu Tebliği ve buna dayanılarak çıkarılan Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 22/3/2004 tarihli ve 5003 sayılı Genelgesi'nde;


İlâma Bağlı Borç: Bir mahkeme kararı ile genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerce ödenmesine hükmedilen ana para, faiz, tazminat, ceza ve yargılama giderleri gibi her türlü ödemenin tamamı,


İlgili Hizmet Tertibi: Kaynağı itibariyle ilâma bağlı borcun ilgili olduğu tertip,


Mahkeme Harcı ve Masrafları: Genel bütçeye dâhil dairelerle katma bütçeli idarelerin taraf olduğu davalarda, dava sonuçlanıncaya kadar dava ile ilgili olarak yapılması zorunlu olan her türlü gider,


Olarak tanımlanmıştır.


8.1. İlâma Bağlı Borçlar

8.1.1. İlgili Birimlerce Ödenecek İlâma Bağlı Borçlar


a) İdare aleyhine sonuçlanan davalarda, ilâmda hüküm altına alınan alacak, tazminat, gecikme faizi ve/veya gecikme zammı, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve icra masrafları, dava konusu işlemi tesis eden veya eylemde bulunan ilgili merkez birimi tarafından kendi bütçesinin ilgili hizmet tertibinden ödenir. Dava konusu işlemi tesis eden veya eylemde bulunan taşra birimi, ilgili hizmet tertibinden ödeme yapılabilmesi için Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'ndan ödenek talebinde bulunur.


b) İlgili hizmet tertibinde ödenek olmaması halinde, gerekli ödenek öncelikle Bakanlık bütçesi içinde yapılacak aktarmalarla karşılanır, bu şekilde karşılanma imkânı bulunmaması durumunda ise, ilgili birim Strateji Geliştirme Başkanlığı aracılığıyla Maliye Bakanlığından ödenek talep eder.


c) 5607 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kaçak eşyanın muhafaza edildiği antrepo ve depoların ardiye ücretleri ile kaçak eşyanın teslim edildiği yediemin ücretlerine ilişkin ilâma bağlı borç ödemeleri ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 221 inci madde hükmü uyarınca ödenen fazla çalışma ücretlerine ilişkin ilâma bağlı borç ödemeleri için Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığından ödenek talep edilir.


8.1.2. Hukuk Müşavirliğince Ödenecek İlâma Bağlı Borçlar


a) İlâmda hüküm altına alınan ve bir hizmet tertibiyle ilişkilendirilemeyen alacak, tazminat, gecikme faizi ve/veya gecikme zammı, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve icra masrafları Hukuk Müşavirliği bütçesinin "Diğer Yasal Giderler" (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.90) tertibinden,


b)  Kamu hizmetlerinin yürütülmesi esnasında ortaya çıkan zarar nedeniyle zarar görenlere ödenmesi gereken ancak uygulamayı yapan kamu görevlisine hukuken rücu imkânı bulunmayan mahkeme kararına dayalı kusursuz tazminat ödemeleri, Hukuk Müşavirliği bütçesinin "Kusursuz Tazminatlar" (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.03) tertibinden,


ödenir.


8.2. Mahkeme Giderleri


a) Dava sırasında ödenmesi gereken tebligat masrafı, bilirkişi ve keşif ücreti gibi mahkeme giderlerine ilişkin harcamalar Hukuk Müşavirliği bütçesinin "Mahkeme Harç ve Giderleri" (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.04) tertibinden avans olarak ödenek talep edilmek suretiyle yapılır ve söz konusu tertipte ödenek mevcut olsun veya olmasın ilgili Muhasebe Müdürlüğü'nden avans alınıp süresi içinde usulüne uygun olarak kapatılarak harcamalara ilişkin miktar kadar Hukuk Müşavirliği'nden gerekli ödenek talep edilir.


b) Hukuk Müşavirliği bütçesinin (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.04) tertibinden mahkeme harç ve masrafları için talep edilecek olan avanslar EK 37'de yer alan form ile istenir ve her form için tarih ve sayı verilir.


c) Mahkeme harç ve masrafları (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.04) tertibinden talep edilen ödenek harcandıktan sonra Hukuk Müşavirliğine herhangi bir makbuz veya belge gönderilmez.


ç) Hukuk Müşavirliğinden EK 37'de yer alan form ile talep edilecek olan ödeneklerin talep edilmesine ve harcanmasına ilişkin denetim 5018 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenek talep eden birimin gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisi tarafından yapılır.


