E-Bülten

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,57 TL
1 € = 4,01 TL
13823578 Ziyaretçi

TIR'da yakalanan fazla mazot (Petrol Kaçakçılığı)

Ceza Genel Kurulu 2011/7-97 E., 2011/160 K.

PETROL KAÇAKÇILIĞI

"İçtihat Metni"

Petrol kaçakçılığı suçundan sanık F...... P.....'nın, Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine yargılamayı yapan Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesince 25.12.2007 gün ve 344-682 sayı ile beraatine karar verilmiştir.

O yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 22.07.2008 gün ve 8621-16804 sayı ile;

"Sanığın yönetimindeki tır aracı ile yurda giriş yapmak üzere geldiği Kapıkule Tır Gümrük Sahasında polis giriş ve gümrük tescil işlemlerinden sonra yönlendirildiği X-Ray cihazının taraması sonucunda tespit edilen işaretli bölgede yapılan aramada, dorsenin altında bulunan şase rayları arasında tahtalar döşenerek dönüştürülen bölmede muhtelif büyüklükte dokuz adet bidon içinde dava konusu 120 litre motorin ele geçirilmiş olup, sanığın suç konusu motorini aracının standart deposu dışında gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın yurda sokarken yakalanması nedeniyle eyleminin 5607 sayılı Yasanın 3-(1). maddesi kapsamında kaçakçılık suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyeti yerine, dava konusu motorinin 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Kararın 21 Haziran 2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişik 103-(3). maddesi kapsamında vergilerinin %50 fazlası tutarının tahsil edilerek yurda sokulmasının mümkün bulunduğu gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden hükmün oyçokluğu ile bozulmasına karar verilmiş, çoğunluk görüşüne katılmayan Daire Üyeleri S. Çilesiz ve O. Koçak "Sanığın kullandığı aracın orijinal standart deposu 780 litreliktir. Deponun arızalı olması nedeniyle sanık 350 litrelik daha küçük bir depo ile standart depoyu değiştirmiştir. 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 103. maddesindeki düzenlemeye göre sanık tarafından kullanılan aracın standart deposunda 550 litre miktarındaki yakıt vergiden muaf olarak yurda getirilebilmektedir. Ele geçen bidonlardaki 120 litrelik yakıt ile geçici olarak takılan 350 litrelik depodaki yakıt toplamı en fazla 470 litredir.

Olayımızda sanık, standart deposu ile 550 litre yakıtı vergiden muaf olarak getirme hakkı olduğu ve geçici depodaki yakıt ile bidonlarda getirdiği yakıt toplamı bu miktarı geçmediği düşüncesiyle hareket etmiştir. Bu nedenle sanığın olayda kaçakçılık kastının bulunduğu kabul edilemez" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

Yerel mahkeme ise 25.11.2008 gün ve 457-618 sayı ile;