8.3. Ödemelerde Dikkat Edilecek Hususlar

8.3.1. Genel Olarak


a) İlâma bağlı borçlar ile ilgili olarak öncelikle "7. İLÂMLI İCRA TAKİPLERİ" başlıklı bölümde yer alan açıklamalara uyularak gerekli işlemler yapıldıktan sonra ödenek talebinde bulunulur.


b) İlâmlı alacaklarda, ödeme talebi veya icra emri tarihi ile ilâm tarihi arasında on yıldan fazla bir süre geçmişse, öncelikle ilâmın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususu hukuk şubelerinden veya servislerinden sorulur ve verilecek cevap doğrultusunda işlem yapılır.


c) Kararın icraya konulması halinde, öncelikle icra emri ile ilâm karşılaştırılır. İlâma aykırı bir husus varsa (örneğin yasal faiz oranlarından fazla faiz istenilmesi, faize faiz yürütülmesi, asıl alacak tutarının yanlış yazılması, faiz başlangıç tarihinin yanlış uygulanması, hesap hataları, harç istenilmesi gibi) şikâyet yoluna başvurulur.


ç) Karar icraya konulmadan önce ödeme için idareye başvurulması halinde, yine öncelikle talep ile ilâm karşılaştırılır. İlâma aykırı talepler kabul edilmez ve ödeme ilâma uygun olarak yapılır.


d) Kararın icraya konulması halinde, icra emrinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya ilâm zamanaşımına uğramış ise, yedi gün içinde icra tetkik merciine itiraz edilir.


e) Ödenek talep edilirken, ödenek temin edilmesi ve tahakkuk evrakının hazırlanması için geçecek makul süre dikkate alınarak borcun muhtemel ödeme tarihi belirlenir ve buna göre ödenek miktarı hesaplanır. Ayrıca varsa işleyecek gecikme faizi veya gecikme zammı miktarı da dikkate alınır.


f) Avukatlık ücretinin ödenebilmesi için, "Fatura (Serbest Meslek Makbuzu)" ibraz edilir (Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği madde 62/a).


g) Ödemeler, ödeme talebinin Bakanlığa tebliğ edildiği tarih esas alınarak hazırlanan listeye göre yapılır, ödenek bulunmaması veya ödeme listesi sırası nedeniyle icra emrinde belirtilen ödeme süresi içinde ödeme yapılamayacağının anlaşılması halinde, bu husus ödeme süresi içinde icra müdürlüğüne yazı ile bildirilir.


ğ) 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin 6 ncı fıkrası hükmü gereğince, tazminat ve vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödenmesi gerektiğinden yargı kararları gereği süresinde yerine getirilerek gecikme faizi ödenmesine sebebiyet verilmez.


h) BAHUM'un 11//3/2005 tarih ve 8600 sayılı yazısında kanuni kesintilere ilişkin olarak verilen örnek ve açıklamalara uyularak, gerekli yasal kesintiler (damga vergisi, gelir vergisi tevkifatı vb.) yapılır.


ı) Hukuk Müşavirliği bütçesinin (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.90) tertibinden talep edilecek olan ödenekler EK 38'de yer alan form ve (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.03) tertibinden talep edilecek olan ödenekler EK 39'da yer alan form ile istenilir ve her form için tarih ve sayı verilir.


i) EK 38'de ve EK 39'da yer alan formda dosya ve kişi/firma bazında bilgiler verilerek talepler tek formda toplu olarak yapılır.


j) Karar kesinleşmeden önce ödeme yapılmış ise, ödemeyi yapan merkez veya taşra birimince dosya takibe alınarak ödemenin dayanağı olan kararın kaldırılması/bozulması halinde, yapılan ödeme süre verilerek karşı taraftan geri istenir. Bu konuda yapılan tebligata rağmen borcun ödenmemesi halinde, borçlu temerrüde düşmüş sayılır. Yapılan ödeme, borçluya verilen sürenin bitimi tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsil edilir.


k) Taşra birimlerince İcra Müdürlüğüne yapılacak ödemelerde merkezden ödenek talep etmeden önce ilgili İcra Müdürlüğünden müfredatlı hesap pusulası, bağlı olduğu vergi dairesinin adı, vergi numarası ile ödeme yapılacak banka şubesinin adı-kodu ve IBAN numarası bilgileri istenir, bakiye ödemeleri önlemek için gelecek hesap dökümü (İcra vekâlet ücreti, icra masrafı ve faiz) göz önünde bulundurularak eş zamanlı olarak gerekli ödenek talep edilir.


l) Ödenek talep edilirken yukarıda belirtilen ödenek talep formlarının özenle doldurulmasına dikkat edilir, Diğer Yasal Giderler (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.90) ve Kusursuz Tazminatlar (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.03) tertibinden ödenen ilâma bağlı borçlarda, icra müdürlüğü/ davacı/ avukata yapılan ödemeyle ilgili ödeme emri ile talep formunun sayı ve numarası ilgi tutularak Hukuk Müşavirliğine gönderilir.


m) Hukuk Müşavirliğinden EK 38 ve EK 39'da yer alan formlar ile talep edilecek olan ödeneklerin talep edilmesine ve harcanmasına ilişkin denetim 5018 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenek talep eden birimin gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisi tarafından yapılır.


n) Yanlış tertipten istenen ödenek talepleri iade edileceğinden Mahkeme Harç ve Masrafları, Diğer Yasal Giderler ve Kusursuz Tazminatlar tertip kodlarından ödenek talep edilirken yanlış tertipten ödenek istenilmemesine, mükerrer talepte bulunulmamasına dikkat edilir.


8.3.2. Gümrük Vergilerine İlişkin İlâma Bağlı Borçlar


Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün 11/3/2005 tarih ve 8600 sayılı yazısının B-İlâma Bağlı Borçlar Bölümünün 4 üncü maddesinde, bütçe gelirlerine ilişkin ilâma bağlı borçlar asıl alacak ve asıl alacak dışındaki ödemeler olarak ikiye ayrılmış ve asıl alacağın gelir tertiplerine borç yazılacağı, asıl alacak dışındaki ödemelerin ise gider tertibinden ödeneceği belirtilmiş bulunmaktadır.


Bu nedenle, gümrük vergilerine ilişkin olarak açılan davalarda, tahsil edilmiş gümrük vergileri, cezaları ve diğer mali yüklerin iadesine karar verilirse, ilâma bağlı borcun gümrük vergileri, cezaları ve diğer mali yüklere ilişkin kısmı ilgili gelir tertibine borç yazılmak ve ödenmek üzere ilgili Saymanlık Müdürlüğüne gönderilir.


Asıl alacak dışındaki kanuni gecikme faizi, yargılama giderleri, avukatlık vekâlet ücreti ve ilâm icraya konulmuş ise icra masrafları ise Hukuk Müşavirliği bütçesinin "Diğer Yasal Giderler" (31.01.00.24.01.3.9.00.1.03.4.2.90) tertibinden EK 38'de yer alan form ile ödenek talep edilmek suretiyle ödenir.


8.3.3. Faiz Ödemeleri


a) Bakanlıkça ödenmesi gereken ilâma bağlı borcun dayanağı karar icraya konulmadığı takdirde;


aa) Kararda asıl alacak ile birlikte faize de hükmedilmiş ve faiz tarihi belirlenmiş ise bu tarihten ödeme tarihine kadarki süre için faiz hesaplanarak asıl alacak ile birlikte ödenir.


bb) Kararda faiz ile ilgili bir hüküm yoksa ve alacaklı dava tarihinden itibaren faiz talep ediyor ise, faiz dava tarihinden değil, karar tarihinden itibaren hesaplanıp ödenir.


b) İlâma bağlı borcun dayanağı karar icraya konulduğu takdirde;


aa) Kararda asıl alacak ile birlikte faize de hükmedilmiş ve faiz tarihi belirlenmiş ise bu tarihten ödeme tarihine kadarki süre için faiz hesaplanarak asıl alacak ile birlikte ödenir.


bb) Kararda faiz ile ilgili bir hüküm yoksa ve icra emrinde faiz talep ediliyor ise, icra emri incelenip faizin dava tarihinden mi, karar tarihinden mi ya da takip tarihinden mi itibaren istendiğinin tespiti yapılır.. Faiz dava tarihinden itibaren istenmiş ise ödeme yapılmaz, karar tarihinden veya takip tarihinden itibaren istenmiş ise, talep edilen tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için faiz hesaplanıp ödenir. Faiz talebi yoksa faiz ödenmez.


cc) İcra emrinde faize faiz talep edilip edilmediği de araştırılır. Eğer takip tarihine kadar faiz talep edilmiş ve faizle birlikte toplam alacak üzerinden ödeme tarihine kadar faiz talep ediliyorsa, faize ilişkin tutar çıkarılarak yalnızca asıl alacak, yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin tutar için ödeme tarihine kadar faiz hesaplanır. İcra vekâlet ücreti ve icra masrafı için faiz ödenmemesine dikkat edilir.


çç) 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Gümrük ve Ticaret Bakanlığı harçtan muaf olduğundan icra hesap dökümlerinde istenilen harçlar ödenmez.


8.4. Posta Pulu Bedelleri


Mahkemelerce verilen kararlarla iadesine hükmolunan posta pulu bedelleri taşra birimlerince kararı veren mahkemeden alınarak mahkeme masrafları ile ilgili avansın alındığı Saymanlık Müdürlüğüne yatırılır ve alındı belgesinin bir örneği Hukuk Müşavirliğine gönderilir.