"…

…Sanık tır şoförü Romanya vatandaşı olup aynı zamanda Bulgaristan vatandaşıdır. Olay günü Romanya plakalı B 5. K.. çekici ve BZ 9. G.. plakalı yarı römork ile Kapıkule Kara Hudut ve Gümrük Kapısından Türkiye'ye giriş yapmaktadır. Bilirkişi raporlarına göre aracında zula ve benzeri bir oluşum bulunmamaktadır. Kullandığı aracın deposu mutad depodan küçük olup 350 litre kapasitelidir. Aksi kanıtlanamayan beyanına göre de 550-600 litrelik orijinal deponun arızalanması nedeniyle yola çıkış sırasında daha küçük kapasiteli depoyu taktırmıştır. Eylemin suç tarihi itibariyle 5607 sayılı Yasa kapsamında kaldığı açıktır. Bakanlar Kurulunun belirtilen kararı ile 550 litrelik standart depo içerisinde vergisiz akaryakıt getirilmesi mümkün bulunmaktadır. Bunun haricinde kalan miktar bakımından ise akaryakıtın özel tüketim vergisinin % 50 fazlası tahsil edilmesi suretiyle bu şekilde akaryakıt getirilmesi olanaklıdır. Sanık ise 350 litrelik deposu yanında tırda şase arasına tahtalar dizmek suretiyle oluşturduğu zula niteliğini taşımayan boşluğa bidonlar içerisinde 120 litre akaryakıt koymak suretiyle Türk gümrük sahasına giriş yapmıştır. Toplam getirdiği akaryakıt miktarı standart depo olan 550 litreden düşük bulunmaktadır. 5015 sayılı Petrol Kanunun 1 ve 2. maddesi yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün, daha özetle bu kanun kapsamındaki petrol akaryakıtı ve benzeri ürünlerin yurt dışından ülkeye ithali ya da Türkiye de rafineriden işlenen akaryakıtın tüketiciye sunulması aşamasına kadar olan süreçte akaryakıtın ithal ve üretim aşamasından nihai tüketiciye sunulması aşamasına kadar olan ve bayi ve akaryakıt dağıtım işletmesine kadar ki işlemleri düzenlemekte olup olayımızda sanık nihai tüketici durumundadır. 780 litre kapasiteye sahip tır çekicisinde değişiklik yapmak suretiyle 350 litrelik daha küçük depo taktırması ve bakiye muafiyet kapsamındaki yurt dışından akaryakıt getirme hakkı yönünden 120 litre akaryakıtı araçta bidonlar içerisinde Türkiye'ye getirmesi eylemi bu kanun kapsamında mütalaa edilemez. Sanığın bidonlar içersinde Türkiye'ye getirmek istediği akaryakıtı ticari amaçla bulundurup ülkeye sokma saiki bulunmadığı gibi Türkiye'de üçüncü kişiye devir etme ve satma gibi bir kastı açıkça anlaşılamamıştır. Sanığın savunmasında belirttiği Türkiye'ye giriş ve çıkış ve yol güzergahı sırasında akaryakıtı kendi aracında ve ihtiyacında tüketeceğine ilişkin savunmasını çürütür herhangi bir delil ve emareye rastlanmamıştır. Sanığın Bakanlar Kurulunca standart depoya tanınmış sanığın kullanımındaki tır yönünden mutad sayılabilecek 780 litre akaryakıttan daha düşük miktarda olan ve araç üzerindeki 350 litre depo yanında ve 120 litre akaryakıtı da bidonda getirmesi eyleminde Petrol Kanunu'nun Ek 5. maddesine muhalefetinden sözedilemez. Gümrük İdaresince bilirkişi Hayati Çevik'in de raporunda belirttiği üzere ek vergiler alınmak suretiyle işlem yapılmalıdır. Eylem bu haliyle hüküm tarihi itibariyle 5607 sayılı Kaçakçılık ile Mücadele Kanununa da mümas bulunmamaktadır. Bu haliyle eylemin 5015 sayılı Petrol Kanunun Ek 5. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ile olanaklı bulunmadığı gibi bu haliyle gerek akaryakıtın gerekse nakilde kullanılan aracın da müsaderesinin yasal olarak mümkün bulunmadığı kanısına varılmıştır. Bu haliyle mevcut bilirkişi raporları ve sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına göre sanığın maddi unsurları yönünden oluşmayan eylem sebebiyle beraatına ve nakilde kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2011 gün ve 179725 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanığın kaçakçılık suçundan beraatine karar verilen somut olayda, Özel Daire çoğunluğu ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığın eyleminin 5607 sayılı Yasanın 3/1. maddesi kapsamında kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Olay, yakalama ve el koyma tutanağına göre, 22.09.2007 günü saat 16.21'de Bulgaristan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere Kapıkule Tır Gümrük Sahasına gelen P-R.. 0765…

…. seri nolu R...... pasaportlu, F...... P.....'nın sürücülüğünü yaptığı T.. S.. firması adına kayıtlı olan ve boş olarak giriş yapan B..K.F/BZ..G.S plakalı tır aracının, polis giriş ve gümrük tescil işlemlerini takiben risk kriterleri çerçevesinde X-Ray tarama cihazına sevkedildiği, yapılan aramada dorse altı şase rayları arasına tahtalar döşenmek suretiyle oluşturulan bölmede altı adet 14 litrelik ve üç adet 12 litrelik olmak üzere toplam dokuz adet bidon içerisinde 120 litre motorin ele geçirilerek araca el konulduğu ve sanık F...... P.....'nın yakalandığı,