8.5. Kamu (Hazine) Zararının Tahsili


İlâma bağlı borç personelin kusurundan kaynaklanıyorsa veya ilâma bağlı borcun ödenmesinde kusurlu hareketle kamu zararının doğmasına sebebiyet verilmiş ise, 19/10/2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 1/1/2006 tarihinde yürürlüğe giren "Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre işlem yapılır.


Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmü uyarınca, yargı kararları ve Sayıştay ilâmlarıyla tespit edilen kamu zararı alacakları ile değerlendirme sonucunda takip ve tahsiline karar verilen alacaklar, merkezde strateji geliştirme birimlerince, taşrada ise Bölge Müdürlüğünce takip edilir.


Bu nedenle; ödemeyi yapan merkez ve taşra birimlerince, bu zararın oluşmasında kusuru bulunan personel olup olmadığı araştırılır. Kamu zararının oluşmasında personelin kusurunun bulunup bulunmadığı personelin görev yaptığı birim amirince belirlenir, olay birden fazla birimi ilgilendiriyorsa her birim kendi personeli ile ilgili değerlendirmeyi yaparak ödemeyi yapan birime gönderir. Kamu zararına sebebiyet veren personel tespit edilmesi halinde, ödemeyi yapan birim tarafından kamu zararı ile ilgili bilgi ve belgeler ile kamu zararından kusurlu olduğu tespit edilen personel, merkezde Strateji Geliştirme Başkanlığı'na, taşrada Bölge Müdürlüğüne bildirilir. Bu bildirim üzerine merkezde Strateji Geliştirme Başkanlığı, taşrada Bölge Müdürlüğü tarafından zararın yasal faizi ile birlikte rızaen ödemesi için kusurlu personele tebligat yapılır, rızaen ödeme yapılmaz ise, rücu davası yoluyla kamu zararının tahsili amacıyla, kusurlu olduğu tespit edilen personelin isim ve tebligata elverişli adresi, Hukuk Müşavirliğine gönderilir.


9. HACİZ İHBARNAMELERİ


İcra ve İflas Müdürlüklerince Bakanlığa gönderilen haciz ihbarnameleri ile ilgili olarak Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından, 29/5/2000 tarihli ve 2000/42 sayılı Genelge yayımlanmış, bu Genelge Adalet Bakanlığı'na gönderilmiş ve Adalet Bakanlığı'nca 28/3/2001 tarihli ve 42-6276 sayılı yazıyla tüm İcra ve İflas Müdürlüklerine duyurulmuştur.




Bu Genelgede;


"... gümrük idarelerinin denetimindeki geçici depolama yerleri ve antrepolarda bulunan ve haciz konulan eşya ile ilgili olarak;


1-İflas Daireleri ve İcra Müdürlüklerince, üçüncü şahısların alacakları ve aldıracakları haciz veya sair tedbirler için, eşyanın cins ve miktarı ile sahiplerinin de açıkça belirtilmesi şartıyla geçici depolama yeri veya antrepo işleticisine bildirilmesi,


Geçici depolama yeri veya antrepo işleticisi tarafından kayıtlarına bu eşyanın durumunu belirtir şerh düşülmesi ile aynı zamanda durumun taşra birimine bildirilmesi,


2-Eşyanın taşra birimince geçici depolama yeri olarak kabul edilen yerde veya gümrük sahasında bulunması ya da eşyanın konulduğu geçici depolama yeri veya antreponun taşra birimince işletilmesi halinde bildirimin ilgili taşra birimine yapılması, icap etmektedir."


denilmektedir.


İcra ve İflas Müdürlüklerinin bu Genelgeye aykırı işlem yaptıkları tespit edildiğinde, Genelge hükümleri belirtilerek İcra ve İflas Müdürlüklerinden Genelge uyarınca işlem yapılması talep edilir.


29/5/2000 tarihli ve 2000/42 sayılı Genelge dışında kalan ve geçici depolama yeri ve antrepolarda bulunan eşyalar dışındaki hak ve alacakların haczedilebilmesi için İcra ve İflas Müdürlüklerince Bakanlığa gönderilen haciz ihbarnameleri üzerine yapılacak işlemler aşağıda belirtilmiştir:


9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89 uncu maddesi gereğince İcra Müdürlüklerinde başlatılan icra takip dosyalarının alacaklısı olan gerçek veya tüzel kişilerin, takip borçlusu ya da borçlularının üçüncü kişilerde bulunan (Bakanlık nezdindeki) mal, hak ve alacaklarını haczettirme hakları bulunmaktadır.


2004 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi gereğince borçlunun Bakanlık nezdindeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan, yani hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senede bağlı bulunmayan bütün alacakları haczedilebilmektedir.


2004 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde, İcra ve İflas Müdürlüklerince gönderilecek haciz ihbarnameleri uyarınca ne şekilde işlem yapılacağı, belirtilen şekilde işlem yapılmaması halinde bunun sonuçları açık bir şekilde belirtilmiştir. Bu yüzden İcra ve İflas Müdürlükleri tarafından gönderilen haciz ihbarnamelerinde, bu ihbarnamenin 2004 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre gönderilen bir haciz ihbarnamesi olduğunun (89/1 Haciz İhbarnamesi veya Birinci Haciz İhbarnamesi), yapılması gereken işlemlerin, işlemleri yapma sürelerinin ve sonuçlarının açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.


Uygulamada İcra ve İflas Müdürlükleri Birinci Haciz İhbarnamelerinde matbu yazılar kullanmakta ve bu yazılarda 89 uncu madde ayrıntılı olarak belirtilmektedir. Bunun dışında İcra ve İflas Müdürlüklerinden gelen haciz müzekkerelerinin ve diğer yazıların Birinci Haciz İhbarnamesi olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir.


2004 sayılı Kanunun 89/7 nci maddesi gereğince, haciz ihbarnamesi bir hükmi şahsın veya müessesenin merkez ve şubelerinden hangisine tebliğ edilmiş ise, beyanda bulunma mükellefiyeti yalnız ihbarnameyi tebellüğ eden merkez veya şubeye aittir.


Bu nedenle, haciz ihbarnamesi merkez birimlerine tebliğ edilmişse, mal, hak ve alacaklara ilişkin araştırma yalnız merkez birimleri bünyesinde, taşra birimlerine tebliğ edilmişse, araştırma yalnız ihbarnamenin tebliğ edildiği taşra birimi bünyesinde yapılır.


İcra ve İflas Müdürlüklerinden gönderilen haciz ihbarnameleri, haciz müzekkereleri ve diğer yazılarda yer alan "doğacak hak ve alacakları" ifadesi, müstakbel (beklenen) bir alacağı belirtmektedir. Müstakbel bir alacaktan söz edilebilmesi için, öncelikle takip borçlusu ile Bakanlık arasında bir hukuki ilişkinin mevcut olması ve bu hukuki ilişkiden doğan alacağın cinsinin ve borçlusunun belirli olması gereklidir. Alacağın miktarının belli olmaması veya böyle bir alacağın doğmama ihtimalinin bulunması önemli değildir. İşçiler ve memurların ücret alacakları, gelecekteki kira alacakları, müteahhidin istihkak alacağı müstakbel alacaklara örnek olarak gösterilebilir.


9.1. Birinci Haciz İhbarnamesi


2004 sayılı Kanunun 89/1 inci maddesi gereğince "Birinci Haciz İhbarnamesi" tebliğ edilmesi halinde, bu haciz ihbarnamesinin Bakanlığa tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde borçlunun/borçluların Bakanlığa herhangi bir mal, hak ve alacağı mevcut ise bunların ve bunlarla ilgili rehin, temlik, haciz vs. gibi her türlü kaydı bildirilir, eğer borçlunun/borçluların böyle bir mal, hak ve alacağı bulunmuyor ise yine aynı sürede, borçlu/borçluların Bakanlık nezdinde herhangi bir mal, hak ve alacağı bulunmadığına dair cevabi yazı, (gerekirse nöbetçi icra müdürlüğü kanalıyla) ilgili icra müdürlüğüne zimmet karşılığı verilir.


9.2. İkinci Haciz İhbarnamesi


Bakanlıkça "Birinci Haciz İhbarnamesi"ne cevap verilmez ve borçlu/borçluların Bakanlıktan hak ve alacağı olmadığı yazılı olarak yedi gün içerisinde İcra ve İflas Müdürlüklerine bildirilmez ise bu kez İcra ve İflas Müdürlükleri tarafından, 2004 sayılı Kanunun 89/3 üncü maddesi gereğince "İkinci Haciz İhbarnamesi" gönderilir.


"İkinci Haciz İhbarnamesi"nin Bakanlığa tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde borçlunun/borçluların Bakanlığa herhangi bir mal, hak ve alacakları mevcut ise bunların ve bunlarla ilgili rehin, temlik, haciz vs. kaydı bildirilir, eğer borçlunun/borçluların böyle bir mal, hak ve alacağı bulunmuyor ise yine aynı sürede borçlu/borçluların Bakanlık nezdinde herhangi bir mal, hak ve alacağı bulunmadığına dair cevabi yazı (gerekirse nöbetçi icra müdürlüğü kanalıyla) ilgili icra müdürlüğüne zimmet karşılığı verilir.