Sanığın 1977 doğumlu ve Romanya vatandaşı olup şoförlük yaparak geçimini sağladığı,

Gümrük Müsteşarlığı Edirne Gümrük ve Muhafaza Müdürlüğünün 27.11.2007 gün ve 92867 sayılı yazısına göre, kaçağa konu motorinin ithali ve ihracı serbest olup, ithalinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun izni ve TSE'nin uygunluk belgesi bulunması ve ithalinin ihtisas gümrüklerinden yapılması gerektiğinin belirtildiği,

Sanık hakkında petrol kaçakçılığı suçundan, 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davasının açıldığı, mahkemece eylemin 5607 sayılı Yasanın 3, 10 ve 13. maddelerinde düzenlenen kaçakçılık suçunu oluşturduğu görüşüyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği,

Yerel mahkemece araç üzerine keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Polis memuru bilirkişinin 23.11.2007 tarihli raporunda; "Suç konusu motorin ticari mahiyet arz edecek miktarda olup kaçak eşya durumunda olduğundan Türkiye'ye sokulması yasaktır. Bu nedenle kaçakçılık olayının yapılmak istendiği kanaati hasıl olmuştur. Yakalanan kaçak motorin ülkeye getirilirken dorse altı şase rayları arasına tahta döşemek suretiyle oluşturulan bölmede gizlenmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Ancak bu bölümde ve diğer bölümlerde zula tabir edilen herhangi bir bölmeye rastlanılmamıştır" şeklinde görüş bildirdiği,

Oto tamir yedek parça ve kaporta ustası bilirkişi Ercan İnci'nin 20.11.2007 tarihli raporunda, araçta bir değişiklik ve zula tabir edilen bir bölmeye rastlanmadığını, araç deposunun 350 litrelik olup aracın teknik özelliklerine göre fabrika çıkışının 780 litre mazot alma kapasitesi olduğunu belirttiği,

T.Ü. Sosyal Bilimler M.. Gümrük İşletme Bölümü Öğretim Görevlisi bilirkişi H…

….. Ç…

…..'in raporunda; "Suç konusu 120 litre mazotla ilgili olarak 2006/10487 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 103/3. maddesinin uygulanması gerektiğinden, gerek Petrol Yasası ve gerekse Kaçakçılık Yasası hükümlerine temas eder bir özelliği bulunmamaktadır. Petrol Kanununun ticari amaçla petrol ticareti yapan kurum ve kuruluşlarla ilgili olduğu düşünülmektedir" şeklinde görüşünü açıkladığı,

Anlaşılmaktadır.

Sanık kolluk görevlilerince alınan ifadesinde, "Yakalanan mazotları bulunduğu yere ben koydum. Aracımın normal deposu çok küçük olduğu, 400 litre mazot aldığından ve Türkiye'de mazot pahalı olduğu için Bulgaristan'dan almış olduğum mazotu bidonlara koydum. Bu işi yapmamın nedeni şirket patronudur. Bize Türkiye'de mazot almamız için para vermiyor. Başımızın çaresine bakmamızı söylüyor. Bu şekilde mazot saklamaya bizi teşvik ediyor. Benim mazotları satma niyetim yoktu. Aracımın deposu boşaldığında mazotu dolduracaktım. İlk defa böyle bir olaya karışıyorum, daha önce de kaçakçılığa karışmadım",

Görevsizlik kararı veren Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan sorgusunda, "...Ana depo 400 litre mazot almaktadır, ben Tokat Turhal'a mal almaya gidecektim, depomdaki mazotun yetmeyeceğini düşünerek ayrıca arkadaşlarımdan tedarik ettiğim bidonlara suça konu mazotları koydum, amacım kaçakçılık değildi, kullandığım tırın orjinal deposu 600 litredir ve bir önceki seferimde arızalandığı için apar topar tamire verdik ve 400 litrelik depoyu monte ettik, orjinal depo halen tamirdedir, ben Türkiye'ye sürekli gelip giderim, Türkiye'ye 550 litre ile sınırlı mazotla gelmem gerektiğini biliyorum. Benim depom küçük olduğu için ayrıca 120 litrelik mazotu da bidonlarla getirdim. Yasal hakkımı kullandım, bidonlardakini daha sonra depoya aktaracaktım",