9.3. Ödeme Muhtırası


Bakanlıkça "İkinci Haciz İhbarnamesi"ne de cevap verilmez ve borçlu/borçluların Bakanlıktan mal, hak ve alacağı olmadığı yazılı olarak yedi gün içerisinde İcra ve İflas Müdürlüklerine bildirilmez ise İcra ve İflas Müdürlükleri tarafından son kez İ.İ.K 89/3 üncü maddesi uyarınca "Ödeme Muhtırası" (Son Bildirim) gönderilerek, Bakanlığa onbeş gün içinde parayı İcra ve İflas Müdürlüğüne ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu "Ödeme Muhtırası"nın (Son Bildirim'in) tebliğinden itibaren onbeş gün içinde, alacaklının ikametgâhı veya takibinin yapıldığı İcra ve İflas Müdürlüğünün bulunduğu yer Mahkemelerinde "Menfi Tesbit" davası açılması ve dava açıldığına dair alınacak şerhin, "Ödeme Muhtırası"nın (Son Bildirim'in) tebliğinden itibaren 20 gün içinde İcra ve İflas Müdürlüğünün dosyasına ibrazı gerekmektedir.


2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3 üncü maddesi uyarınca gönderilen, "Ödeme Muhtırası"nın (Son Bildirimin) tebliğinden itibaren onbeş günlük "Menfi Tespit" davası açma süresi içerisinde davanın açılmaması halinde, ihbarnamelere konu borç tutarı kadar Bakanlık borçlu yerine geçmekte ve bu tutar Bakanlıktan cebri icra yoluyla tahsil edilmektedir.


Yukarıda açıklandığı üzere, yasal sürelerde itiraz ve bildirim yapılmadığı takdirde, Bakanlık ile hiçbir ilgisi bulunmayan borçların ödenmesi zorunluluğu doğacaktır. Bu nedenle;


- Merkez birimlerine, İcra ve İflas Müdürlüklerince Birinci Haciz İhbarnamesi ve/veya İkinci Haciz İhbarnamesinin tebliğ edilmesi halinde; PTT tebliğ mazbatası (PTT memurunda kalan ve yetkili tarafından imzalanan) ve haciz ihbarnamesi üzerine tebliğ tarihi yazılmak suretiyle tebligat derhal Hukuk Müşavirliğine iletilir.


- Taşra birimlerine, İcra ve İflas Müdürlüklerince Birinci Haciz İhbarnamesi ve/veya İkinci Haciz İhbarnamesinin tebliğ edilmesi halinde; tebliğ mazbatası ve haciz ihbarnamesi üzerine tebliğ tarihi yazılmak suretiyle tebligat derhal hukuk birimine iletilir.


- Hukuk Müşavirliğince, merkez birimlerine gönderilecek Birinci Haciz İhbarnamesi ve/veya İkinci Haciz İhbarnamesi üzerine, ihbarnamede adı geçen borçlu veya borçluların mal, hak ve alacaklarının olup olmadığı araştırması yalnızca ihbarnamenin gönderildiği merkez birimi nezdinde yapılır ve yedi gün içinde İcra ve İflas Müdürlüğüne cevap verilebilmesi için, borçlu veya borçluların mal, hak ve alacaklarının bulunup bulunmadığı hususu Hukuk Müşavirliğine en kısa sürede bildirilir.


- Hukuk işleri şubeleri veya servislerince, Birinci Haciz İhbarnamesi ve/veya İkinci Haciz İhbarnamesi derhal ilgili birimlere gönderilir. İhbarnamede adı geçen borçlu veya borçluların mal, hak ve alacaklarının olup olmadığı araştırması yalnızca ilgili taşra birimi nezdinde yapılır ve yedi gün içinde İcra ve İflas Müdürlüğüne cevap verilebilmesi için, borçlu veya borçluların mal, hak ve alacaklarının bulunup bulunmadığı hususu en kısa sürede hukuk işleri şubesine veya servisine bildirilir.


- Yapılan inceleme sonucunda; borçlu veya borçluların, hak ve alacaklarının mevcut olduğunun tespiti halinde, mevcut hak ve alacaklarının tutarı ve üzerlerindeki rehin, temlik, haciz vs. gibi her türlü kayıt, borçlu veya borçluların herhangi bir mal, hak ve alacağının bulunmadığının tespiti halinde ise bu husus, dosya numarası ve borçluları belirtilmek suretiyle tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde hukuk işleri şubesi veya servisince ilgili İcra ve İflas Müdürlüğüne bildirilir.


İhbarnameyi düzenleyen İcra ve İflas Müdürlüğünün aynı yerde olmaması halinde, yazı haciz ihbarnamesinde belirtilen İcra ve İflas Müdürlüğüne gönderilmek üzere, bulundukları yerdeki İcra ve İflas Müdürlüğüne ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde elden ve zimmet karşılığı teslim edilir.


- 2004 sayılı Kanunun 89/1 maddesi uyarınca düzenlenen haciz ihbarnamesinin tebellüğ edildiği tarihte, borçlu veya borçluların hak ve alacaklarının bulunması halinde, bu hak ve alacaklara "Birinci Haciz İhbarnamesi" ve "İkinci Haciz İhbarnamesi"nde belirtilen tutar kadar haciz şerhi işlenerek bloke kaydı konulur.


- Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte, borçlunun müstakbel bir alacağı tespit edilmiş ise yedi gün içinde İcra ve İflas Müdürlüğüne verilecek cevapta Bakanlık ile takip borçlusu arasındaki hukuki ilişkinin açıkça belirtilmesi, yazıda "Bu hukuki ilişkiden şimdiye kadar takip borçlusu lehine doğmuş ve ödenebilir bir alacak yoktur. Ancak, ilerde takip borçlusu lehine bir alacak doğması muhtemeldir. Bu nedenle, takip borçlusu ile ilgili dosyaya haciz şerhi konulmuştur. Takip borçlusu lehine ilerde bir alacak doğarsa, bu alacak Müdürlüğünüze bildirilecek ve ödenecektir" ifadesi kullanılır ve ilgili dosyaya şerh konularak, ilerde bir alacak doğarsa bu alacak İcra ve İflas Müdürlüğüne ödenir.


- Merkez ve taşra birimlerince, herhangi bir nedenle yedi günlük itiraz süresi içersinde "Birinci Haciz İhbarnamesi" ve "İkinci Haciz İhbarnamesi" ne cevap verilmemesi, itiraz edilmemesi veya bütün uyarılarımızın aksine posta, kargo vs ile gönderilmek suretiyle itirazın yedi gün içerisinde icra dosyasına ulaşmaması halinde; 2004 sayılı Kanunun 89/3 üncü maddesi uyarınca "Ödeme Muhtırası" tebliğ edilmesi durumunda,  onbeş gün içinde "menfi tesbit" davası açılabilmesi için ödeme muhtırası ile gerekli bilgi ve belgeler derhal merkezde Hukuk Müşavirliğine, taşrada ise hukuk işleri şubesine veya servisine gönderilir ve Hukuk Müşavirliğine bilgi verilir.


- Hukuk servisinin bulunmadığı müdürlüklerde yukarıda belirtilen işlemler müdür tarafından görevlendirilen birimce yerine getirilir.


10. DİĞER MÜZEKKERE VE YAZILAR İLE İFLAS KARARLARI

10.1. İflas Daireleri Kararları


2004 sayılı Kanunun "İflas Kararının Tebliği ve İlanı" başlıklı 166 ncı maddesinde;


"İflas kararı, iflas dairesine bildirilir.


Daire, kararı kendiliğinden ve derhal tapuya, ticaret sicil memurluğuna, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, mahalli ticaret odalarına, sanayi odalarına, menkul kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelenlere bildirir. Daire, ayrıca kararı, karar tarihinde tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile birlikte iflas edenin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan eder. Tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetenin yayınlandığı yer aynı zamanda muamele merkezi ise mahalli gazetede ilan yapılmaz.


İflasın kapandığı veya kaldırıldığı da aynı suretle bildirilir ve ilan olunur."


Hükmü yer almaktadır.


Bu hüküm gereğince, iflas kararı, iflasın kapanması ve kaldırılması kararları Bakanlığımıza tebliği zorunlu kararlardan olup, sözkonusu kararlar Hukuk Müşavirliğince ilgili merkez birimlerine dağıtılır ve ilgili merkez ve taşra birimlerince ivedilikle karar gerekleri yerine getirilir.


10.2. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yazıları


19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankalar Kanunu'nun "Fonun bilgi ve belge isteme yetkisi" başlıklı 123 üncü maddesinde;


"Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, Devletin güvenliği ve temel dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak hâller ile meslek sırrı, aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın gizli dahi olsa Fon tarafından bu Kanun kapsamında verilen görevler ile sınırlı olmak üzere istenecek her türlü bilgi ve belgeyi uygun süre ve ortamda, sürekli veya münferit olarak vermeye, istenecek defter ve belgeleri ibraz etmeye mecburdurlar.



Bu madde kapsamında, ilgili kişi, kurum ve kuruluşlar Fonun belirleyeceği süre içerisinde söz konusu talebe cevap vermek ve gereken kolaylığı göstermekle yükümlüdürler."


hükmü yer almaktadır.


Bu hüküm gereğince, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan gelen yazılar Hukuk Müşavirliğince ilgili merkez birimlerine dağıtılır ve yazı ile talep edilen bilgi ve belgeler ilgili merkez ve taşra birimlerince ivedilikle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na gönderilir.