Yargılama aşamasında ise, "Ben R…

…….'da bulunan ve karayolu ile taşımacılık yapan bir firmada şoför olarak çalışıyorum. Suç tarihinde bu firmaya ait tır çekicisi ve dorsesi ile beraber Türkiye'ye Tokat'tan şeker almak üzere firmanın talimatı ile geliyordum, Kapıkule'den giriş yaptığım sırada gümrük memurları tırda yaptıkları aramada dorse altında şase rayları arasına tahta koymak sureti ile oluşturduğum bölmede 120 litre kadar akaryakıt buldular. Ben bunu Türkiye'ye kaçakçılık yapmak üzere getirmedim, satmayı ya da ticari amaçla değerlendirmeyi de düşünmedim. Akaryakıt benim Bulgaristan'dan satın aldığım akaryakıttır. B…

…… A…

…… Hudut Kapısında gümrüksüz satışı yapılan istasyondan söz konusu akaryakıtı aldım, şu an size faturasını sunuyorum. Benim kullandığım tırın akaryakıt deposu 400 litredir, fakat gerek Türkiye'nin ve gerekse diğer transit ülkelerin mevzuatları gereği bu tip tırların akaryakıt deposunun 550 ya da 600 litre olduğu açıktır. Fakat benim tırın 550 litrelik orijinal deposu aniden bozulunca yola acilen çıktığım için kolaylıkla bulabildiğim bu depoyu takabildim, bu akaryakıtı da bu nedenle buraya koydum, depo fazlası değildir. Kaldı ki depo fazlası olması halinde dahi Kapıkule'de fazla akaryakıtın gümrük idaresi tarafından alınıp bana fiş verileceği ve çıkışta da akaryakıtın bana iade edileceğini biliyorum. Fakat benim getirdiğim Türk mevzuatının bana tanıdığı haktır, kaçakçılık düşüncesiyle hareket etmedim, yol güzergahının uzunluğu da göz önüne alındığında kullanmayı düşündüğüm akaryakıttır" şeklinde savunmada bulunmuştur.

Uyuşmazlık konusu ile ilgili yasal düzenlemeler incelendiğinde;

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasasının 3. maddesinde suç ve kabahat oluşturan kaçakçılık eylemleri tanımlanmıştır.

Anılan maddenin 1. fıkrasında; "Eşyayı, gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın Türkiye'ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye'ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır" şeklinde düzenleme yer almaktadır.

Buna göre, bir eşyanın kaçakçılık fiiline konu olabilmesi için gümrük işlemine tabi tutulmadan yurda ithal edilmesi gerekmektedir. Suçun oluşumunda önem arz eden gümrük işlemlerinden, ithal ya da ihraç edilecek eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işleme veya kullanıma tabi tutulması anlaşılmalıdır.

İthalattaki gümrük işlemleri ile ilgili olarak; Gümrük Yasasının 33. maddesi uyarınca Türkiye Gümrük Bölgesine giriş çıkışların ancak gümrük kapılarından yapılabileceği, gümrük bölgesine giren ve çıkan taşıtların aynı Yasanın 34. maddesine göre gümrük gözetimine tabi olacağı, 36. maddesinde bu taşıtlarla gümrük bölgesine getirilen eşyaların da gümrük gözetimine tabi olup gümrük idareleri tarafından denetleneceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan Yasanın 39. maddesinde yer alan düzenlemeye göre ise, gümrük idarelerinin belirlediği veya uygun gördüğü yere gelen eşya, bunu Türkiye Gümrük Bölgesine getiren kişi veya eşyanın gelişinden sonra taşımasını üstlenen kişi tarafından gümrüğe sunulacak ve gümrüğe sunulan bu eşya ile ilgili özet beyan verilecektir.

46. maddeye göre gümrüğe sunulan eşyaya gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayin edilme zorunluluğu bulunmaktadır.

5607 sayılı Yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen kaçakçılık eylemine konu eşya, Gümrük Yasasının 3. maddesine göre her türlü madde, ürün ve değeri ifade etmektedir. Buna göre her hangi bir eşya suçun konusu olabilmektedir.

Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşılabilmesi için, motorlu ticari araçların ve özel konteynerlerin depolarında yurda getirilen yakıtlar konusuna da kısaca değinmekte yarar bulunmaktadır.

Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkındaki 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 103. maddesiyle,

" Motorlu ticari araçların ve özel konteynerlerin standart depolarında mevcut bulunan ve gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilecek yakıt miktarı;

a-) Tır çekicilerinde 550 litreyi,

b-) …

… Aşamaz

Eğer standart depo fazlası olarak petrol ürünü ele geçmişse, ele geçen petrol ürünü için litre başına 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Yasasına göre belirlenen Özel Tüketim Vergisi tutarının %50 fazlası tutarındaki vergi, tek ve maktu vergi olmak üzere (özel tüketim vergisi, katma değer vergisi ve gümrük vergisi dahil) tahsil edilir" şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Buna göre, standart depo fazlası olarak ürün getirildiği durumlarda, 5607 sayılı Yasa kapsamında kaçakçılık filli bulunmayıp, depo fazlası yakıt için sadece 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 103. maddesi uyarınca özel tüketim vergilerinin %50 fazlası ile tahsili gerekmektedir.

Anılan düzenleme sadece standart depo içerisinde bulunan yakıtları kapsamaktadır. Standart depo dışında getirilen yakıt, depodaki yakıtla birlikte muafiyet kapsamında kalsa dahi gümrük işlemine tabi tutulmamışsa kaçakçılık suçuna konu olabilecektir. Yine aracın motoruyla bağlantılı olmayan depoda getirilen yakıt da miktarı ne olursa olsun yine bu muafiyet kapsamı dışında kalacaktır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın yönetimindeki tır aracı ile yurda giriş yapmak üzere geldiği Kapıkule Tır Gümrük sahasında polis giriş ve gümrük tescil işlemlerinden sonra aracında yapılan aramada, dorsenin altında bulunan şase rayları arasına tahtalar döşenerek oluşturulan bölmede suç konusu 120 litre motorin ele geçirilmiş olup, aracın standart deposu dışında gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın yurda sokma eyleminde 5607 sayılı Yasanın 3/1. maddesi kapsamında kaçakçılık suçunun maddi unsurunun oluştuğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte kullanılan aracın orjinal deposunun 780 litre hacminde olduğunun bilirkişi raporu ile belirlenmesi ve aksi kanıtlanamayan savunmalara göre; 780 litrelik orijinal deponun arızalanması nedeniyle 350 litrelik daha küçük bir depoyu zorunlu ve geçici olarak araca taktıran sanığın, kullanılan aracın standart deposunda 550 litre miktarındaki yakıtı vergiden muaf olarak yurda getirilebileceğini de düşünerek, içinde 120 litre motorin olan dokuz adet bidonu araca yerleştirdiği, ele geçen bidonlardaki 120 litrelik yakıt ile geçici olarak takılan 350 litrelik depodaki yakıt toplamının 470 litre olduğu ve 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 103. maddesi kapsamında tır çekicilerinde gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilecek yakıt miktarı olan 550 litrenin altında kaldığı görülmektedir.

Standart deposu ile 550 litre yakıtı vergiden muaf olarak getirme hakkı olduğunu bildiğini aşamalardaki savunmalarında ifade eden sanığın, geçici depodaki yakıt ile bidonlarda getirdiği yakıt toplamı bu miktarı geçmediği için, gerçekleşen olayda kaçakçılık suçunun manevi unsurunun oluşmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

Bu itibarla, 5607 sayılı Yasanın 3/1. maddesi kapsamında kaçakçılık suçunun unsurlarının oluşmadığını ve suç konusu motorinin 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Kararın 21 Haziran 2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişik 103/3. maddesi kapsamında vergilerinin %50 fazlası tutarının tahsil edilerek yurda sokulmasının bu olayda uygulamasının olanaklı olduğunu kabul eden yerel mahkeme hükmü isabetli olup onanmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2008 gün ve 457-618 sayılı direnme hükmünün ONANMASINA,

2- Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2011 günü oybirliği ile karar verildi.