10.3. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Yazıları


31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 100 üncü maddesinde;


"5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlar, döner sermayeli kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler doğrudan, münferit olarak bilgi ve belge istenmesi hariç olmak üzere kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ise Kurumla yapılacak protokoller çerçevesinde, Devletin güvenliği ve temel dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak hâller ile özel hayat ve aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın gizli dahi olsa Kurum tarafından kişilerin sosyal güvenliğinin sağlanması, 6183 sayılı Kanuna göre Kurum alacaklarının takip ve tahsili ile bu Kanun kapsamında verilen diğer görevler ile sınırlı olmak üzere istenecek her türlü bilgi ve belgeyi sürekli ve/veya belli aralıklarla vermeye, bilgilerin elektronik ortamda görüntülenmesini sağlamaya, görüntülenen bu bilgilerin güvenliğini sağlamaya, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü belge ile vermek zorunda oldukları bilgilere ilişkin mikrofiş, mikrofilm, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm sistem ve şifreleri incelemek için ibraz etmeye mecburdurlar.


Bu madde kapsamında ilgili kişi, kurum ve kuruluşlar Kurumun belirleyeceği süre içerisinde söz konusu talebe cevap vermek ve gereken kolaylığı göstermekle yükümlüdürler."


Hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereğince, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan gelen yazılar Hukuk Müşavirliğince ilgili merkez birimlerine dağıtılır ve yazı ile talep edilen bilgi ve belgeler ilgili merkez ve taşra birimlerince ivedilikle Sosyal Güvenlik Kurumu'na gönderilir.


10.4. Vergi Dairesi Başkanlıkları Yazıları


Vergi daireleri, devlet alacaklarını 6183 sayılı Kanuna göre takip ve tahsil ettiğinden vergi dairelerinden gelen yazılar merkezde hukuk birimlerince ilgili merkez birimlerine dağıtılır ve yazı ile talep edilen bilgi ve belgeler ile yazı gerekleri ilgili merkez ve taşra birimlerince ivedilikle yerine getirilir.


10.5. Tedbir ve Haciz Kararları


İcra daireleri ve mahkemelerce merkez teşkilatında Hukuk Müşavirliğine tebliğ edilen ihtiyati tedbir, tedbir, tedbiren el koyma, araç haczi vb. yazılar somut olay bazında Hukuk Müşavirliğince  değerlendirilir ve yazılar gereği için ilgili merkez birimlerine gönderilir. Bu yazıların gerekleri ilgili merkez birimince ivedilikle yerine getirilir.


Taşra teşkilatına tebliğ edilen yazılar, hukuk birimlerince değerlendirilir ve yazılar gereği için ilgili taşra birimlerine gönderilir. Bu yazıların gerekleri ilgili taşra birimince ivedilikle yerine getirilir.


10.6. Diğer Haciz Müzekkereleri ve Mal Varlığı Araştırma Yazıları


İcra dairelerince veya kamu kurum ve kuruluşlarınca hukuk birimlerine tebliğ edilen ve haciz ihbarnameleri dışında kalan diğer haciz müzekkereleri ve yazılar araştırma mahiyetinde yazılar olduğundan makul sürede cevaplanır, hak ve alacaklara ilişkin araştırma yalnızca müzekkerenin veya yazının tebliğ edildiği merkez veya taşra birimi bünyesinde yapılır.


11. SON HÜKÜMLER VE YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN HÜKÜMLER

11.1. Son Hükümler


Hazine yararının korunması amacıyla, yargıya intikal edip, kanun yolları aşamasından geçmek suretiyle Bakanlık aleyhine kesinleşen ve istikrar kazanan mahkeme kararları dikkate alınarak, gereksiz uyuşmazlıklara sebebiyet verilmemesi, davaların takibinde bu Genelgede belirtilen usul ve esaslara uyulmasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi, Genelgede belirtilmeyen hususlarda ilgili mevzuat hükümleri gereğince işlem yapılması gerekmektedir.


Genelgede yer alan mevzuat hükümleri değiştiğinde veya yürürlükten kalktığında, yürürlükteki mevzuat hükümleri uygulanır ve tereddüt edilen hususlarda ilgili merkez birimi tarafından Hukuk Müşavirliğinden görüş istenir.


11.2. Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

Bu Genelge ile;

a) Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliği) 31/12/2009 tarihli ve 2009/2 sayılı Genelgesi,

b) Gümrük ve Ticaret Bakanlığının (Hukuk Müşavirliği) 2/11/2011 tarihli ve 2011/2 sayılı Genelgesi,

c) Bakanlık Makamının 18 sayılı Olurları çerçevesinde yürürlüğe konulan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İmza Yetkileri Yönergesinin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi,yürürlükten kaldırılmıştır.

Bilgilerini ve gereğini rica ederim.


Hayati YAZICI

Bakan

DAĞITIM:

Tüm Merkez ve Taşra Birimlerine

EK:

- Dilekçe örnekleri (36)

- Formlar (3)